(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki mevduat hesaplarına girilerek para çekme korsanları tarafından toplam 3.500.-TL çekildiğini, davalının kusurlu ve sorumlu olduğunu, yapılan takibe davalının itiraz ettiğini, çekilen 3.500.-TL ile 3.000.-TL manevi tazminatın %45 inkar tazminatı ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, duruşmada ise; alacak olarak açtığı davaya itirazın iptali davası olarak devam edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile banka arasında Bireysel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, dava konusu işlemlerin davacının şifre ve parolası girilerek gerçekleştirildiğini, davalının kusurunun bulunmadığını, davacı zararının kendi kusurundan kaynaklandığını, banka uygulaması ile zarar arasında nedensellik bağının ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu olayda tarafların müterafik kusurunun bulunduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davalının müterafik kusurundan kaynaklanan yükümlülüğünün 2.153.44.-TL olduğu, davacının da olayda kusurlu olduğunun kabul edildiği ve hesaptan para çekilmesinin davacının kişisel haklarına bir saldırı niteliğinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine, takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 2.153.44.-TL üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 2/5, davalı bankanın 3/5 oranında kusurlu bulunduğu belirtilmiştir.
Davacının kimsenin bilmemesi gereken ve korumakla yükümlü olduğu şifre, parola gibi kişisel bilgilerini koruyamadığı, bu konudaki özen yükümlülüğünü ihmal ettiği sabit olmadığı sürece davacı müşteri bankada bulunan paranın internet bankacılığı yoluyla başka hesaba aktarılmasından dolayı sorumlu tutulamaz. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davacının da kusurlu bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 23.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy