(765 S. K. m.51/1, 448)
Dava: Öldürmek kastı olmaksızın müessir fiil neticesi İsmail D'in ölümüne sebebiyet vermekten sanık Mevlüt D'in yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (NİĞDE) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.9.2001 gün ve 135/159 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve müdahil taraflarından istenilmiş, sanık duruşmada talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde takdiri cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiştir,
Ancak,
Sanığın kavganın akabinde 10 metre mesafeden av tüfeğini maktule tevcihle yaptığı 2 el ateş sonucu, maktulü özellikle sağ bacağında yoğunlaşan saçma taneleri isabetiyle, büyük damar tahribi suretiyle ağır şekilde yaralayarak yere düşürdükten sonra olay yerinden uzaklaştığı olayı haber alan şahıslarca maktulün hastaneye yetiştirilmek üzere alınıp götürüldüğü sırada yolda öldüğünün oluş ve delilerden anlaşılmasına, av tüfeği gibi güçlü bir silahla yakın ve etkin mesafeden bacaklara yönelik atışlarda toplu saçma isabetiyle geniş doku defekti yanında ekseriyetle, bölgede bulunan ana damarların parçalanarak ani ve bol kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün husule geldiğinin bilinen bir keyfiyet olmasına, dava konusu olayda da aynı beklenir akıbetin tahakkuk etmesine, sanığın dengeli atışının sonucunu öngörebilecek durumda bulunmasına, Ceza Genel Kurulu ve Dairemizin uygulamalarına göre, kastın yaşama yönelik olduğu düşünülmeyerek, yazılı şekilde suç vasfının tayininde hata edilmesi,
2-Sanığın güttüğü kuzu sürüsünün içinden veya yakınından maktul ve tanık Şaban'ın güttükleri sürüyü geçirmeleri üzerine, sürülerin karışmasına veya karışma tehlikesinin husulüne sebebiyet verdiklerinin, sanık ve tanığın beyanlarının birlikte tetkikinden anlaşılmasına, çıkan münakaşada maktulün kendisine küfrettiği ve başına değnek vurduğu yolundaki savunmanın, maktulün başında darp izinin tespit edilememesi, aksine sanığın başından adiyen darbe aldığının raporla tevsik edilmesine, tanık Şaban'ın tarafsız tanık durumunda bulunmayıp, kavgada maktulle aynı safta yer alan kişi konumunda olmasına ve oluşa göre, sanığın bu husustaki beyanına itibarla lehine TCK.nun. 51/1. maddesinin tatbiki lüzumunun gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı sanık vekili ile müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 11.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy