(765 S. K. m. 65, 448) (6136 S. K. m. 13)
Dava: Ramazan ...nu öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanıklar Ali ..., Ergin .. ile Ali ..ın yapılan yargılanmaları sonunda; beraatlerine ilişkin Manisa Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 23.2.1994 gün ve 66/36 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Cumhuriyet Savcısı ile müdahil taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğ name ile Dairemize gönderilmekle; İncelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Elde edilen delillerin Ali ...ın hükümlülüğüne yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan Cumhuriyet Savcısının, müdahiller vekillerinin sübuta yöneltilen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile adı geçen sanığa ait hükmün tebliğ namedeki düşünce gibi oybirliği ile ONANMASINA,
2-Sanıklardan Ali .. ve Ergün ...e ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dosyanın incelenmesi sırasında üyelerden Osman ... ve Şeydi ... yüzleştirme tutanağı düzenlenirken bulunması muhtemel Hemşire ve doktorların araştırılıp, ifadelerinin alınmasından sonra hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüşler, soruşturmanın genişletilmesi yolundaki bu istemin oy çokluğu ile reddine karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Taksi şoförlüğü yapan maktül Ramazan ... 24.3.1993 günü ağır yaralı olarak konduğu taksisinin bagajında 25.3.1993 günü tanık Mustafa ... tarafından bulunmuş, kaldırıldığı hastahanede 14.4.1993 günü ölmüştür.
Ölüme neden olan atışların hangi sanık tarafından yapıldığı ve TCK.nun 65. maddesine uyar şekilde dayanışma içinde hareket eden üç sanıktan bir tanesinin kimliği tespit edilememekle birlikte diğer iki sanığın Ali ... ... ve Ergin ... olduğu maktülün 1.4.1993 tarihli ifadesi, 31.3.1993 tarihli yüzleştirme tutanağı ve dosya içeriğinden açıklıkla anlaşılmasına rağmen yazılı gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,Yasaya aykırı, yerel Cumhuriyet Savcısı ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden adı geçen sanıklara ilişkin hükmün tebliğ namedeki isteme aykırı şekilde BOZULMASINA, Üye O... ile S...in onamaya ilişkin karşı oyu ile oyçokluğu ile 28.09.1994 günü karar verildi.
1- Jandarma Astsubay Başçavuş ...un son soruşturmada yeminli anlatımında; üç sanığı maktülün tedavi gördüğü Üniversite Hastahanesi polikliniğine götürüp, bunları sabahleyin tek tek maktüle gösterdiğinde maktülün teşhis konusunda tepki göstermediğini, bunlardı demediğini, öğleden sonra ikinci kez birlikte götürdüğünde yanyana konulan sanıklardan ortada duran Ali ..ı teşhis edemediğini, sanıklar Ali ... ile Ergin ...ü eli ile gösterip bunlardı, Ali ...nın elinde tabanca vardı demek suretiyle tanıyıp, teşhis ettiğini, mahkemece sorulmak üzere teşhisde Doktor ile herhalde hemşirenin olduğunu belirtmiş, 31.3.1993 tarihli teşhiste hazır bulunan jandarma uzman Çavuş M... ise sanıkların sabahleyin bir defa tek tek, öğleden sonra da topluca iki defa maktüle gösterildiklerinde maktülün önce sanıkları teşhis edemediğini, üçüncü kez gösterildiklerinde eli ile iki baştaki sanıkları gösterip, anlaşılmaz sözler söyleyerek gevelediğini, başkacada beyanda bulunmadığını açıklamış, her iki tanığın dinlendiği sırada hazır olan sanıklar Ergin ile Ali ... da Mahmut ...in anlatımını doğrulamışlardır. Bu hal karşısında tanık Başçavuş Y...un maktüle izafe ettiği suçlayıcı ifadeye ve bu konudaki açıklamalarına tam bir vicdan huzuruyla itibar edebilmek olanağı kalmamaktadır. Öte yandan maktülün 31.3.1993 tarihini taşıyan gerçekte ise 1.4.1993 te alındığı anlaşılan ifadesi altındaki imza ile 31.3.1993 günlü teşhis tutanağındaki imzanın grofolojik farklılık arzetmeside bu beyanların gerçekçi ve samimi olduğuna dair itimadı da zayıflatmaktadır. Kaldı ki tanık Yasin'in son soruşturmadaki beyanında mahkemenin sorularını cevaplandırırken doğrusunu söylemek gerekirse diye söze başlamakla, kendisinin dahi doğruluğunu tam tasdik edemediği bir kuşkuya işaret ederek şüphe halini arttırır bir görüntü sergilemektedir. Oysa sübuta götüren tek kanıt maktüle aidiyeti kabul edilen ve samimi olduğuna şahadet edilen suçlayıcı ifadedir. Bu nedenledir ki maktülün anlatımının ne denli gerçekçi olduğunun mümkün olan en üst düzeyde saptanmasında kesin zorunluluk vardır. Bu mecburiyet maktülün ifadesi alınırken görevliler yanında olduğu ifade edilen nöbetçi hekim ile hemşirenin belirlenmesini ve kendilerinden mezkur ifadenin ve teşhislerin hangi koşullarda alındığının sorularak zabtın inandırıcılığının saptanmasını gerektirmektedir. Soruşturmanın bu doğrultuda genişletilmemesi eksiklik olduğundan sayın çoğunluğun esası incelemesini isabetli bulamıyoruz.
2- Kabule göre de sanıklar Ali ... ile Ergin ...ün maktülü öldürdüklerine dair maktülün kendisine aidiyeti dahi şüpheli olan kuşkulu 31.3.1993 tarihli jandarma ifadesi ve Yasin ...un kuşkuları arttıran beyanı dışında hükümlülüğe yeter kanıt bulunmadığından kuşku sanık yararına kabul edilir ilkesinden hareketle yerel mahkeme kararının onanması gerekirken sanıklar Ali ...ile Ergün ...ün TCK.nun 65. maddesi delaletiyle adam öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği yolundaki sayın çoğunluk görüşüne katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy