(2709 S. K. m. 38) (765 S. K. m. 2, 59, 65, 450) (1412 S. K. m. 135, 254, 258, 265)
Dava: Yalçın Doğan'ı taammüden öldürmekten sanık Ertuğrul Yılmaz ile işbu taammüden adam öldürme suçuna fer'an iştirakten sanık Bülent Hocaoğlu'nun yapılan yargılanmaları sonunda, hükümlülüklerine ilişkin Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.7.2001 gün ve 7/337 sayılı hüküm re'sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı ile sanıklar tarafından da istenilmiş sanıklar duruşmada talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, sanıklar hakkında duruşmalı C. Savcısının temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Üye Osman Şirin'in, teknolojik gelişmelere göre sanık Ertuğrul ile asli fail Can Doğan'ın telefon kayıtlarının ve sanık Ertuğrul'un muayene kayıtlarına ilişkin kayıtlarla ilgili defter kayıtlarının araştırılmasına, tanık Nusret Özsoy'un bu sanıklarla ilgili yargılamada yeniden dinlenmesi hususundaki eksik soruşturma ile ilgili tevsii tahkikat taleplerinin reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1- Sanık Ertuğrul Yılmaz'ın talimat ile ifadesinin alındığı oturuma C. Savcısının katılmadığı, bu talimatla C. Savcısının görüldü şerhinin bulunmadığı bu eksikliğin CMUK. nun 265. maddesine muhalif olması,
2- Haklarında hüküm verilen ve kesinleşen sanık Can Doğan ve arkadaşları haklarındaki tefrik kararı verilen adı geçen sanıklar ile ilgili dava dosyasının duruşmasında okunmaması,
3- Sanık Ertuğrul hakkında sübutu kabul edilen eylemi nedeniyle TCK. 450/4. madde ve fıkrasının uygulandığı, hakkındaki davanın 450/4, 65/3. madde ile yargılanmak üzere açıldığı anlaşılmakla CMUK. nun 258. maddesine göre ek savunma hakkı verilmemesi,
4- Uygulamaya göre sübut bulan eylemlerinde sanıklar Ertuğrul Yılmaz ve Bülent Hocaoğlu hakkında uygulamanın ölüm cezası ile başlatılması, 17 Ekim 2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve T.C. Anayasası'nın 38. maddesine; savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezası verilemez hükmünü ekleyen 4709 Sayılı Yasa ve TCY. 2/2. maddesi uyarınca TCK. 450. maddesince verilebilecek ölüm cezalarının hukuki dayanağının kalmaması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce ceza yasalarında yapılacak uyarlama ve değişimler çerçevesinde sanıkların öldürme suçlarıyla ilgili olarak yerel mahkemece yeniden hüküm kurulmasının zorunlu bulunması karşısında, açıklanan nedenlerle,
Sonuç: Sanıklar müdafilerinin duruşmalı incelemesinde temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden kısmen re'sen de kabili temyiz hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 5.6.2002 günü bozma sebeplerinde oybirliği ile soruşturmayı genişletme yönünde bozma nedenlerine ilaveler yapılması gerektiğine ilişkin Üye Osman Şirin'in karşı oyuyla ve oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
19.07.1998 günü Ankara'da öldürülen maktül Yalçın Doğan ile ilgili olarak asli maddi fail sıfatıyla önceden mahkum edilip mahkumiyet hükmü kesinleşmiş bulunan Can Doğan'ın sonradan döndüğü ilk suçlayıcı beyanlarına dayalı olarak sanık Ertuğrul'un TCY.nın 450/4, 59. maddelerince müebbet ağır hapsine hükmedilmiştir,
Can Doğan, suçlayıcı ilk beyanlarında; sanık Ertuğrul'un, ortağı olan Murat'la maktül Yalçın arasında oluşan bazı olumsuzluklardan bahsetmiş ve Murat'a yapılan bir silahlı saldırıya maktül Yalçın'ın yardımcı olduğunun belirlenmesi üzerine Murat ve Ertuğrul'un azmettirmesi sonrasında Ertuğrul'un temin ettiği otoyla Ankara'ya getirildiklerini, sanık Bülent'in de yardımıyla maktülü kendisinin öldürdüğünü, bu eylem sırasında Ertuğrul'un Ankara İl merkezinde Akköprü muhitinde bir akaryakıt istasyonunda beklediğini, öldürme sonrasında onun yanına döndüklerini, bilahare Ertuğrul'un önerisiyle Ankara'da otele gidip polisin kendisini teslim almasını beklediklerini, bu süreçte Ertuğrul'la sıkça cep telefonu görüşmeleri yaptıklarını bildirmiştir. Sanık Ertuğrulun aleyhindeki tek kanıt sonradan reddedilen bu beyandır.
Sanık Ertuğrul, diğer sanıklar Can, Murat ve arkadaşlarının hükümlendirildiği evrede kaçakta bulunmuş, bilahare yakalanıp yargılanmış, suçlamaları reddedilmiştir. Sanık, suç tarihinde Ankara'da bulunmadığını, rahatsızlığı nedeniyle aynı gün olay saati zamanlarda önce Gebze İlk Yardım Kliniğine bilahare Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurarak tedavi gördüğünü belirtmiş, her iki kurumun başvuru defterinin ve tedavi formunun fotokopilerini sunmuştur,
CYUY.nın 135. maddesi, sanığın şüpheden kurtulması için lehine kanıt toplatma hakkı bulunduğunu" hükme bağlamaktadır.
Bu itibarla, bu belge ve bilgilerin geçerli ve doğru olup olmadığını öncelikle saptamak ve derlenen tüm kanıtları yasanın 254. maddesince tahkikatın verdiği kanaate göre tahlil ve değerlendirmeye tabi tutmak zorunludur.
Düşüncem odur ki;
1- GSM teknolojisinin ulaştığı düzey gözetilerek; öncelikle, olay tarihinde, sanıklar Ertuğrul ve Can'ın adına kayıtlı cep telefonlarının varsa numaralarının tespiti yapılmalı ve varlığı saptandığında bu telefonlarla olay günü hangi saatlerde, hangi mevkilerden, kimlerle konuşulduğu belirlenmek suretiyle sanık Can'ın, Ertuğrul tarafından cep telefonuyla Ankara Akköprü mevkiinden olay günü sevk ve idare edildiği yönündeki beyanı delillendirilmeli,
2- Sanık Ertuğrul'un, 19.7.1998 tarihinde tedavi gördüğünü bildirdiği ve belge fotokopilerini sunduğu kurumların defter asılları getirtilip, tedavi gördüğüne ilişkin savunması araştırılmalı, gerçek olmadığı ve belgelerin sahte olarak sonradan tutulduğu kanısı doğduğunda kamu düzeninin korunması için sorumluları hakkında gereğine tevessül olunmalı, gerçek ise savunmanın ciddiliği gözetilmeli,
3- Tanık Nusret Özsoy'un, mahkemesince bizzat dinlenerek, olayda kullanılan otomobilin sahibi oluşu nedeniyle olay sonrasında sanık Ertuğrul ile aralarındaki telefon konuşması bütünüyle aydınlatılmalı, bu görüşmede Ertuğrul'un senin başına da sıkıntı açtık dedikten sonraki açıklamalarının, olayın içinde yer aldığına mı, yoksa olaya karışmadığına mı işaret olduğu netleştirilmelidir.
Bu soruşturma önerisi, ceza yargısında, sanığın lehine olan kanıtların da aleyhteki kanıtlar gibi eksiksiz düzeyde saptanmasının zorunluluğundan kaynaklanmaktadır,
Ancak bu ahvalde; sanık Can'ın Ertuğrul'u suçlayıcı ilk beyanının atf-ı cürüm niteliği taşıyıp taşımadığı tahlil edilebilecektir.
Bu nedenlerle, sayın çoğunlukla ittifak halinde bulunduğum usule ilişkin diğer bozma nedenlerine, soruşturmayı genişletmeye yönelik işbu nedenlerin de ilave edilmesi düşüncesinde olduğumdan, önerilerimi gerekli görmeyen çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy