(765 S. K. m. 46)
Dava: Osman'ı kasten öldürmekten, Affan'ı kasten öldürmeğe tam derecede teşebbüsten ve izinsiz silah taşımaktan sanık Hasan'ın yapılan yargılaması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin, (Rize Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 8.2.1995 gün ve 57/12 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan, dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 27.2.1993 tarihinde Osman'ı öldürdüğü ve Affan'ı öldürmeye kalkışıp yasak silah taşıdığı iddiasıyla hakkında kamu davası açılarak yargılanan ve cürümleri sabit addedilerek hükümlendirilen sanık Hasan'ın;
1.10.1993 tarihli oturumunda sergilediği davranışlarından esinlenerek cezai ehliyetinin saptanması yönünden müşahade sürecine girişilip Adli Tıp Gözlem ve Dördüncü İhtisas Kurulları'nın birbirine aykırı görüş bildirmesi nedeniyle Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor istendiği, Genel Kurulun 8 Aralık 1994 gün ve 206 sayılı mezkür raporunda, sanığın olay tarihinde müsbet suçlara karşı ceza ehliyetinin tam olduğuna, ancak ilk olarak 1.10.1993 günlü oturumda mahkeme heyetince saptanan ve Adli Tıp Dördüncü İhtisas Kurulu'nca da müşahade olunan "eksitasyon halinin olay tarihine teşmil edilemeyeceğine" karar verildiği ve bu görüşe itibar zorunluluğu doğduğu anlaşılmakla;
İşlediği iddia edilen suçlara karşı ceza ehliyeti tam olan ancak TCY.nın 46. maddesine mümas akıl hastalığına yargılama süresinde yakalanmış bulunan sanık hakkında, muhakemeye devama ve neticelerini idrakten aciz bulunacağı cezalar tertip etmeye yasal olanak bulunmadığından; CYUY.nın 253. maddesi mucibince "muhakemesinin durmasına" hükmedilmeli, sanık bir akıl hastalıkları hastanesinde muhafaza, müşahade ve tedaviye tabi tutulmalı, amaca uygun aralıklarla salaha ulaşıp ulaşmadığı sorulup tıbben satanmalı, hakkında kurulacak ceza yaptırımı hükmünün nedeni ve sonuçlarını idrak derecesinde salaha kavuştuğu bildirildiğinde durma işlevine son verilip yargılanması başlatılmalı, bu süreçte sanığın tutukluluk halinin Usul Yasasına uygun periyotlarla değerlendirmesi yapılmalı, iyileştiğinin tıbbi raporla belirlenmesini takiben sanığın hukuki durumu değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.
Bu merasime uymayan ve tam akıl hastalığının yargılamaya ve hükümlendirilmeye engel olduğunu gözetmeyen yerel mahkemenin mahkumiyet kararı usule aykırıdır.
Sonuç: Bu nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz itirazı isabetli bulunduğundan tebliğnamedeki esasın incelenmesine ve onamaya yönelik görüşün reddiyle sair cihetleri değerlendirilmeyen kararın evvelemirde bu usuli nedenle (BOZULMASINA), 28.06.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy