(765 S. K. m. 448)
Dava: Hüseyin Aslantürk'ü kasten öldürmekten sanık Yasin Bilen'in yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ilişkin Kayseri İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 8.2.2001 gün ve 170/49 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı ile müdahil taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, takdiri cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiştir,
Ancak;
1- Sanığın olaydan 2 gün önce başkası tarafından dövülmesinden maktülü sorumlu tutup onur meselesi yaparak olaydan 1 gün önce öldürmeğe karar verdiği fiilin icrasına hazırlık cümlesinden olarak çarşıdan satın aldığı bıçağın ucunu sivri hale getirdiği ve olay günü de maktülün işe giderken bindiği otobüse binip maktülün yanına oturduğu ve durakta maktül ve arkadaşı tanık Necati Kaya ile sanığın aşağı indiklerinde sanığın tanık Necatiye yanlarından uzaklaşmasını söylediği, başına kötü bir şey geleceğini sezen maktülün işaretle arkadaşının gitmemesini istediği onun da benim yanında konuşun hiçbir yere ayrılmıyorum dediği ve tanığın başka tarafa baktığı esnada sanığın maktüle kendisini niçin dövdürdüğünü sorduktan sonra kesin sonuç elde edinceye kadar müteaddit bıçak darbeleriyle maktüle vurup öldürdüğü, sanığın bu oluşa uygun ve müdafii huzurunda alınan 5.6.2000 tarihli ifadesi ile tanık Necati'nin beyanlarının birlikte tetkikinden anlaşıldığına ve esasen öldürmeye kararlı olan sanığın olay anında maktülden hesap sorar şekilde çıkardığı kısa tartışmanın öldürme iradesini etkileyen bir olgu kabul edilemeyeceğine ve bu oluş karşısında karar ile icra arasındaki sürenin taammüdün teşekkülü için yeterli sayılacağına göre suçun taammüden işlendiğinin kabulü yerine kasten öldürmeden hüküm tesisi ile suç vasfında yanılgıya düşülmesi,
2- Tanık beyanlarına ve dosya içeriğine göre sanığın maktülden alacaklı olmayıp ondan haraç istediği ve alamayınca olaydan iki gün önce maktülü tokatladığı ve maktülün de ağlayarak haraç konusunu ve dövülme vakıasını ustasına anlatması üzerine ve sanığın özür dilemesini temin için taraflar bir araya getirilip yüzleştirildikleri sırada tanık Ahmet Öner tarafından suçlu bulunup sanığın tokatlanmasında ve keza öldürme anında sanık tarafından tartışma çıkarılmasında maktülden kaynaklanan bir haksız tahrik bulunmadığı gözetilmeden başkasını bıçaklamak suçundan dolayı olaydan 1,5 ay önce cezaevinden tahliye edilen ve tüm dosya içeriğine göre olumsuz kişiliği saptanan sanığın değişen beyanlarına itibar edilerek alacaklı olduğundan ve tartışmanın müsebbibinin belli olmadığından bahisle haksız tahrikten yararlandırılması,
Sonuç: Kanuna aykırı ve C.Savcısı ile müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 1 nolu bozma sebebinde Üye Cengiz Erdoğan'ın muhalefeti ile ve oyçokluğu ile 2 nolu bozma sebebinde oybirliği ile 05.12.2001 gününde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE:
Öldürme fiilinde, maktülden kaynaklanan ve sanığa yönelik olarak tahrik nedenini oluşturacak dosyaya yansıyan delillerin bulunmadığı olayda sanığın olay günü olaydan çok kısa bir süre sonra C. Savcısına verdiği 05.06.2000 günlü savunmasında (....otobüse bindim, belediye otobüsüne benden önce binmişti Yanına gittim, yanındaki koltuğa oturdum. Kendisine beni niye dövdürttün ayıp olmuyor mu sana dedim. O da ben mi dövdürdüm dedi. Sen onlara dövün demeseydin onlar beni dövmezlerdi dedim, Dövenönüne geldiğimizde ikimiz de otobüsten indik, Hüseyin'in yanında bir de arkadaşı vardı. Onun ismini bilmiyorum. Ben yeniden Hüseyin'in yanına yaklaştım ve kendisine yine beni niçin dövdürdüğünü sordum yanındaki kişiye de sen yanımıza gelme bizden uzak dur ben bununla konuşacağım dedim. Buna rağmen arkadaşı yanımızdan ayrılmadı bende yanımda taşıdığım bıçağı belimden çektim... Hüseyin'in sol tarafından göğsüne bir kez vurdum...) şeklinde ifade vermiştir.
Sanık aşamalarda özde tutarlık gösteren savunmalarında da otobüste maktül ile tesadüfen karşılaştıklarını dövdürülmesi olayını konuşup tartıştıklarını, otobüsten indikten sonra da tartışmayı sürdürdüklerini ve karşılıklı hakaret içeren söz ve davranışlar sonucu olayın vuku bulduğunu ileri sürmüştür.
Bu savunma; olayın hemen akabinde dinlenen tarafsız kamu tanıklarından Hamdi Hayta'nın (...su çeşmesi yanında iki kişinin tartıştığını gördüm. Benim olaya uzaklığım 5-6 metre idi fakat ortam kalabalık olduğu için konuşmalar duyulmuyordu. Bu şahıslar ağız münakaşası yapıyorlardı. Birbirleri ile hararetli hararetli konuşuyorlardı. Bu arada bıçaklayan şahıs kolunu silkeledi, tahminin bıçağı oradan kolunun içinden çıkarttı ilk bakışta yumruk atıyormuş gibi geldi. Bıçaklanan şahıstan anam vay diye bir ses duydum ve bıçaklanan şahıs telefon kulübesinin önüne doğru yaklaşıp 6-7 metre gitti ve yere yığıldı...) şeklindeki ve yine tanık Necati Kaya'nın da farklılık göstermeyen anlatımlarıyla doğrulanmıştır.
Bu oluş içinde maktül aniden gelişen olaylar sonucu tehevvüren sanık tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür.
Netice; suçun vasfı yönünden toplanan delilleri tahlil ederek oluşa uygun şekilde tayin ve takdir eden yerel mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun (2) başlığı altındaki bozma düşüncesine aynen iştirak etmekle beraber yine aynı sanığın fiilini taammüden işlediğinin kabulü ile TCK. 450/4. maddesi gereğince cezalandırılmak üzere hükmün bu yönüyle de bozulması gerektiği doğrultusundaki görüşüne yukarıda açıkladığım gerekçelere istinaden katılmıyorum. 05.12.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy