(2863 S. K. m. 4, 5, 23, 25, 64, 67, 70) (765 S. K. m. 59, 81)
Dava: 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasına muhalefet suçundan sanık İmdat Öz'ün yapılan yargılaması sonunda, 2863 Sayılı Yasanın 67, TCK. nun 59, 81. maddeleri gereğince 11 ay hapis ve 130.501.800 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Alaşehir Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 19.06.2002 gün ve 2001/149 Esas, 2002/343 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve vasisi tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 27.11.2002 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- 2863 Sayılı Yasanın 25. maddesi, 4. madde uyarınca Bakanlığa bildirilen ve 23. maddede belirlenen taşınır kültür ve tabiat varlıklarının tasnif ve tescile tabi tutulacağını öngörmüştür. Tasnif, incelenen taşınır kültür ve tabiat varlığının korunması gerekli olup olmadığının belirlenmesidir. Bu tasnif sonucunda korunması gerekli görülenlerin belge ve envanter listeleri düzenlemek suretiyle tescili yapılır ve bunların birer nüshası müze dosyalarında muhafaza edilir. Devlet müzesinde bulunması gerekli görülenler usulüne uygun biçimde ve 64. maddede yazılı koşullar uyarınca müzelere alınırlar. Müzelere alınmasına gerek bulunmayanlar ise yukarıda açıklanan belgelerle sahiplerine iade olunurlar.
Bu itibarla bir taşınır kültür varlığının hem tescil dışı olması ve hem de müzede korunması gerekli değer taşıması mümkün değildir. Zira tescil dışı bırakılan varlıklar korunması gerekmeyen ve bu nedenle 2863 Sayılı Yasa kapsamı dışında kalan kültür varlıklarıdır.
Sanıkta ele geçirilen ve hükme esas alınan 15.3.2002 günlü bilirkişi raporunda suça konu eserlerin tasnif ve tescil dışı, müzelerde korunması gerekli, etütlük değerde olduğu belirtilmiştir. Bu belirtmenin kendi içinde çelişkili olduğu gözetilerek öncelikle suça konu taşınır kültür varlıkları üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında her bir kültür varlığının korunması gerekli taşınır kültür varlığı olup olmadıklarının kesin olarak saptanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; 2863 Sayılı Yasanın 4. maddesinde haber verme zorunluluğu başlığı altında, taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarını bulanların malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür varlığı bulunduğunu bilenlerin veya yeni haberdar olan malik ve zilyetlerin en geç üç gün içinde bu durumu ilgili mercilere bildirmeye mecbur oldukları belirtilmiş, buna aykırı hareket edenlerin ceza yaptırımı 67. maddede yer almıştır. Görüldüğü üzere 4. madde kültür varlığını yasa dışı yollardan elde ederek bulunduranlarla ilgili değildir. Kısaca var olduğu bilinmeyen bir kültür varlığının bulunması, bilinmesi veya yeni haberdar olunması halleri bu madde kapsamındadır. Korunması gerekli taşınır kültür varlığını başkalarından elde eden kişilerin amaçlarına göre ilgili mercilere haber vermeleri beklenemez. Bu varlıkları satın alarak bulunduranların eylemleri aynı yasanın 5. maddesine göre, devlet malı sayılan, korunması gerekli taşınır kültür varlıklarını 24. maddeye aykırı olarak ellerinde bulundurma olup ceza yaptırımı 70. maddede yer almaktadır. Bu hususlar dikkate alınarak, başkalarından topladığı eserleri bulunduran sanığın 24. maddesi yollamasıyla 70. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık ve vasisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy