(6762 S. K. m. 25) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan mal alıp karşılığında 5.8.2006 keşide tarihli 22.677,00 YTL bedelli çek verdiğini, davalının sattığı malların ayıplı çıktığını, davalıya malları geri alıp çeki iade etmesi gerektiği bildirildiği halde, davalının malları geri almadığı gibi çeki de icra takibine koyduğunu ileri sürerek çekten dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş. 22.02.2007 tarihli dilekçesiyle çek bedelinin davalıya ödendiğini belirtip davanın istirdat davası olarak görülmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının aldığı malların bedelini ödememek için malların ayıplı olduğunu öne sürdüğünü, TTK'nun 25/3. maddesi gereğince emtiaların ayıplı olduğu, teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün, açıkça belli değilse sekiz gün içinde muayene edip satıcıya ayıp ihbarında bulunmak zorunda olduğunu, davacının ise malları 4.4.2006 tarihinde alıp aradan dört ay geçtikten sonra dava açtığını, malların ayıplı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının yaptırdığı tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda malların ayıplı olduğunun belirtildiği, TTK'nun 25/3. maddesi gereğince davacının emtiayı teslim almasından itibaren ayıp açıksa iki, açık değilse sekiz gün içinde muayene ederek veya ettirerek davalıya bildirmesi gerektiği halde davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalının temyizi vekalet ücretine yöneliktir. Dava maddi tazminata ilişkin olup, nispi vekalet ücretine tabidir. Dava red olunduğuna göre kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına nispi vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücreti verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy