(5411 S. K. m. 108, 130, 135) (2004 S. K. m. 59, 106, 110, 111, 264, 268) (6183 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı T. Vakıflar Bankası T.A.O vekili ile davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Asıl ve birleşen şikayetler sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
Şikayetçi TMSF vekili Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde koydukları hacizlerin ilk hacze iştirak ettirilmemesinin yasaya aykırı olduğunu (m.21/1);
Birleşen dosya şikayetçisi banka vekili şikayet olunanın haczinin düştüğünü ve taşınmaz üzerine tesis edilen garame ipoteğinin dikkate alınmadığını ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Şikayet olunan banka vekili TMSF alacağının 5411 s. Bankacılık Kanunu'nun 108,130 ve 135 inci maddeleri kapsamında olmadığını ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilemeyeceğini; İcra ve İflas Kanunu'nun 111 inci maddesi kapsamında yapılan taksitlendirmeler nedeniyle hacizlerinin düşmediğini bildirerek şikayetin reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesi'nce asıl şikayetin TMSF alacaklarının Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında olduğu gerekçesiyle kabulüne; birleşen şikayetin ise T. Vakıflar Bankası T.A.O. lehine ipotek tesis edildiğinde tapu kaydından anlaşılan başka hacizlerin bulunduğu ve adı geçene para artmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm şikayetçi T. Vakıflar Bankası T.A.O. vekili ile şikayet olunan T. Halk Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
1- Şikayetçi T. Vakıflar Bankası T.A.O. vekilinin temyiz itirazı şikayet olunan T. Halk Bankası A.Ş. haczinin düştüğüne yönelik iddianın incelenmediği noktasındadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 106 ve 110 uncu maddeleri birlikte değerlendirildiğinde taşınmaz üzerine kesin haciz konulmasından veya konulan ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesinden (İİK. m. 264) itibaren iki yıl içinde masrafını da vermek suretiyle (İİK. m. 59) satış istenmesi gerekir; aksi halde satış düşer. İcra Mahkemesi'nce bu yön üzerinde durulmadığı gibi şikayet olunanın İcra ve İflas Kanunu'nun 111 inci maddesinde gösterilen şekilde taksitlendirme yapıldığı yönündeki savunması da değerlendirilmediğinden eksik inceleme ile kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Şikayet olunan T. Halk Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazi ise TMSF alacağının Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında olmadığı yönündedir. Bu itiraz yerinde değil ise de, hacze iştirake ilişkin İcra ve İflas Kanunu'nun 268 inci maddesinin son cümlesi rehinden önce ihtiyati ya da icrai haciz bulunması halinde amme alacağı dahil hiçbir haciz rehinden önceki hacze iştirak edemez şeklindedir. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası da rehin haklarını saklı tutmuş; birinci fıkraya 08.04.2006 tarihinde 5479 sayılı Yasa'nın 4 üncü maddesi ile eklenen son cümle ile sadece vergi alacakları bu uygulamanın dışına çıkartılmıştır.
Somut olayda T. Halk Bankası A.Ş.'nin haczi 15.06.2001 tarihinde konulmuştur. Eğer üst fıkrada açıklanan inceleme sonunda bu haczin düşmediği saptanırsa, şikayetçi T. Vakıflar Bankası T.A.O.'nın 10.09.2003 tarihinde tesis edilen ipoteğinden sonra 25.05.2005 günü TMSF tarafından konulan haczin de T. Halk Bankası A.Ş.'nin haczine iştirak edemeyeceği dikkate alınmalıdır. Eğer bu haciz düşmüşse, bu kez TMSF tarafından Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre konulan haczin, kendisinden önce T. Vakıflar Bankası T.A.O. lehine tesis edilen ipoteğe katılma hakkı bulunmadığı gözetilmelidir. Eksik inceleme ile verilen karar, açıklanan bu yönden de bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 sayılı bentlerde açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 16.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy