(765 S. K. m. 64, 448, 450) (1412 S. K. m. 258)
Dava: Celal'i birlikte taammüden öldürmekten sanıklar Naci ile Hatice'nin yapılan yargılanmaları sonunda;
Hükümlülüklerine, diğer sanıklar Ramazan, Lütfü ve Fikri'nin beraatlerine ilişkin Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 1.3.1994 gün ve 20/34 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi müdahil-sanık sıfatıyla Naci ile sanık Hatice tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; Sanık Hatice hakkında duruşmalı, diğer sanık Naci'nin duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Sanık Hatice ve vekilinin hazır bulunduğu 14.12.1993 günlü oturumda TCK. nun 64/1. maddesinin uygulanma ihtimaline göre ek savunma hakkı verildiği ve müteakip oturumda Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaası da yüzlerine karşı olup, son oturumda ağırlaşan bu vasfa karşı savunmasını yapmış bulunduğu cihetle, CMUK. nun 258. mad. çerçevesinde bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Naci'nin suçunun sübutu kabul, cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar Ramazan, Fikri ve Lütfü'nün mahkumiyetlerine yeter delil olmadığı gerekçesi gösterilerek takdir edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebebi dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık Naci vekilinin sübuta, zora dayalı ikrarın hükme dayanak yapılamayacağına, eksik soruşturmaya, keşif yapılması gerektiğine, hükmün gerekçesinin yetersiz olduğuna, vesaireye, müdahil sıfatı ile Hatice vekilinin beraat eden sanıkların suçlarının sabit olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraat eden sanıklar hakkındaki hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
3- a- Maktul Celal'in gece evinde öldürüldüğü sırada evde karısı Hatice ve çocuklarından başka kimsenin olmadığı, Hatice'nin karakola sabah 06.00 sıralarında gelerek, o gün akşam üzeri kocasını döven kişiler tarafından öldürüldüğünü ihbar etmesi ile eşgal verdiği, yapılan araştırmalarda sanık Ramazan'ın yakalandığı, Ramazan'ın ifadesi ile de sanık Naci'nin isminin tesbit edildiği, sanıkların olay günü 16.00 sıralarında inek almak bahanesi ile maktulün evine gittikleri, maktulün evde olmaması nedeniyle 19.30 sıralarında tekrar gittikleri ve ahırda maktul Celal'i dövdükleri, sanık Lütfü'nün de bıçakladığı, Celal'in yardım isteğine karısı Hatice'nin evden tüfek getirmesi ile kaçtıkları, bu dövme olayında sanık Naci'nin Fikri ve Lütfü'yü ikna etmek ve para vererek bu işi yaptıkları birbirini doğrulayan ifadelerce Celal'in karakola müracaatı ile verdiği ifade ve raporla sabittir.
Bundan sonra aynı geçe maktul sanık Naci tarafından öldürülmüştür. Bu iki olayın sebebi kesinlikle açık değildir.
Sanık Hatice süt satması nedeniyle sanık Naci'nin evine gidip gelmekte ve onu tanımakta iken ismini vermemesi, olay günü de Naci'nin evine gündüzleyin bir kaç kere gidip gelmesi, saklaması, öldürme olayı içinde olduğunu kuşkudan ileri götürememektedir. Sanık Naci'nin bütün ifadeleri birbiri ile farklıdır. Bu ifadelerde sanık Hatice aleyhine mahkumiyetine yeterli kesin kanaat verici bulunamamıştır.
Dosyadaki tüm deliller olayın sebebini aydınlatmamıştır. Sanık Hatice'nin açıklanan nedenlerle kuşkudan ileri gitmeyen deliller karşısında beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
b- Sanık Naci'nin arkadaşları ile 19.30'da maktulü dövdükten sonra gece 03.00 sıralarında öldürülmesinde taammüt için soğukkanlı kararı verip vermediği, kararında sebat ve ısrarı gösteren sürenin geçmediği, tasarlama şartlarının bulunmadığı anlaşıldığından sanığın TCK.nun 448. maddesi ile cezalandırılması gerekirken, 450/4. maddesinin uygulanması,
Sonuç: Yasaya aykırı olup, sanık Hatice vekilinin duruşmalı incelemede ileri sürdüğü temyiz itirazı ile sanık Naci vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA bozma kararına göre sanık Hatice'nin Tahliyesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse tahliyesi hususunda Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, sanık Hatice hakkındaki kararda oyçokluğu ile diğer hususlarda oybirliği ile 12.10.1995 günü karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Mahkemenin delilleri takdiri, sanık Hatice'nin Naci'yi tanımasına rağmen ismini gizlemesi, olay günü evine bir kaç kez gidip gelmesi, olay yeri, zamanı, sanık Naci'nin anlatımlarını birlikte değerlendiren mahkemenin sübutu kabulü yerinde bulunmuş, ancak sanığın sabit olan eylemi asli fail Naci'ye yardım ve müzaheret olduğu kanaatine varılmıştır. Sabit olan eylemi nedeniyle TCK.nun 449, 65/3. maddeleri uygulanması düşüncesindeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy