(4721 S. K. m. 856)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı S.'nin davalı bankadan çekmiş olduğu kredi borcunun teminatı olarak dava dışı M.H.'ye ve müvekkiline ait iki taşınmazın ipotek olarak verildiğini kredi ödemeleri düzenli bir şekilde yapılmaya devam ederken davalı bankanın 08.10.2008 tarihinde kredi borçlusu S.'den olan bakiye 39,924,93 TL. alacağını diğer davalı H.'ye müvekkiline ait taşınmazdaki ipotek güvencesiyle birlikte temlik ettiğini, buna istinaden davalı H.'nin de Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/13237 sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, bu arada M.H. tarafından verilen ipoteğin fek edilerek müvekkilinin durumunun ağırlaştırıldığını, kredi borcu taksitler halinde ödenirken temlik sonuca borcun tamamının bir seferde ödenmesi durumuyla karşı karşıya bırakıldığını, M. H.'nin kredi borçlusu S.'nin yetkilisi ve hâlihazırda tasfiye memuru olduğunu, adı geçenin aynı zamanda davalı H.'nin de yetkilisi olduğunu, bu kişinin yapılan usulsüz temlikle taşınmazını ipotekten kurtarıp tasfiye memuru olduğu şirkete karşı takip yaptırarak müvekkiline ait gayrimenkulü muvazaalı bir şekilde sattırmak İstediğini belirterek müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı H. vekili, M. H.'nin verdiği ipoteğin kaldırılmadığını, davacının durumunun ağırlaştırıldığı iddialarının doğru olmadığını, iddia edilen hususların ipoteğin kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığını, alacağı temlik alan müvekkiline ödeme yapılmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı vekili, temlik sonucu müvekkilinin ipotekte taraf ve alacaklı sıfatının kalmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının durumunun ağırlaştırıldığı iddialarının doğru olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı bankanın temlik sonucunda alacakla ve ipotekle ilgisi kalmadığı, bu itibarla davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceği, alacağı temlik alan davalı H.'nin ipotekte de hak sahibi olup borcun ödenmediği, ipoteğin kaldırılmasının şartlarının gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 01.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy