(765 S. K. m. 50, 51, 59, 448, 452)
Dava: Bayram ...'ı kasten öldürmekten sanık Ahmet ...'un yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin Aydın Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.12.1994 gün ve 248/372 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan, dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık vekilinin duruşmalı inceleme sırasında, olayda TCK. nun 50. maddesinin uygulanması gerektiğine ve TCK. nun 51/2 nci maddesi ile yapılan indirimin yerinde olmadığına, vesaireye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık ve babası tarafından işletilen lokantada garson olan maktülün, sanığın babası Mustafa'yı dövüp yere düşürdüğü, babasının kanlı halini gören sanık Ahmet'in maktülü ikaz ve takbih ettiği, ancak maktülün saldırganlığını bu sefer sanık Ahmet'e yönelttiği, aralarındaki kavganın her ikisi de yere düşmüş pozisyonda sürdüğü, bu kavga evresinde sanığın hamili bulunduğu bıçakla maktülü sol elmacık kemiği üzerinden, yüz sol bölgeden ve alından yüzeysel biçimde, sol kasıktan ise nafiz tarzda yaraladığı, 90 kg ağırlında ve 1.80 cm boyunda olan maktülün az sonra direncinin azaldığını hisseden sanığın kavgayı sona erdirdiği, lokanta dağ başında olduğundan ve hadisenin gece yarısı sonrasına isabet etmesinden dolayı iki saat araba beklenildiği, bu gecikme nedeniyle hastaneye geç ulaştırılan maktüle tıbbi müdahalenin zamanında yapılamadığı ve maktülün ven ve arter kesisinden gelişen kanama neticesi öldüğü, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmak ve mahkemece de bu şekilde kabul edilmekle;
Sanığın, kavganın hareketlilik ortamında ve hedefi bilinçli seçebilme olanağının bulunmadığı ahvalde bıçağını kasığa saplamış olacağı, baş ve yüz gibi daha hayati bölgelere vaki darbelerin yüzeysel kesi yaratır hafiflikte oluşunun, sanıktaki kastın öldürme olmadığına kanıt sayılabileceği, daha hayati bölgelere bıçak darbesi vurabilme olanağı varken kasık bölgesinden yukarıdan aşağıya bir isabete yönelmenin öldürme kastının varlığını kabule yeterli olamayacağı, maktülle aynı işyerinde çalışan ve ona husumeti olmayan sanığın bu olaya babasının yaralanması ve kendisinin dövülüp yere düşürülmesinden kaynaklanan ağır tahrik altında ve yaralama kastıyla yöneldiği bedihi iken TCY. nın 452/1, 51/2, 59 maddeleri uyarınca ceza tertibi gereken olayda suç vasfında yanılgıya düşülerek ve şüpheli hal aleyhe yorumlanarak yazılı biçimde karar verilmesi yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu yönden isabetli bulunmakla tebliğnamedeki onama düşüncesine aykırı olarak üyeler İ. Kılınç ve S. Yetkin'in hükmün onanması doğrultusundaki karşı düşünceleriyle oyçokluğu ile BOZULMASINA, 25.10.1995 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Dosya içeriğine, toplanan delillere, yaralının hastahaneye geciktirilerek götürülmesinde maktüle izafe edilecek kusur bulunmadığına, Adli Tıp Kurumu raporuna, kasık üst kısım karın boşluğundan giren ve ölüme neden olan bıçak yarasının seyir ve mahiyetine, maktülün vücudunda tesbit edilen bu kadar çok kesi yaralarının yuvarlanma sırasında oluşmasının mümkün de olamayacağı nazara alındığında, mahalli mahkemenin suç vasfını belirlemesinde isabetsizlik bulunmadığı cihetle; Hükmün onanması düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy