(1412 S. K. m. 138, 139, 141)
Dava: Olayda, küçük yaştaki sanığın seçtiği müdafi yedi oturuma katılmamış,kesin raporun,Adli Tıp raporunun, tanık beyanlarının ve esas hakkındaki mütalaanın okunduğu oturumlarda bulunmamış, bu belgelere karşı sanığı savunmamış,karar oturumuna da katılmamıştır. Yerel Mahkeme küçük yaştaki sanığın müdafiini göreve zorlamalı, katılmadığı oturumlardaki bilgi, belge ve 141. maddesini kıyas yoluyla uygulayarak savunmada oluşan boşluk ve kısıtlığı gidermelidir (1412 S. K. m. 138, 141).
Şehmuz'u kasten öldürmeğe tam derecede teşebbüsten ve silah taşımaktan sanık Levent'in yapılan yarğılanması sonunda;
hükümlülüğünde ilişkin (Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 15.9.1994 gün ve 144/144 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan, dava dosyası Cuhuriyet Başsavcılığı'ndan tabliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- CYUY.na 3842 sayılı Yasa ile getirilen ve yasal hakların hatırlatılması lüzumuna işaret eden değişikliğin 1.12.1992 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle, bu tarihten önce icra edilen sorgudan dolayı yasal hakların hatırlatılmamış olması bozma nedeni sayılmamış, tebliğnamedeki bu görüşe itirab edilmemiştir. Ancak;
2- Sanık Levent, 26.10.1976 doğumlu olup suç tarihinde 15-18 yaş grubundadır. Küçük yaşta olma hali karar tarihine kadar sürmüştür. Sanığın savunmasını 14.4.1992 günlü vekaletnameye istinaden kendi avukatı üstlenmiştir.
Önceki oturumlara katılan müdafii, sanığın tahliye edildiği 13.7.1993 günlü celseyi takip eden yedi oturma katılmamış, mağdura ait kesin raporun alınıp okunduğu 30.9.1993, Adli Tıp raporunun okunduğu 3.2.1994, tanık beyanının okunduğu 12.4.1994, esas hakkındaki mütalâanın serdedildiği 2.6.1994 günlü oturumlarda bulunmamış, bu belgeler ve mütalâaya karşı sanığı savunmamış, karar oturumu olan 15.9.1994 günül oturuma da katılmayarak küçük müvekkilini savunma görevinde ihmal göstermiştir.
CYUY. da değişiklik yapan 3842 sayılı Yasa 1.12.1992 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu tarihten önce 15-18 yaş grubunda bulunan sanıkların müdafii ile temsili zorunlu olmdığı, mahkemelerce de müdafiisiz sanıkların müdafii tayini gerekmediği halde 1.12.1992 tarihinde CYUY.nın 138. maddesiyle ilgili olarak yürürlüğe giren değişiklikle; bu yaş grubunda olanların müdafii ile savunulmalı zarureti getirilmiştir.
Yürürlük kazanan bu kurallar gereği, müdafisiz küçüğe mahkeme aracılığıyla Baro tarafından müdafii tayini gerekecek, Yasanın 135. maddesine göre de sanık kendi müdafiini seçtiğinde Baro'nun tayin ettiği müdafiinin görevi sona erecektir.
Yasanın 141. maddesi; 138. maddeye göre re'sen görevlendirilen müdaffin duruşmada hazır bulunmamak, vakitsiz çekilmek veya görevini ifadan kaçınmak gibi hallerde mahkeme başkanının sanığa derhalbir başak müdafii tayin etmesi zorunluluğunu vazetmiş bulunmaktadır. Madde metninde her ne kadar ihtiyari bir ifadeye yer verilmekte ise de bu halin 3842 sayılı Yasa ile 138. maddeye getirilen değişiklik sırasında, bu ibareye dokunulmamaktan kaynaklandığı ve konuyu 138. maddeyle getirilen zorunlu değişiklik paralelinde yorumlamak gerektiği ortaya çıkmaktadır.
3842 sayılı Yasa değişikliğiyle yasakoyucu, küçük sanıkların kendini savunabilecek olugunluğa kavuşmamış oluşundan esinlenmekte ve savunmanın vazgeçilemezliği gerçeğini öne çıkarmak suretiyle onların mutlak suretle bir müdafii tarafından savunulması zorunluluğunu karara bağlamaktadır. İser veli ya da vasisince seçilsin, isterse 138. maddeye göre mahkeme kararına dayanılarak Baro'ca atansın, müdafiilik görevini üstlenenlerin; duruşmalarda hazır bulunmaları ve sanığın leh yada aleyhinde sonuç doğurabilecek her türlü işlemi, bilgi ve belgeyi değerlendirerek yargılamaya katılmaları gerekmektedir.
Küçük sanıkların yargılanmasında, mahkeme heyetiyle Cumhuriyet Savcısının varlığını yeterli görmeyen, bu kişilerin mutlaka bir müdafii ile savunulmasında zorunluluğu kabul ederek yasayı değiştiren yasakoyucunun, şeklî bir vekilliği amaçlamadığı açıktır.
Önemli yargılama işlevlerinin yürütüldüğü oturumlarda bulunmayan ve zikredilen belgelere ve Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütâalasına karşı küçük meüvekkilini mahkemesinde savunmayan müdafiin, bu değerlendirmeyi Temyiz Mahkemesi'ne hitap eden dilekçesiyle yapmış olması zorunlu yasal görevini ifa ve ikmal mertebesinde kabul adilmemelidir.
Son soruşturmanın bütünlğünü bölmek ve savunma oturumlarında zorunlu müdafiinin varlığını yeterli sayıp sair oturumlarda olmayışını ehemmiyetsiz ve hukuka uygun telakki ederek yorumlamak yasının özü ve sözüyle uyum sağlamayacaktır.
CYUY.nın kuralları arasında kıyas geçerlidir. Bu nedenledir ki; Yasanın 138. maddesine göre Baro'dan görevlendirilen müdafii yönünden mahkeme başkanına tevdi edilen denetim görevinin, veli yada vasisi tarafıdan sanığa tutulan müdafiyi de kapsayacağı "kıyas" yoluyla kabul edilmeli ve 141. madde, bunlar hakkında da uygulanmalıdır.
Yerel mahkeme, küçük yaşta bulunan ve bu nedenle kendisini savunabilecek olugunluğa kavuşmayan sanığın müdafiini göreve zorlamaya ve yukarıda sıralanan bilgi, belge ve işlemlere karşı savunma yapmaya davet eylemeli ve gerektiğinde 141. maddeyi kıyas yoluyla uygulamak suretiyle savunmasından oluşan boşluk ve kısıtlılığı gidermelidir.
Bu işlemlerden yoksun bir yargılama ile mahkumiyete hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak sair cihetleri incelenmeyen kararın, Üyeler Vural Savaş ve İrfan Kılınç'ın karşı oyu ile oyçokluğu ile (BOZULMASINA),16.3.1995 gününde karar verildi.
KARŞI OY
CMUK.nun 138,139 ve 141. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, varılacak sonuç şudur:
a- 18 yaşını bitirmeyen küçüğe, yerel mahkemece ancak kendi müdafii bulunmadığı takdirde bir müdafii tayin edilebilir.
4.8.1992 tarihli oturuma, sanık kendi tayin ettiği müdafii müdafii ile gelmiş, yerel mahkemece bu müdafiin yargılamaya kabulüne karar verilmiş, sanığın sorgusu da bu oturumda yapılmıştır.
b- CMUK.nun 141. maddesi gereğince mahkeme reisine, duruşmada hazır bulunmayan müdafii yerine başka bir müdafi tayin etmek veya duruşmaya ara vermek hakkı, ancak CMUK.nun 138. maddesi uyarınca tayin edilen müdafii için tanınmıştır. Bu halde dahi duruşmaya ara vermek veya yeni bir müdafii tayen etmek zorunlu değildir. Başka bir deyişle, onsekiz yaşından küçük sanığın madafii hazır bulunmadı diye duruşmaya ara verilmesi veya sanığa yeni bir müdafii tayin zorunluluğu yoktur. Kaldı ki, sanığa 138. madde gereğince müdafii tayin edilmiş değildir.
c- Mahkeme reisi, onsekiz yaşından küçük sanığın kendi seçtiği müdafii değiştiremeyeceği gibi (aksine CMUK.nun 139. maddesi gereğince, sanık sonradan bir müdafii seçerse evvelce Baro tarafından tayin edilmiş müdafiin görevi sona erer), oturumlara katılmaya da zoralanamaz.
Nitekim sanık müdafii, bazı oturumlara katılmamakla birlikte, 4.8.1992, 1.9.1992, 24.9.1992, 23.10.1992 24.11.1992. 21.1.1993, 11.3.1993, 6.4.1993 tarihli oturumlara katılmış, hükmü de temyiz etmiş, herhangi bir şekilde savunma haklarının kısıtlandığından da söz etmemiştir.
İnceleme konumuzu teşkil eden dosyada, yerel mahkemenin CMUK.nun herhangi bir hükmünü ihlal ettiğiu, sanığın veya müdafiinin savnuma hakkının kısıtlandığı kabul edilemeyeceğinden çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy