(1412 S. K. m. 135) (765 S. K. m. 29, 40, 49, 50, 456, 457, 463, 464)
Dava: Murat ... müstakil faili belli olmayacak şekilde kasten öldürmekten sanıklar Necmettin ..., Bahri ... ve Hasan ..., Mehmet ... kasten öldürmeğe tam derecede teşebbüsten adı geçen sanık Bahri ..., Recep ... silahla yaralamaktan adı geçen sanık Hasan ... yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine ilişkin Diyarbakır Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.9.1997 gün ve 96/317 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Sanık Hasanın mağdur Recep'i yaralaması nedeniyle taktir ve tayin edilen 177.777.lira ağır para cezası miktarı ve nevi itibarıyla CMUK. nun 305 nci maddesi gereğince temyiz edilemeyeceğinden sanık vekilinin bu husustaki temyiz talebinin reddine,
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Necmettin'in maktüle karşı öldürme, sanık Bahrinin mağdur Mehmet'e karşı suçlarının sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar müdafiinin duruşmalı incelemede eksik soruşturmaya, CMUK. nun 135 nci maddesine aykırı alınan beyanlarının hükme dayanak yapılması, TCK. nun 49, 50 nci maddelerinin uygulanmasının tartışılmamasının usulsüzlüğüne, tahrikin bulunduğuna, Hasan lehine TCK. nun 40 ncı maddenin uygulanmamasına, Bahri ve Hasanın eylemlerinin TCK. nun 464 ncü maddeye uyduğunun tartışılmamasına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Öldürme olayından bir süre önce maktül Murat'ın küçük kardeşlerini Kuran kursundan aldığı ve bu nedenle dövüldüğü, olay gecesi yatsı namazından sonra maktül Murat kardeşi olan mağdur Recep ile birlikte iken sanık Necmettin ile karşılaştıklarında kendisini dövenlerden birinin Necmettin olduğunu söylemesi üzerine Recep ve Murat bir tarafta Necmettin karşı tarafta münakaşaya başladıkları, karşılıklı hakaret ettikleri bu sırada Camiden çıkan ahali arasında bulunan sanık Bahri ile Hasan'ın da aracı olarak yer aldıkları, maktül Murat'ın koşarak evine gittiği durumu ailesine söylemesi ile olay yerine babası olan mağdur Mehmet ile annesinin de geldiği tarafların kavga içinde yer aldıkları bu esnada maktülün 4 yerinden bıçaklanarak öldürüldüğü mağdurlar Mehmet ve Recep'inde bıçakla raporlarında belirtildiği gibi yaralandıkları maddi bir olaydır.
Sanıklar Necmettin, Bahri ve Hasan'ın ifadeleri aşamalarda birbirinden farklıdır, ilk ifadelerinde suçlamayı red eden sanıklar Bahri ile Hasan Devlet Güvenlik Mahkemesinde hazırlıkta polis tarafından alınan ifadelerinde suçlamayı kabul etmiş, Savcı huzurundaki ifadelerinde Devlet Güvenlik Mahkemesindeki polis ifadelerini red ederek Avukat huzurunda ilk ifadelerinin doğru olduğunu belirtmişlerdir.
Maktülün babası olan mağdur Mehmet'in olaydan 1 gün sonra alınan 20.4.1993 tarihli, maktülün kardeşi Recep'in olay günü alınan 19.4.1993 tarihli ifadesi ile 1.5.1993 ve 7.5.1993 tarihli teşhis tutanaklarındaki açıklamalarının çelişkili olduğu görülmüştür.
Maktülün babası ve kardeşinin anlatımlarında olay yerinde olan ve olaya katılmayan aracı olduğunu ifade ettikleri tanık Muhammet Hadi Melih'in değişmeyen ifadelerine itibar edilerek delillerin takdirinde olayın maktül Murat'ın daha önceki günlerde kendisini dövenin sanık Necmettin olduğu yolundaki iddiası ile tartışmanın Murat kardeşi Recep ile Necmettin arasında çıktığı karşılıklı küfürleşmenin olduğu Murat'ın koşarak evine gittiği, babasına durumu bildirdiği olay yerine pijaması ile mağdur Mehmet ve eşinin de geldiği, sanık Bahrinin Necmettin'in yanında yer aldığını düşünerek kavganın Necmettin, Bahri ve Okan aileleri arasında geçtiği, bu esnada sanık Necmettin tarafından maktül Murat'ın bıçaklanarak öldürüldüğü, mağdur Mehmet ile Bahrinin karşılıklı tartıştıklarını söyleyen bu tanığın ifadesi, mağdur Mehmet'in başlangıçtan beri kendisine bıçakla vuranın Bahri olduğunu açıklaması olay saati de nazara alınarak mağdur Mehmet'in kendisi ile tartışan ve bıçakla vuran şahsı tanığın fark etmemiş olmasının da mümkün olması nazara alınarak kavga ortamında her bir sanığın kendi eyleminin sonucuna katlanmak zorunda olduğunun kabulü ile,
a- Sanık Necmettin maktül Murat'a karşı eyleminden ötürü TCK. nun 448 nci maddesi uygulanması gerekirken TCK. nun 463 ncü maddesi uygulanması,
b- Sanık Bahrinin mağdur Mehmet'e karşı eyleminden ötürü TCK. nun 29 ncu madde dikkate alınarak cezanın asgari haddin üstünde olarak TCK. nun 456/2-, 457/1, 59 ncu maddesi uygulanması gerekirken öldürmeye teşebbüs olarak kabulü ile suç vasfının tayininde hata edilmesi,
c- Sanıklar Bahri ve Hasanın maktüle karşı eyleminden açılan kamu davasında sanıkların bu suçu işledikleri hususunda yeterli ve kanaat verici delil olmadığından beraatlarına karar verilmesi gerekirken aşamalarda çelişkili olan mağdurların ifadelerine ve sanıkların özellikle kabul etmedikleri Güvenlik Mahkemesindeki soruşturmada polis tarafından alınan ifadelerine itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı olup sanıklar vekilinin duruşmalı incelemede ileri sürdükleri temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün değişik nedenlerle tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, sanık Necmettin hakkında temyiz edenin sıfatına ve CMUK. nun 326 ncı maddesine göre kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 22.09.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy