(765 S. K. m. 51, 73, 450/4)
Dava: Ramazan A.i taammüden öldürmekten, Fernando Antonıa Da Sılverıra Dıas ile Mahmut T. ayrı ayrı silahla yaralamaktan, silahlı tehditten ve izinsiz silah taşımaktan sanık Murat Y., işbu taammüden adam öldürme suçuna asli faili azmettirmekten sanık Abdullah S., işbu taammüden adam öldürme suçuna fer'an iştirakten sanıklar Ersin Özlem I. ile Gülbahar A.in yapılan yargılanmaları sonunda; Hükümlülüklerine ilişkin İstanbul İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15/05/1998 gün ve 14/64 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber kendilerine ait mahkumiyet ciheti sanıklar Abdullah S., Ersin Özlem I. ve Gülbahar A. taraflarından da Yargıtay'ca incelenmesi istenilmiş, sanıklar Abdullah S. ve Gülbahar A. duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; sanıklar Abdullah S. ve Gülbahar A. hakkında duruşmalı, diğer sanığın temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Sanıklar Murat ve Ersin Özlemin tekerrüre esas sabıkaları bulunduğu halde TCK. nun 81. maddenin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç nitelikleri tayin, sanık Gülbahar dışındaki sanıklar için cezayı azaltıcı taktiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık Murat Y.ın kendisini sanık Gülbahar A.in azmettirdiğini, sanıklar Abdullah ve Ersin Özlem i tanımadığını cinayetle onların ilgisi bulunmadığına, sanık Ersin Özlem I.ın ifadelerinin işkence ile alındığına, sübutun bulunmadığına, beraat etmesi gerektiğine, sanık Abdullah Sülük müdafilerinin duruşmalı incelemede; sübutun bulunmadığına, kararın varsayımlara dayandığına, eksik soruşturmaya, Abdullah'ın Emniyette 20 gün işkenceyle beyanlarının alındığına, TCK. nun 66. maddesinin uygulanmasına, Abdullah'ın azmettirmesi için sebep bulunmadığına, tahliyesine, sanık Gülbahar A. müdafiinin duruşmalı incelemede; sübutun bulunmadığına, atfı cürüm olduğuna, TCK. nun 65/2. madde uygulamasının yanlış olduğuna, kararın gerekçelerinin yetersiz olduğuna ve tahliyesine karar verilmesine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanıklar Abdullah S. ve Ersin Özlem I. haklarında kısmen resen de temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
3-a) Sanık Murat Y. hakkında müebbet ağır hapis cezası ile muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalar için TCK. nun 73. maddesi uygulanırken her suç için verilen mahkumiyet kararına göre ayrı ayrı hücre hapsi verilmesi gerekirken hürriyeti bağlayıcı cezaların toplamı üzerinden hücre hapsi verilmesi,
b- Sanık Gülbahar A. eşi Celal A.in öldürülmesinden sonra Celalin ilk eşi Meliha K. ile onun çocukları arasında miras meselesinden anlaşmazlık çıktığı, 04/07/1993 tarihinde Gülbahar yanında Cengiz Y. olduğu halde özel otosu ile giderken üvey oğlu Ramazan A. ve Mustafa Burak E. tarafından kurşunlandığı, bu olayda azmettirenlerden birinin bu olayın maktulü Ramazan A. olduğu ileri sürülerek dava açıldığı, ailedeki miras meselesindeki çözümsüzlükte maktul Ramazanın katkısı bulunduğu düşüncesi ile öldürülmesi hususunda sanık Abdullah ile anlaşmaya vardığı anlaşılmış ve sanık Gülbahar yönünden maktulün öldürülmesi hususunda başka bir sebepte getirilmemiş olması nedeniyle, sanık Gülbaharın üvey çocuklarının saldırısında hami durumunda bulunan maktulün bu hareketinin sanık lehine hafif tahriki oluşturduğunun kabulü ile TCK. nun 51/l. maddesinin uygulanmaması,
c-Sanık Gülbahar hakkında TCK. nun 450/4, 65/2. maddesi uygulanarak teşdiden verilen cezada TCK. nun 13. maddesine göre 24 yıl ağır hapisten fazla olamayacağının gözetilmeden 30 yıl ağır hapis cezası verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı olup, sanık Gülbahar vekilinin duruşmalı incelemedeki temyizinde açıklanan nedenle yerinde görülerek resen temyize tabi olan hükümde sanık Murat hakkındaki bozma sebebinde CMUK. nun 326. maddeye göre kazanılmış hak saklı kalmak üzere sanık Gülbahar hakkındaki TCK. nun 51/1 uygulanması yolundaki düşünceye üye Osman Şirin'in muhalefeti ile oy çokluğu ile diğer hususlarda oybirliği ile BOZULMASINA 08.12.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE:
Sanık Gülbahar, gerek üvey evlatları ile arasındaki miras uyuşmazlığında gerekse 04.07.1993 tarihinde üvey oğlu ve suç ortakları tarafından arabasının kurşunlanmasında, maktul kayını Ramazan'ı suçlamamaktadır.
04.07.1993 tarihli kurşunlama nedeniyle açılan kamu davasında, maktul Ramazan'da azmettirici diye suçlanmış ise de beraatine hükmedilmiştir. Sanık Gülbahar tarafından da bilinen bu beraat kararı, maktul Ramazan'ın mezkur kurşunlama eylemi ile irtibatlı ve sorumlu gösterilemeyeceğini tartışılmaz kılmaktadır. Maktulün öldürülmesine, fotoğraflarını eylemi icra edenlere vererek fer'an iştirak eden sanık Gülbahar'ın, kendisinin kurşunlanmasından sorumlu tuttuğu düşüncesiyle hareket ettiğini kabul etmek ve bu vehmi, yasal bağlamda korumaya değer görüp tahrik sayabilmek, kesinleşmiş beraat kararını reddederek Gülbahar'ın zihnindeki fikri sabite hukukilik kazandırmak olmaktadır. Bu durumu, maktulün suçlandığı davanın devamı sürecindeki mefruz tahrik haliyle karıştırmamalıdır. Sonuçlanmamış davada şahsın, suçlamaya konu fiille bulaşıklı olduğunu düşünmek olası ise de, mahkeme kararıyla beraat eden kişinin bu suçu işlemiş olabileceğini, hukuk zemininde kabullenmek olanaksızdır.
Kaldı ki, maktul Ramazanı suçlayan sanık Gülbahar olmayıp, katil eyleminin asli azmettiricisi olan Abdullahtır. Sanık Abdullah, kolluktaki bir beyanında; maktul Ramazan'ın, kendisini ortadan kaldırmak için elli milyar lira aldığını öğrenince sanık Gülbahar'la konuştuğunu, Gülbahar'ın da her işin sorumlusu Ramazan'dır diyerek maktulün fotoğraflarını gönderdiğini açıklamıştır. Sanık Gülbahar, fotoğrafları verme gerekçesini ve şahsına atfedilen bu sözü kabullenmemiştir. Kayını olan maktulü herhangi bir olumsuzluğun sorumlusu olarak da göstermemektedir.
Bu durum karşısında, sanık Abdullah'ın dolaylı bir beyanına dayanarak sanık Gülbahar lehine adi tahrikin varlığına karar vermekte isabet yoktur.
Bu nedenlerle sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin bozma kararını ve gerekçesini paylaşmıyorum.
08.12.1998 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı G. Demirel'in huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanıklar Abdullah Sülük ve Gülbahar Ateş müdafi Avukatlar M. Kemal Aydın, G. Sökmen ve B. Sönmez'in yokluklarında 10/12/1998 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy