(765 S. K. m. 452/2, 81) (647 S. K. m. 4)
Dava: Öldürmek kastı olmaksızın ve de müstakil faili belli olmayacak şekilde Necmi'nin ölümüne sebebiyet vermekten sanıklar İbrahim, Adil, Ahmet ve Ali ile iş bu davaya dahil olmaktan sanık Naki'nin yapılan yargılanmaları sonucunda; hükümlülüklerine ve sanık Ali'nin şoför ehliyetnamesini geçici olarak geri alınmasına ilişkin, (Sivas İkinci Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 23.6.1994 gün ve 77/69 sayılı hükmün kendisine ait mahkumiyet ciheti sanık Ali ile müdahiller tarafılarından Yargıtayca incelenmesi istenilmiş, sanık duruşma da talep etmiş olduğunda, dava dosyası C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, sanık hakkında duruşmalı, müdahillerin temyizi vechile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Toplanan deliller karar yarinde incelenip, sanıklar İbrahim, Adil, Ali ve Ahmet, Naki'nin suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturmama sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmeşi, incelenen dosyaya göre verilen hükümde sanıklardan Naki dışındaki sanıklar için kabul edilen bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık Ali'nin ve duruşmada müdafinin sübuta yönelen, müdahil vekilin vekilinin bir sebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık Naki hakkındaki hüküm (ONANMASINA).
2- Sanıklardan İbrahim, Ahmet, Ali ve Naki'ye ilişkin sair temyiz itirazlarına gelince:
A- Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 7.4.1994 gün ve 67 sayılı raporunda; "26.8.1992 günü saat 17'den 20 sıralarına kadar arkadaşları ve sanıklar içki içtikleri, 22.30 sıralarında tekar beraberce içki içerlerken münakaşa ettikleri, sanıklar tarafından taşla verulduğu veya iki yahut üç kişi beraberce beton merdivene düşüp yaralandığı, gelen polis otosuna binmeyip yaya karakola gittiği, ilk gittiğ sağlık kuruluşundan sevk edildiği hastahaneye ölü zuhur ettiği bildirilen 1995 doğumlu maktül Ncemi'ye ait dosyada mevcut tıbbi belgelerdeki bilgiler ve ifadeler dikkate alındakta;
1- Kafatası, altçene, 7. boyun, 1. sırt omurunda kırık, çatlak ve çökme kırığı bulunmadığı,
2- Başta iki ayrı yerde 2 adet yara bulunduğundan, bunlardan bir tanesi düşme ile olabilir ise de, ikisinin düşme veya düşürlme ile olamayacağı, taş, sopa veya benzeri sert ve künt bir cismin travmasına maruz kalmış olduğu, baştaki travmatik değişmeler sadece cildi ilgilendirdiğinden kafa içi kanama ve ölümü yapmasının kesin olmadığı,
3- Kafatasında kırık veya çatlak'ın yeterli dikkat ve araştırma ile görülüp teşhis edilebilir bir arıza olduğu, baştaki travmatik değişimler sadece cildi ilgilendirdiğinden kafa içi kanama ve ölüm yapmasının kesin olmadığı,
4- 16.6.1993 tarihli mezar açma tutanağından göğüs kemiklerinde kırık çatlak bulunmadığı bildirildiğine, istemimiz üzerine gönderilen göğüs kemiklerinde travmatik değişim saptanmadığına göre göğüse yönelik ve kemiklerde tahribat yapacak travmaya maruz kaldığının delileri bulunmadığı, otopsi yapılmadığından göğüs ve karın olrganlarında travmatirk değişim ve iç kanama olup olmadığı hakkında tıbben kanaat beyan edilemeyeceği,
5- Kişi ölmeden önce bir müessir fiil maruz kaldığına, olayı takiben birkaç saate ölüm meydana geldiğine göre, maruz kaldığı müessir fiil ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunun kabulü gerektiği,
6- Ölüm mekanizması zamanıda tespit edilmediğinden, olayda TCK.nun 451 veya 452/2. maddelerinde zikredilen hususların bulunup bulunmadığı hakkında tibben kanaat beyan edilmediği'nin bilirtilmesi karşısında şüphe halinde sanık leyhine yorum yapılacağı genel kuralı uyarınca adı geçen sanıklara temey cezanın TCK. nun 452/2. maddesi uygulanarak verilmesi geriktiğinin düşünülmemesi,
B- Kabule göre de; tekerrür nedeniyle artırmada ölçü olan ceza, her suça ayrı ayrı verilen ceza olduğu, itima neticesi verilen ceza olduğu, içtima neticesi verilen cezaya bakılmayacağı, 647 sayılı Yasanın 4. maddesinde; "uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir" hükmüne yer verlmesine gözönünde tutulmaksızın, sanık Adil'e verilen cezanın bir gün yerine üç gün artırılması,
Yasaya aykırı, sanık Ali ve müdahiller vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hüküm tebliğnamedeki isteme uygun şekilde BOZULMASINA, 30.1.1995 gününde ve oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy