(765 S. K. m. 31, 33) (1412 S. K. m. 418)
Dava: Ayrı ayrı mahkemelerce verilip kesinleşen ve infaz olunan hükümlülükleri üzerine memnu haklarının iadesi ve adli sicil kaydının silinmesi isteği üzerine hükümlü Nihat Özgün'ün vaki isteğinin reddine ilişkin Boyabat Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.4.1999 gün ve 22/25 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi Nihat Özgün tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Nihat Özgün 26.4.1999 günlü dilekçesiyle; Boyabat Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 9.2.1988 gün 1983/407 esas, 1988/48 karar sayılı ve yine Boyabat Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.12.1993 gün 1993/44 esas 1993/57 karar sayılı hükümlerinin infaz edilip yasal şartları oluştuğundan adli sicilden silinmeleri ile seçilme yeterliğini engelleyen memnu haklarının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Hükümlünün isteğini duruşmasız inceleyen yerel mahkeme 26.4.1999 günlü kararıyla;
a- Mahkemelerinden verilen 1993/44-57 sayılı hükmün; infaz tarihinden itibaren üzerinden 5 yıllık süre geçmediğinden ve ayrıca ilgili hakkında bu hükümde TCK. nun 31 ve 33.ncü maddelerindeki haklarının kısıtlanmasına ilişkin bir karar verilmediğinden memnu haklarının iadesi isteği ile adli sicildeki hükümlülük kaydının silinmesi isteğinin reddine,
b- Boyabat Sulh Ceza Mahkemesinin yukarıda anılan hükümlülüğünden doğan memnu hakların iadesi ve sabıka kaydının adli sicilden silinmesi isteğinin de Adli Sicil Kanunu hükümleri uyarınca Sulh Ceza Mahkemesince karara bağlanması gerekeceğinden mahkemelerinin görevsizliğine karar verdiği ve yapılan tebliğ üzerine ilgilinin temyiz yoluna başvurduğu görülmüştür,
Yerel mahkemenin tedbirsizlikle ölüme sebebiyet vermekten verilen hükmün hasıl ettiği ehliyetsizlikle ilişkili red kararı CMUK. nun 418/2.nci maddesi uyarınca temyize tabidir.
Ceza Kanununun 121. maddesi müebbet amme hizmetlerinden memnuiyet ve ceza mahkumiyetinden mütevellit diğer nevi ademi ehliyet cezalarının memnu hakların iadesi yoluyla giderilebileceğini düzenlemektedir. Maddede geçen ceza sözcüğü kaynak yasada bulunmayıp tercüme sırasında maddeye ilave edilmiştir, bu sözcüğün özel bir amaçla konulmadığı ceza niteliğinde olan ehliyetsizliklerinde (hukuku bağlayıcı cezalar) bu yolla giderilebileceği gibi ceza mahkumiyetinin neticesi olan her çeşit ehliyetsizliklerde aynı yolla giderilebilir. Mahkumiyet hükmünde memnuiyet veya ademi ehliyetten bahsedilmesi şart değildir, herhangi bir kanunun ceza mahkumiyetine dayanarak kanuni netice olarak kabul ettiği bütün ehliyetsizliklerin giderilmesine bu yol açıktır. Bu itibarla olabilecek tüm ehliyetsizlerin kapsam dahili içinde bulunduğu ve kararında bunu gidermeye yönelik olacağı doğal bir sonuç olmaktadır.
Amme hizmetlerinin müebbet olması niteliğinden hareketle diğer ehliyetsizliklerin ancak muvakkat olması halinde bu yolun kullanılabileceğini düşünmek mantık kurallarına uymaz. Bu itibarla ceza kanununda ya da diğer kanunlarda yazılı ve ceza mahkumiyetinden doğan her çeşit müebbet ehliyetsizliğe karşı memnu hakların iadesi yolu açıktır. (Örneğin; bazı cürümlerden mahkum olan usulün velayet hakkını, vasinin vesayet hakkını kaybetmesi gibi TCK. 437, 479, Ruhani memurların görevlerini icradan men edilmeleri TCK. 242 gibi.. Ceza Kanunundan kaynaklananlar yanında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 48. maddesinde Devlet memuru olamamak...gibi...)
Bu nedenlerle tedbirsizlikle ölümden verilen ve infaz edilen mahkumiyet sebebiyle ceza mahkumiyetinden doğan diğer ehliyetsizliklerin giderilmesini de kapsaması itibariyle ilgilinin başvurusunu inceleyip sair koşullarının da gerçekleştiğinin belirlenmesi halinde işin esastan karara bağlanması gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı temyiz itirazı bu itibarla varit bulunmakla yerel mahkeme kararının tebliğname gibi BOZULMASINA 25.01.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy