(765 S .K. m. 59, 448, 463)
Dava: Faili gayri muayyen şekilde kasten adam öldürmek ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarından, (Malatya Ağır Ceza Mahkemesi)nin 12.6.1993 gün ve 1998/159-1991/98 sayılı kararı ile TCK 448, 463, 59/2, 448, 62, 463, 59/2, 74. maddeleri uyarınca neticeten 16 yıl 8 ay ağır hapis cezasına hükümlü B.'nin iş bu cezasının infazı sırasında yürürlüğe giren 4616 sayılı kanun uyarınca şartla tahliye talebinin reddine ilişkin, Malatya Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.1.2001 gün ve 2001/23 müt. sayılı karara vaki itirazın reddine dair mercii Elazığ Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19.1.2001 gün ve 2001/bila müt. sayılı kararı tetkik olundu.
4616 sayılı kanunun 2/2. maddesi uyarınca "Tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süreleri dolmuş olanlar iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal, toplam cezaları on yıldan fazla olanlar ise tabi oldukları infaz hükümlerine göre fazla cezalarını çektikten sonra, şartla salıverilirler" hükmü karşısında suç tarihine göre tabi olduğu infaz hükümleri uyarınca 3713 sayılı kanun gereğince 1/5 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar ittihazında isabet görülmediğinden bahisle CMUK'nun 343. maddesi uyarınca Elazığ Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19.1.2001 gün ve 2001/bila müt. sayılı kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 7.2.2001 gün ve 04899 sayılı yazılı emirlerine müsteniden dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan 19.2.2001/18769 no'lu tebliğname ile dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 647, 3713 ve 4616 sayılı kanunlar, cezaların çektirilmesinde uygulanacak oranlara ilişkin hükümlere farklı infaz rejimleri getirmekte ve bu kanunların uygulanma sınırlarını ise suç tarihleri ve aranan diğer koşulların varlığı tayin etmektedir.
Cezaların infazına ilişkin temel hükümleri ayrıntıları ile düzenleyen 647 sayılı kanunun tatbikinde devamlılık esas olmasına karşın, 3713 ve 4616 sayılı kanunlarda infaza ilişkin sınırlı düzenlemeyi içeren hükümler, çıkartılış amaçları ve mahiyetleri itibarıyla, belli bir zaman diliminden sonra kendiliğinden uygulanma olanağı sınırlanacak olan düzenlemelerdir. Bu nedenle, 4616 sayılı kanunda ifade edilen "tabi oldukları infaz hükümleri..." sözcüklerinden temel düzenlemeyi içeren 647 sayılı kanunla ilgili infaz hükümleri anlaşılmalıdır.
Diğer taraftan, bu yasaların infaz oranlarına ilişkin aynı konudaki hükümlerinin çektirilmesi gereken bir mahkûmiyette birlikte tatbik edilmeleri yönünden açık hüküm bulunmadığı gibi, 647 sayılı kanunun ek. 2. maddesinin tatbik edilmemesine işaret edilmek suretiyle, anılan kanunlardan sadece birinin uygulanması gerektiği de bir ölçüde vurgulanmaktadır. Aksi takdirde, bu kanunlarla birlikte aynı hükme 647 sayılı kanunun indirimle ilgili infaza ilişkin hükümlerinin de ayrıca uygulanması gibi bir anlayış doğar ki, bu ne kanunların çıkartılış amacına ve ne de kanun koyucunun iradesine uygun düşer.
Bu açıklamalar karşısında, 3713 ve 4616 sayılı kanunların infazla ilgili hükümlerinin uygulanma alanına giren ceza mahkûmiyetlerinin çektirilmesinde, TCK 2/2. maddesi uyarınca lehe sonuç doğuran kanun tespit edilip buna ilişkin infaz hükümleri tatbik edilmekle yetinilerek infazın gerçekleştirilmesi ve bunun için de öncelikle ve sırası ile cezaevinde fiilen geçirilmesi gereken süre ifnaz sonrası oluşan hukuki durum gibi,... sonuçlar dikkate alınarak lehe sonuç doğuran kanunun belirlenmesi, belirlenememesi halinde ise yürürlük tarihi sonra olan kanun tatbik edilerek infaz işleminin yapılması gerekmektedir.
Maddi olaydaki soruna bu açıdan bakıldığında, infaz edilmesi gereken 16 yıl 8 ay ağır hapis cezasına uygulanma olanağı bulunan 3713 ve 4616 sayılı kanunların infaza ilişkin hükümleri ayrı ayrı tatbik edildiğinde, her ikisi de aynı sonucu doğurduğu için yürürlük tarihi itibarı ile sonra olan 4616 sayılı kanunun infaza ilişkin hükümleri uygulanacak ve cezanın çektirilmesi de bu kanuna göre yapılacaktır.
Yazılı emirle ilgili bir diğer hususta,
4616 sayılı kanunun 1. maddesinin 6. bendindeki "daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananlar.." şeklindeki düzenlemenin redde gerekçe yapılmasıdır. Oysa, hükümlü B.'nin infaza konu edilen mahkûmiyeti ile ilgili suç 4.4.1978 tarihinde işlenmiş ve bu tarihten önce hükümlünün şartla salıverilmeden veya af yasasından yararlandığına ilişkin dosya içinde herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi, karar gerekçesinden de böyle bir belgeye dayanılarak 4616 sayılı kanunun tatbik edilme istemi reddedilmemiştir. Yani hükümlü daha önce şartla tahliyeden veya af yasasından istifade ettikten sonra infazı gereken 4.4.1978 tarihindeki suçu işlememiştir. Dolayısı ile maddi olayda 4616 sayılı kanunun 1. maddesinin 6. bendinin tatbik yeri de bu bakımdan bulunmamaktadır.
Bu itibarla;
4.4.1978 tarihinde işlenen suçlardan dolayı infazı gereken toplam 16 yıl 8 ay ağır hapis cezasının, 4616 sayılı kanun uyarınca infaz edilmesine yönelik istemin reddine ilişkin karara vaki itirazın, aynı gerekçe ile reddine dair 19.1.2001 tarih ve 2001/bila sayılı Elazığ Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen kararına karşı yazılı emre dayanan tebliğname içeriği değişik gerekçe ile yerinde görülüp kabul edilerek anılan hükmün CMUK'nin 343. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), yürürlük tarihi itibarı ile 4616 sayılı kanunun infaza ilişkin hükümleri uygulanmak suretiyle cezanın çektirilmesine, müteakip işlemlerin mahalince yerine getirilmesine, 21.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy