(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki vadesiz mevduat hesabından bilgisi ve talimatı olmaksızın toplam 170.000 TL çekilip, hesabın boşaltıldığını, para çekim işlemlerine ait dekontlarda müvekkilinin imzası bulunmadığını, müvekkilinin bu maddi kaybı sebebiyle davalı bankanın tamamen kusurlu ve sorumlu olduğunu, zararın karşılanması için tebliğ edilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, alacağın tahsili için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, bazı banka çalışanlarının şube müşterilerinin kredi hesaplarından bilgileri dışında kullandıkları usulsüz kredileri zimmetlerine geçirmeleri ve bu zimmet paralarını yine banka müşterisi olan kişilerin ve şirketlerin hesaplarına aktardıklarının tespit edildiğini, bu sebeple Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar ve şikayette bulunulduğunu ve soruşturma başlatılıp, davacının da sanık sıfatıyla yargılandığı ceza davasının halen derdest olduğunu, davacı tarafça talep edilen miktarların davacıya ait olmayıp, zimmet parasıyla finanse edildiğini ve zimmet parasının kapatılmaya çalışılmasında kullanıldığını, davacının müvekkili bankadan bir alacağı olmadığı gibi aksine davacı ve suç ortakları sebebiyle müvekkili bankanın ciddi miktarda maddi zarara uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre hesaptaki paraların davalı banka müşterilerine banka çalışanları T. B. ve İ. Ö. tarafından bilgileri dışında kullandırılan usulsüz kredi işlemlerinden kaynaklanan zimmet paraları olduğu, davacının, davalı banka şubesindeki hesabından çekilen paraların davacıya ait olmadığı usulsüz kullandırılan kredilerden elde edilen zimmet paraları olduğu, bu sebeple davacının herhangi bir hak ve alacağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yan savunmasında, bazı banka çalışanlarının şube müşterilerinin kredi hesabında bilgileri dışında kullandıkları usulsüz kredileri zimmetlerine geçirip, bu zimmet paralarını yine başka banka müşterilerinin hesaplarına aktarıldığının tespit edilip, bu sebeple Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar ve şikayette bulunulduğu ve davacının da sanık sıfatıyla yargılandığı, ceza davasının halen derdest olduğunu, davacı tarafça talep edilen miktarların davacıya ait olmayıp zimmet parasıyla finanse edildiğini iddia etmiştir.
Davacı vekili, yargılama sırasında, Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/19 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesini istemiştir.
B.K.nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince saptanan maddi olgular hukuk hakimini bağlayacağından mahkemece davacı hakkında ceza mahkemesinde açılan dava sonucu beklenilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 14.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy