(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı ve davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. S. S. ile davalı vek. Av. İ. Ş.'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, kira bedeli karşılığı verilen ve icra takibine konan 4 adet bononun bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalı vekili, bonoların para borcuna karşılık olmak üzere düzenlendiğini, senetlerin kira sözleşmesi ile ilgisi olmadığını, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bonoların kira akdine ilişkin olduğuna dair bonolar üzerinde bir kayıt olmadığı gibi bu konuda yazılı delil de ibraz edilmediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İcra ve İflas Kanunu'nun 72,IV hükmü uyarınca "(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde kırktan aşağı tayin edilemez." Menfi tespit davasında verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle borçlunun inkar tazminatına mahkum edilmesinin amacı, Kanunun bu hükmünde açıkça belirtildiği gibi uygulanan tedbir kararından dolayı alacaklının alacağını geç almaktan kaynaklanan zararını tazmin etmektir. Dosya içeriğinden tedbir kararının infaz edildiği anlaşılmaktadır. Bu yönler gözetilerek mahkemece davalı vekilinin bu konudaki talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 900.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.02.2012 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy