(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında Ankara 17. İcra Müdürlüğü 2007/9656 sayılı dosyasında başlattığı takip dayanağı sözleşmeden kaynaklanan kefaletin ve borcun sözkonusu olmadığını bildirerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının. Ş... Ltd. Şti'ne olan kefaleti sebebiyle müvekkili bankaya borçlu bulunduğunu ve borcun ödenmediğini, davacının hakkında yapılan takibe vaki itirazından da vazgeçtiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2007/8656 Sayılı takip dosyasının dayanağını teşkil eden Genel Kredi Sözleşmesinde davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, davacının takip dosyasına yaptığı 17.04.2008 tarihli itirazını 21.04.2008 tarihli dilekçesiyle geri aldığı ve 24.04.2008 tarihli dilekçesiyle yine takibe itiraz ettiği, davacının 3. dilekçesini de 7 günlük itiraz süresi içerisinde verdiği, davacının 21.04.2008 tarihli dilekçesiyle itirazını geri aldığı düşünülmüş ise de, daha sonraki dilekçesiyle yeniden itiraz etmiş olması sebebiyle borcu olmadığı halde ödeme konusunda yanıltıldığı, bu dilekçesinin borcun kabul ve ikrarı anlamında değerlendirilemeyeceği, davacının kefil olduğu kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir borcun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı borçlu A. C., icra dosyasına sunduğu 21.04.2008 tarihli dilekçesinde, 17.04.2008 tarihli dilekçesinde belirttiği itirazından feragat ettiğini bildirmiş, aynı icra dosyasına sunduğu aynı tarihli mal beyanına dair dilekçesinde ise, borcu kabul ediyorum ve ödeyeceğim demek suretiyle davanın temelini oluşturan takip konusu borcu açıkça kabul ettiğini bildirmiştir. Anılan dilekçelerdeki takibe itirazdan feragat ve borcu kabul beyanları davacıyı bağlar. Mahkemece, borçlunun mal beyanı dilekçesindeki borcu kabul beyanı gözetilmeden itirazından vazgeçmesine dair dilekçedeki beyanının değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy