(2004 S. K. m. 45, 150/A)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmasız davalılar vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili ile davalılar vekili gelmiş, ihbar olunan taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dava ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla girişilen üç ayrı takibe vaki itirazların iptali istemi ile açılmıştır.
Davalılar vekili davacının ihbar olunan Hatem İnş. AŞ'nden alacaklı olduğunu ve adı geçen tarafından keşide olunan çekleri, teminat maksadıyla davalı şirkete ciro ettirdiğini, müvekkillerinin davacı ile ihbar olunan arasındaki alt ilişkiye taraf olmadıklarını; tesis edilen ipoteklerin üst sınır (limit) ipoteği olduğunu ve fazlasının talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının 27.5.2010 tarihli dilekçesinin davayı alacak davası olarak ıslahı niteliğinde sayılmasına; esas hakkında ise davacının her üç takipte şahıslar aleyhine haciz ve ipoteğin paraya çevrilmesini talep ettiği, İcra ve İflas Kanunu'nun 45 inci maddesine göre alacağın ipotekle teminat altına alınması halinde haciz yoluyla takibe girişilemeyeceği ve alacak davası açılamayacağı; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte asıl borçlu ile taşınmazları üzerinde ipotek tesis eden kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu ancak davacının asıl borçlu şirketi takipte göstermediği, davacının öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıp, rehin açığı çıkarsa dava açması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın, davacının ıslah dilekçesi gözetilmek suretiyle alacak davası olarak ve genel hükümler çerçevesinde incelenmesi gerekirken, İcra ve İflas Kanunu'nun 45 inci maddesi çerçevesinde ve takip hukukuna ilişkin yasal düzenleme çerçevesinde yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı yanın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı yana verilmesine, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 22.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy