(2004 S. K. m. 168)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan H. Ş.'in müvekkilinin yanında çalıştığı sırada müvekkilinin bankadan çekeceği kredinin teminatı olarak bankaya götürülüp teslim edilmek üzere 25.6.2006 vade tarihli 12.000 TL bedelli senedi davalıya ciro edip verdiğini, davalının senedi bankaya teslim etmek yerine icra takibine koyduğunu, daha sonra da icra takibinden kaynaklanan alacağını diğer davalı M. D.'a 18.12.2008 tarihli temliknameyle devrettiğini ileri sürerek müvekkilinin davalılara senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı H. Ş. vekili, davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin davacıya kayısı satıp davaya konu senedi aldığını, müvekkilinin elinde davacı adına düzenlenmiş olan müstahsil makbuzları bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı M. D., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, teminat olarak kredi çekmek üzere bankaya ibraz edilecek bir senedin ibraz edilmemesi olayının davacı şirket tarafından fark edilmemesinin mümkün olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, davacı şirketin kayısı alım satımı işi ile uğraştığı, senedin davalı H.'e kayısı alım satımı ya da çalışmasına karşılık verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gerekçesiyle davanın ve davalılardan H. Delibaş'ın %40 tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu bononun ihdas nedeni bölümünde nakden kaydı bulunmasına rağmen davalı H. Ş. vekili cevap dilekçesinde senedin müvekkilinin davacıya kayısı satması sebebiyle malen düzenlendiğini savunmuştur. Bu durumda somut olay bakımından ispat külfeti senedin ihdas nedenini talil eden davalı tarafta olduğu halde mahkemece ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 12.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy