(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 288)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan satın aldığı araç karşılığı davaya konu 5.500 TL'lik senedi verdiğini, borcun tamamını ödemesine rağmen senedin takibe konulduğunu bildirerek senet sebebiyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarını H.U.M.K.288/1 maddesine göre senetle ispatlaması gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının iddialarını yazılı belgeyle ispatlayamadığı, davalının, kendisine teklif edilen yemini davacıya reddettiği, davacının da, davaya konu senedi davalıdan satın aldığı 1. aracın alışverişi sebebiyle verdiği ve 1. aracın borcunu tamamıyla ödediği hususunda yemin ettiği, davalının takipte haksız ve kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu bono bedelinin tamamen ödenmiş olduğu, davalı tarafından davacıya reddedilerek teklif edilen taraf yeminiyle anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davalının ödenmiş senedi takibe koymakla kötüniyetli olduğu kabul edilerek, davacının bu konudaki talebi de gözetilerek İ.İ.K. nun 72/5 maddesi uyarınca davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddinde isabet görülmemiştir.
Souç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 12.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy