(1412 S. K. m. 326)
Dava ve Karar: Çocukları A. Pölüt ve T. Pölüt ile kayınvalidesi A. Sipahi'yi aynı sebep ve kısat altında taammüden ve de yakarak öldürmekten ve de karısı R. Pölüt ile kayınpederi A. Sipahi'yi aynı sebep ve kasıt altında taammüden öldürmeye tam derecede teşebbüsten sanık Ö. Pölüt ile işbu adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarına ferarı iştirakten ve de yardım ve müzaharette bulunmaktan sanık A. Karasel'in yapılan yargılanmaları sonunda;
Hükümlülüklerine ilişkin Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 1.11.1990 gün ve 23/109 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; Dairemizin 20.2,1991 gün ve 3558/423 sayılı kararı ile bozulmuş, ilk hükümde direnmeye ilişkin aynı mahkemeden verilen son hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca sanık vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın özel daireye gönderilmesine karar verilmekle, dosya Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; Sanık Ö. Pölüt hakkında duruşmalı, diğer sanığın temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi Kararı:
Mahkemece 2.5.1991 günlü duruşmada 20.2.1991 günlü bozma ilamının 1/B ve 2/B bentlerinde belirtilen bozma nedenlerine karşı direnme kararı verildiği halde, tahkikatın sürdürülmesi sonunda bu kez (israr)dan dönülerek, bozmaya uyularak hüküm kurulmuştur.
Usul hukuku sistemimiz içersinde Hakim değiştikçe veya zaman geliştikçe mahkemenin bu tür kararından dönebilmesi, hukukta aranan kararlılık esaslarıyla bağdaştırılamaz. Bunun yanında direnme kararına konu olan husus artık mahkemenin elinden çıkmış, tasarruf ve değerlendirmesi haricinde kalmış bir husustur.
Mahkeme bu itibarla önce direndiği konuda yeniden bir işlem yapamaz.
Bu bakımdan usuli çelişki ihtiva eden son karar önce usul yönünden bozulmalı, bu bozma ile hüküm tamamen ortadan kalkmalı ve yerel mahkemeye yeni baştan (uyma) ya da (uymama=direnme) kararı verebilme imkanı yaratılmalıdır.
Ancak, bu usulü bozmadan sonraki aşamada mahkeme uyma kararı vererek hüküm kurabilecektir.
Hukuki ve usuli tıkanma yolu bu suretle açılıp, çözüm olanağı sağlanmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle sanıklar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmekle, kısmen resen de temyize tabi hükmün sair yönleri incelenmeksizin tebliğname veçhile BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy