(765 S. K. m. 51, 62, 450, 448)
Dava: Sinan'ın taammüden öldürmekten, Demir ile Yaşar'ı taammüden öldürmeye tam derecede teşebbüsten sanık Mustafa'nın yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin, (Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi)nden verilen 8.11.1992 gün ve 257/245 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan, dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; adli araverme nedeniyle CMUK.nun 423. maddesi gereğince acele ve tutuklu işleri görmeye yetkili Nöbetçi Ceza Kurulu'nca duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın adam öldürme ve öldürmeye tam teşebbüs suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş, sanık vekilinin TCK.nun 79. maddesinin tatbiki gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazları kabul edilebilir nitelikte sayılamamış,
Ancak;
1 - Sanığın; Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davanın olay günü yapılan duruşmasından çıktıktan sonra maktül Sinan tarafından darp edildiğine ve bu davranışın yarattığı kızgınlıkla eylemleri yapmış bulunduğuna ilişkin savunmasının sair beyanlarla ve 5 gün iş ve üçten kaldığına ilişkin belge ile doğrulanması karşısında "tasarlama halinin kabulü için zorunlu ögelerden bulunan, eyleme karar verme, kararlılığını sürdürme ve eylemi gerçekleştirmede soğukkanlılık, sebat ve ısrar halinin oluşmadığı ve sanığı tahrik eden darp fiilinden sonra ruhsal sukunetini sağlamaya yeter sayılabilecek makul bir sürenin geçmemiş bulunduğu gözetilmeden TCK.nun 448. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, eylemleri vasıflandırmada hataya düşülerek tasarlamanın varlığı benimsenmek suretiyle hüküm kurulması,
2 - Sanığa yönelik olarak müdahil Demir'in "hakaret ve ürüne zarar vermek", maktül Sinan'ın ise "darp" eyleminin dosyaya yansımış biçimiyle sanık lehine ancak adi tahrik sayılabileceği, mağdur Yaşar'ın ise sanığa yönelttiği herhangi bir haksız davranışının somut olarak saptanmadığı gözetilmeden soyut kabuller ile maktül ve mağdurların olaydan önce bir kaç kere sanığı dövdüklerine, zaman zaman tahrik ettiklerine ve onu kovaladıklarına işaret edilerek bu konudaki savunmalar kanıtlanmadan öldürme ve öldürmeye kalkışma eylemlerinde sanık lehine TCK.nun 51/2. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı bulunduğundan ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede ileri sürdüğü temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden maktül Sinan'ın öldürülmesiyle ilgili hüküm yönünden resen de incelemeye tabi bulunan hükmün, aleyhe temyiz olmaması hali gözetilerek her bir eylemle ilgili olarak kurulacak hükümlerde kazanılmış hakka riayet koşuluyla (BOZULMASINA), 10.8.1993 günü oyçokluğuyla karar verildi. (YKD OCAK 1994)
Full & Egal Universal Law Academy