(765 S. K. m. 33, 55, 59, 51, 448)
Dava: Canavarca bir his ile veya işkence ile Ali'yi öldürmekten sanık Erdoğan'ın yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ve diğer sanık İbrahim'in üzerine atılı müsnet suçtan beraatine ilişkin, istanbul İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 21.01.1994 gün ve 26/15 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil tarafından istenilmiş olduğundan, dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın adam öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, toplanan delilleri isabetli bir şekilde değerlendirilerek hırsızlık suçundan sanığın beraatine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde adam öldürme suçuna ilişkin bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, müdahil vekilinin olayda ağır tahrik bulunmadığına, sanığın yaşının büyük olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, vesaireye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hırsızlık suçundan verilen beraat hükmünün tebliğnemedeki düşünce gibi (ONANMASINA).
2- Adam öldürme suçuna ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
A- Canavarca bir his sevki ile adam öldürmek, sırf öldürmüş olmak için öldürmek, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmek, işkence ve tazip ile öldürmek ise, öldürme eyleminde önce öldürülecek olana karşı azap ve işkence yapmayı hedef tutan, ölümü meydana getirmek bakımından zorunlu olmayan vahşice davranışlarda bulunmak olarak tanımlanır.
Her iki halde de; sadist bir duygu ve düşüncenin eyleme egemen olduğu belirlenmelidir.
Olayımızda ise, küçük yaştaki sanığın olay gecesi zorla ırzına geçen maktülü bu olayın doğurduğu şiddetle gazap ve üzüntünün etkisiyle penisini kesip, ardı ardına yaptığı bıçak darbeleriyle öldürdüğünün açıklıkta anlaşılması karşısında, TCK.nun 448, 51/2, 55/3, 59. maddelerin uygulanması suretiyle cezalandırılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabule göre de;
A- Sanığa, TCK.nun 55. maddesinin uygulanmasından önce TCK.nun 450/3, 51/2. maddeleri uyarınca verilen cezanın yirmidört yıl ağır hapis cezası olarak belirlenmesi, TCK.nun 55/3. maddesi gereğince her fiil için verilecek cezanın ondört yıldan fazla olamayacağı gözönünde tutularak, 59. madde gereğince indirimin bu miktar hapis cezası üzerinden yapılması gerektiği halde, yanlış hesaplama sonucu sanığa fazla ceza verilmesi,
B- TCK.nun 33. maddesinin uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde bu maddenin uygulanmamasına karar verilmesi,
Sonuç:Yasaya aykırı, müdahil vekilinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki isteme kısmen uygun şekilde BOZULMASINA 27.09.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy