(765 S. K. m. 51, 59, 448, 450)
Dava: F. ile L.'yi kasten ayrı ayrı öldürmektem mükerrir sanık K.'nin bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin (İzmir Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi)nden verilen 5.7.2000 gün ve 543/257 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık ile müdahil taraflarından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğnmae ile dairemize gönderilmekle,incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın maktuller F. ve L'ye yönelik suçlarının sübuta kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç nitelikleri tayin, maktül F.'de tahrike her iki maktülde takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümde düzeltme dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık K. müdafiinin; her iki suç bakımından vasfa, maktül L.'ye yönelik eylemde tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine ilişen, maktül F.'den müdahil S.'nin; bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle maktüller F. ve L.'yi aynı kasıt altında öldürmekten TCK'nın 450/5, 51/2, 59. maddeleri uyarınca verilen 20 yıl ağır hapis cezasına ilişkin ilk hükmün, maktül F.'den müdahil S. tarafından aleyhe temyiz edilmesi üzerine, her iki maktülü farklı kasıtlar altında öldürmekten karar verilmesi gereğine işaretle bozulduğu, anılan hükmün diğer maktül L. yönünden aleyhe temyiz edilmediği, TCK'nın 450/5. maddesinin TCK'nın 448. maddesinde tarif edilen öldürme suçunun aynı kasıt altında birden ziyade kimseler aleyhine işlenmesi halini düzenlemiş olduğu ve suçtan zarar görenlerin ancak kendilerine zarar veren suç veya suçlarla sınırlı olarak kamu davasına katılmalarının mümkün bulunduğu, hususları birlikte değerlendirildiğinde, maktül F.'ye yönelik eylemden zarar gördüğü için bu suçtan dolayı kamu davasına katılarak sınırlı müdahillik sıfatını alan S.'nin yaptığı temyizin sadece müdahil olduğu suç yönünden aleyhe sonuç doğurabileceği, zarar görmediği maktül L.'ye yönelik eylemle ilgili suçtan aleyhe olacak bir sonucun doğmasına neden olamayacağı ve bu gibi durumlarla her iki maktülü kapsar tarzda verilen ceza süresinin, aleyhe temyiz edilmeyen maktülle ilgili olarak sonradan kurulan hüküm bakımından sanık yararına kazanılmış hakkı oluşturacağı ve uygulamanın bu esaslar dahilinde yapılması gerektiği gözetilmeyerek, maktül L.'ye yönelik eylemden kurulan ilk hükümde aleyhe temyiz bulunmadığı halde tekerrürden dolayı yapılan arttırma sonucu kazanılmış ceza süresi olan 20 yıl ağır hapis cezasını aşacak şekilde sanığa fazla ceza tayini kanuna aykırı ve hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de bu hususun yargılama yapılmadan düzeltilmesi CMUK'nun 322. maddesi uyarınca mümkün görüldüğünden maktül L.'ye yönelik eylemden kurulan hükümdeki ceza süresinin kazanılmış hak olan 20 yıl ağır hapis cezasına indirilmek ve her iki maktül için tayin edilen cezalar 26 yıl 16 ay ağır hapis cezası olarak içtima ettirilmek suretiyle düzeltilen kısmen re'sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 4616 sayılı kanunun infaz sırasında nazara alınmasına, 21.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy