(765 S. K. m. 51/1-2, 448, 450/1-4) (1412 S. K. m. 29/son)
Dava: Orhan'ı taammüden öldürmekten sanıklar Mehmet ile İsmail ve iş bu ölümle biten kavgaya feri fail olarak katılmaktan sanıklar Serap ile Şerife'nin yapılan yargılanmaları sonunda, hükümlülüklerine ilişkin, Ankara Beşinci Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 15.6.1995 gün ve 177/119. sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı ile sanıklar tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan, dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, sanıklar Serap ve Şerife yönünden feri iştiraki ve tüm sanıklar yönünden takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebenini nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip kısmen reddedilmiş, sanıklardan Serap'ın, maktül Orhan'ın Zeynen isimli bir kadınla gayri resmi ilişkisinden doğduğunun, her ne kadar maktülün kızı ise de, onun aile sicil kaydında görülmemesi nedeniyle TCY.nın 450/1. maddesinde tanımı yapılan füru kapsamına dahil sayılamayacağının, kan bağının tartışılmaz fiili varlığının yeterli olmayıp, Medeni Yasanın 35 ve 290. maddelerinin emredici kuralı karşısında usul ve füru ilişkisinin mutlaka nüfus kaydı ile belgelenmiş olmasının şiddet uygulanması bakımından zorunluluk arzeylediğinin tahlil ve değerlendirilmesi yapılarak, TCY.nın 450/1. maddesinin sanıklar aleyhine uygulama yeri bulunmadığı isabetle tartışılmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında başkaca bir isabetsizlik görülmemiş, sanıklar müdafiinin sebep açıklamayan C.Savcısının sanıklar serap ve Şerife'nin suçlarının TCY.nın 296. maddesine mümas olduğundan bahseden temyiz itirazları isabetli görülememiş ise de;
1- Tasarlama kavramının kabulü için öldürme kararının alınıp belli bir hazırlıkla uygulamaya girişilmesinin yeterli olmadığı, öldürme kararının şarta bağlı olmayacak tarzda verilişinden sonra cayma ve ruhsal dinginlikle yorum yapabilme için makul sayılabilecek bir sürenin geçmesi, buna rağmen kararlılıktan dönülmeyerek sebat ve ısrarla öldürme eyleminin icrasına girişmesinin zorunlu bulunduğu, incelemeye konu olayda ise maktülün tevali eden gayri ahlaki davranışlarının sanıklarda yarattığı elem ve tepki henüz yeni iken 10 Temmuz gecesi saat 23'de; serap, Mehmet ve şerife arasında maktülün öldürülmesi kararı alınıp, aynı gece saat 02'de İsmail'e açıklandığı onunda maktüle izafe edilen tahrikten etkilenip derhal harekete geçerek, öldürme fiilinin asli ve feri iştirakle gerçekleştirildiği dosya içeriğinden anlaşılmakla, her bir sanık yönünden tasarlama halinin gerçekleşmediğine hükmetmek ve kısa zamanda diliminde de olsa yoğunlaşmış kasıt ve hazırlıkla fiilinin icra edilişini TCY.nın 29/son maddesine göre tesdit sebebi sayarak, yasanın 448. maddesine mümas fevren adam öldürme olarak vasıflandırmak gerekirken, tasarlayarak öldürme sayılmasını,
2- Maktül Orhan'ın, yeğeni Mehmet tarafından evine kabul edilmesine rağmen içki içerek huzursuzluk çıkardığının, Mehmet'in gayri resmi eşi İsmail'in de kızkardeşi olup, aynı evde oturan sanık Şerife'ye sözlü ve eylemli sarkıntılığa yeltenip bunu tevali ettirmesinin ve hapishanelerde geçen hükümlülük sürecinde yetimhanelerde yaşamak zorunda kalan sanık kızı Serap'ı borçlu da olduğu bir hapishane arkadaşı ile evlendirmeye zorlamasının yarattığı zincirleme tahrikler neticesi öldürüldüğü, aksi sabit olmayan savunmalarla sübuta erdiği ve mahkemece de bu yönüyle kabul edildiği halde; bu olumsuzlukların tüm sanıklar yönünden TCY.nın 51/1. maddesinde tanımlanan tahrik düzeyini aştığı ve aynı maddenin ikinci fıkrasında yazılı ağır ve şedit tahrik seviyesine ulaştığı ve fakat indirim düzeyinin mahkemesince tayin ve tespiti gerektiği açık olduğu halde tahrikin adi nitelikte kabulü,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanıklar müdafii ile Yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu yönüyle isabetli bulunduğundan, her bir sanık hakkındaki mahkumiyet kararını sanıklar Mehmet ve İsmail ile ilgili ceza itibariyle resen de yapılan inceleme sonunda tebliğnamedeki düşünce benimsenerek BOZULMASINA, 05.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy