(2004 S. K. m. 68) (6100 S. K. m. 331) (1086 S. K. m. 425) (1136 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davaya konu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, genel kredi sözleşmesindeki kefalet borcu sebebiyle yapılan icra takibi sırasında, gönderilen ödeme emrine itirazda bulunulmamasından dolayı kesinleşen takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının kefil sıfatıyla sorumlu olduğu genel kredi sözleşmesindeki borcun bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibarıyla 38.243 TL olduğu, takibin ise 38.267 TL üzerinden yapıldığı, yargılama sırasında davalı banka tarafından takip dosyasındaki borcun sona erdirildiğinin bildirildiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararı tarafların vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kendisine hesap özeti ve kat ihtarı gönderilen davacının itirazda bulunmaması sebebiyle söz konusu hesap özetinin İ.İ.K.nun 68/1. madde hükmünde düzenlenen belge niteliğinde olduğu, borcun da hesap özeti esas alınarak hesaplandığı belirtilmiştir. Davacı vekili, gerekçelerini de bildirerek hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etmiş olmasına rağmen itiraz dikkate alınmaksızın mahkemece bu bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir.
Oysaki bilirkişi raporunun banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan düzenlenmesi doğru olmadığı gibi, genel hükümlere göre açılan menfi tespit davasında uygulama yeri bulunmayan İ.İ.K.nun m. 68/1 hükmü uyarınca görüş bildirilmesi de isabetsizdir. Öte yandan davalı bankanın 14.12.2010 tarihli yazısında takipten önceki bir tarih olan 16.3.2010 günü 2.000 TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş olduğu halde, bu yazı da bilirkişi raporunda dikkate alınmamıştır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik incelemeye dayalı ve konusunda uzman da olmayan bilirkişinin raporuna göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmeder (H.M.K.m. 331,1; H.U.M.K.m. 425). Avukatlık Asgari Ücret Tarife'sinin 6. maddesine göre davanın konusuz kalması sebebiyle anlaşmazlık, delillerin toplanmasına dair ara kararının gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Belirtilen Kanun maddeleri ve Tarife kuralları gözetilmeden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle bir (1) numaralı bentteki açıklamalar çerçevesinde tarafların dava tarihi itibarıyla haklılık durumunun belirlenmesi, daha sonra ise (2) numaralı bentteki hukuki esaslar çerçevesinde bir hüküm kurulmasından ibaret olup, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 04.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy