(1412 S. K. m. 343) (647 S. K. m. 6) (765 S. K. m. 17, 95)
Dava:Yazılı emirle çözümlenmesi istenen mesele; Şartla salıverilen hükümlünün deneme süresinde işlediği bir diğer cürüm nedeniyle verilmiş hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesi halinde önceden verilen şartla salıverme kararının geri alınmasının mümkün olup olmadığıdır.
TCK.nun 17. maddesi "Şartla salıverilmiş hükümlü, geri kalan süre içinde kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olursa, şartla salıverme kararının geri alınacağını" amirdir.
Bu koşullara göre; durum değerlendirilmesi yapıldığında hükümlü M. T.'ın şartla salıverilme kararının kaldırılması için yeterli nedenin varlığından söz edilmesi mümkündür. Zira, şartla salıverilme ile kendisine tanınan deneme süresi içinde kasıtlı bir cürüm 6136 sayılı kanuna muhalefet suçu işlemiş ve bu nedenle Tokat Asliye Ceza Mahkemesinden kesinleşen 13.6.1996 tarih 1996/337 sayılı kararı ile belgelenmiş, bir yıl hapis 300.000. TL ağır para cezası ile mahkum olmuştur.
Ancak; Tokat Asliye Ceza Mahkemesi hükümlünün geçmiş ahvalini değerlendirememiş, ilk defa cürüm işliyormuş gibi cezasını 647 sayılı kanunun 6. maddesine göre ertelemiştir.
Hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olan cezası kesinleşen kişinin cezası infaz edilmemiş olsa dahi, sonradan vaki mahkumiyetinde erteleme atıfetinden yararlandırılmasına her ne kadar yasal olanak bulunmamakta ise de, Tokat Asliye Ceza Mahkemesinin bu kararı temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Kesinleşmiş bir kararın hükümlü lehine bir hak doğurduğu yasal geçerlilik kazandığı tartışılmasız bir gerçektir.
647 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmiş mahkumiyet kararı TCK.nun 95/2. maddesi koşullarında değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Zikredilen madde hükmüne göre; "Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren 5 sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya veyahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa cezası tecil edilmiş mahkumiyeti esasen vaki olmamış", sayılacak aksi halde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olacaktır. Yasa hükümlünün iyi halliliği koşuluna bağladığı atıfeti sadece ertelenmiş cezanın çektirilmemesi ile sınırlandırmamaktadır. Mahkumiyet kavramının doğurabileceği her türlü etki ve neticeyi de kapsamına aldığında kuşku yoktur.
Geçmiş hükümlülüğü bulunan kişinin sonraki cezanın ertelenmesinde yasaya aykırılık olduğunu da işaret etmek mümkün ve isabetli ise de, her nasılsa kesinleşmiş bulunan hükmü yok sayarak doğurduğu kazanılmış hakları şu veya bu gerekçe ile daraltmak olanaksızdır.
Artık bu karar bünyesindeki yasaya aykırılığa rağmen ilgilisi yararına kazanılmış haklar oluşturmakta, etki ve bağlayıcılığı temelde yasaya uyarlı hükümlerden farklılık arzetmeyecektir.
Bir mahkumiyet hükmünün, geçmişte verilmiş şartla tahliye kararının geri alınmasına dayanak yapılması, o hükmün sonuç yaratma özelliğinin sonucudur. Bu hal ancak, ertelenmemiş mahkumiyetin varlığı ile olanaklıdır. Ertelenmiş mahkumiyetlerde ise hüküm yaratabileceği her türlü etkinlik askıya alınmakta ve deneme süresi sonuna kadar, hükümlünün yeni bir suç işlememesi koşuluyla geciktirilmekte ve bu süreyi iyi hallilikle geçiştirince mahkumiyet kararı esasen vaki olmamış sayılmaktadır.
Şartla geri alınma koşulları hükme bağlayan TCK.nun 17. maddesinde, sonraki mahkumiyetin varlığından söz edilmiş olunmasını yeterli saymak ve ertelenmiş mahkumiyet halinin istisna olarak gösterilmediğinden söz edilerek konuya çözüm üretmekte isabet görülmemektedir. Bilindiği üzere yasa koyucu "olağanı öngörerek kural vazeder, olağan dışı halleri önceden derpiş edebilmek mümkün olamayacağından bunları sıralayarak önlemlerini kurala bağlamak yasa koyucudan beklenmemelidir. Bu nedenlerle şartla salıverilmiş bir hükümlünün ertelenmeden yararlandırılması biçimindeki olağan dışılığına, yasanın 17. maddesi içeriğiyle sınırlı kalınarak çözüm getirmek olanağı bulunmamaktadır.
İsabetli çözüm kazanılmış hak oluşturarak yasallık kazanan erteleme kararını tüm sonuçları ile geçerli kabul etmek ve erteleme nedenleri ortadan kalkmadıkça, şartla salıverilme kararının kaldırılamayacağını kabul etmektir.
Açıklanan nedenlerle;
Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin 1.10.l996 gün 1996/189 değişik nolu kararı yerinde olup, Cumhuriyet Başsavcılığının CMUK.nun 343. maddesine göre isteği yazılı emir istemi yerinde bulunmayarak, (REDDİNE), 10.4.1997 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Şartla salıvermenin geri alınması TCK.nun 17. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre "şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getiremez ise, şartla salıverme kararı geri alınır. Kanunda bir müessese özel olarak düzenlenmişse, bunun istisnalarının da yasada açıkça belirtilmesi gerekir. Yasa koyucu "sanığın kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olmasını" şartla salıvermenin geri alınmasına karar verilmesi için yeterli görmüş, ikinci suçtan verilen mahkumiyet kararının ertelenmiş olmasının bu kararın verilmesini engelleyeceğine dair istisna getirilmemiştir. Yasa koyucu böyle bir istisna getirse idi bu da maddede açıkça belirtilirdi.
Nitekim; 8.6.1970 gün 1969/4 esas, 1970/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ".... kanun koyucunun deneme müddeti içinde hükmün kesinleşmesini ve kesinleşmesini uygulamada bir unsur olarak düşünmediğini kabul etmek zorunludur. Çünkü şartlara riayetsizlikte meşruten tahliye kararının geri alınmasını öngören kanun koyucunun deneme müddeti içinde ikinci cürüm işlendiğinde bu cürme ait cezanın yine bu müddet içerisinde ........ verilip, kesinleşmemesi, şartla salıverme kararını geri almamağa sebep sayacağı düşünülemez" diyerek mahkumiyet kararı verilmesini yeterli görüp kesinleşme koşulu aramamış, hatta daha da ileri giderek TCK.nun 17. maddeye göre meşruten tahliye kararının geri alınması için mahkumiyet kararını gerektirir özgürlüğü bağlayıcı cezayı öngören cürmün deneme süresi içinde işlenmesini yeterli saymıştır. Yasanın açık hükmünden ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı yorumundan, TCK.nun 17. maddeye göre şartla salıverilen hükümlünün deneme süresi içinde özgürlüğü bağlayıcı cezayı gerektiren kasdi bir cürüm işlemek şartla salıverme kararının geri alınması için yeterli olup, bu süre içinde işlenen özgürlüğü bağlayıcı cezayı gerektiren cürüm nedeniyle verilen mahkumiyet kararının ertelenmesi halinde, TCK.nun 17. maddenin uygulanması için TCK.nun 95/2 maddeye göre hükümlü aleyhine konulan koşulların oluşmasını beklemeye gerek bulunmamaktadır. Bu nedenlerle Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin 1.10.1996 gün 1996/189 değişik iş sayılı kararı yasaya aykırı olduğundan, yazılı emir isteminin kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına karşıyım. 10.4.1997
Full & Egal Universal Law Academy