(1412 S. K. m. 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29) (765 S. K. m. 449)
Dava: S.Y.'yi kasten öldürmekten sanık S.E.'nin yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (MANİSA) Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 29.3.1995 gün 18/73 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber Yargıtayca incelenmesi C.Savcısı ve sanık taraflarından da istenmiş, sanık duruşma da talep etmiş olduğundan, dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, sanık hakkında duruşmalı, C.Savcısının temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: İncelenen dosyada 23.2.1995 tarihli dilekçe ile sanığın ağır ceza mahkemesi başkan ve üyelerinin "tarafsızlıklarından şüpheye düştüğü" gerekçesi ile reddettiği, bu red isteminin red olunan mahkeme başkanı 15741 sicil numaralı N.T. ile 19578 sicil numaralı üye hakim M.D. tarafından incelenerek reddi talep olunan diğer üye hakim 14619 sicil numaralı K.K.'nın izinli olması nedeniyle bu incelemeye bu incelemeye iştirak ettirilemediği belirtilerek, 28.2.1995 günlü evrak üzerinde verilen arakararı ile "her ne kadar sanığın iddia ettiği red sebebi varit görülmemiş ise de evvelce sanığın soruşturmanın genişletilmesine dair taleplerinin kısmen reddedilmiş olmasının sanıkta kuşku yarattığı gerekçesiyle CMUK 26/2'nci maddesi uyarınca sanığın ret isteminin kabul edilerek davadan çekildikleri, bunun üzerine Manisa Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanının 7.3.1995 günlü yazısı ile Manisa hakimlerinden oluşturulan yeni bir ağır ceza kurulunca davaya devamla inceleme konusu kararını verdiği görülmüştür.
Hakimin reddi isteği üzerine meselenin hali için takip edilecek usuli işlemler CMUK'nun 23-29/a maddelerinde düzenlenmiş olup anılan maddelerin bir kül halinde yorumlanması gerekmektedir. CMUK'nun 26/2'nci maddesinde her ne kadar red olunan hakim red talebinin haklı olduğunu tasdik ederse red hakkında karar verilemez" hükmünü ihtiva etmekte ise de anılan maddenin dayanağını oluşturan mehaz Alman Ceza Usul kanunu'nda "red sebebinin varlığının kabul edileceği" açıklanmıştır. Varlığı kabul edilen sebebin reddi gerektirip gerektirmeyeceği ayrı bir konudur. Hakimin reddi doktrin ve uygulamada ceza davası içinda tali bir dava hüviyeti taşıdığından, red isteği üzerine her davada olduğu gibi öncelikle "kabul edilebilirlik sorunu"nun çözümlenmesi gerekir. Bu itibarla CMUK'nun 23-25 maddelerinde öngörülen red talebinin zamanında yapılıp yapılmadığı ve red sebebinin veya inandırıcı delilinin gösterilip gösterilmediği bu anlamda red isteminin haklı olup olmadığı konusunda CMUK'nun 26 ve 29'uncu maddeleri gereğince merciince bir inceleme yapılarak karar verilmesi, kanunun amir hükmü gereğidir.
Bu itibarla sanığın mahkeme heyetini reddi ve buna ilişkin işlemlere hasren yapılan incelemede;
A) Sanık S.'nin 23.2.1995 günlü dilekçesinde Ağır Ceza Mahkemesi kurulu'nu oluşturan tüm hakimleri red ederken hakimlerin tarafsızlıklarını şüpheye düşüren sebepler konusunda müşahhas bir delile dayanmamış olduğu red isteminin inceleyen mahkeme başkanı N.T. ile üye hakim M.D. tarafından da kabul edildiği ve sanığın red dilekçesinde herhangi bir delile dayanılmadığı anlaşıldığı halde, usulüne göre reddedilmediği halde, mahkeme başkanı ve üye hakim M.D.'nin reddi kabul ederek davaya bakmaktan çekinmesi üzerine yetkili hakimleri gösteren liste mercine gönderilerek, ağır ceza mahkemesini teşkil edecek heyetin merciinde oluşturulması gerekirken bu kanuni lazımeye riayet olunmadan Adalet Komisyonu'nca oluşturulan yeni bir ağır ceza kurulunca davaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
B) Sanık S.'nin dilekçesinde ağır ceza kurulunu oluşturan tüm hakimleri red ettiğini bildirdiği halde, red olunan üye hakim K.K.'nın red talebi konusunda görüşü alınmadan ve sonucuna göre merciinden karar alınması gerektiği gözetilmeden karar verilmesi,
Sonuç: Usule aykırı ve duruşmalı inceleme sanığın ve vekilinin ve C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair cihetleri incelenmeksizin öncelikle bu nedenle resen de temyize tabi olan hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına CMUK'nun 321'inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy