(765 S. K. m. 494) (4963 S. K. m. 6)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Muhammet Yar'ın yapılan yargılaması sonunda, TCK. nun 494/son maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine dair Kartal 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nden verilen 19.3.2002 gün ve 2000/45 Esas, 2002/329 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş, olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen bila tarihli tebiğnamesi ile daireye gönderilmekle gereği görüşüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve taktirine incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- TCK. nun 494/1 madde ve bendinde yer alan kullanma hırsızlığı suçunun oluşabilmesi için;
a) Hırsızlığın özel bir ulaşım aracı hakkında işlenilmesi,
b) Çalınan aracın kısa süre kullanılması,
c) Aracın zilyedine geri verilmesi veya kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakılması, henüz bırakılmamış ise, iade edilmek üzere alındığının açıkça anlaşılmış olması gerekir.
Kullanma hırsızlığı suçunun manevi unsuru, geçici olarak yararlanma kastıdır. Fail mal edinmek kastıyla değil, aracı kullandıktan sonra iade etmek amacıyla hareket etmiş olmalıdır. Araç alınırken iade etmek maksadı yoksa, kısa süre sora iade edilmiş olsa da kullanma hırsızlığı oluşmaz. Bu durumda, ancak rizai iade hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilir.
Araç kısa süre içinde iade edildiğinde ya da zilyedin kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakıldığında yukarıda açıklanan özel kast ortaya çıkmış olur. Ancak fail, suç teşebbüs aşamasında kaldığında veya suç işlendikten sonra henüz iade edilmeden yakalanacak olursa hangi kasıtla hareket ettiğinin tespiti gündeme gelecektir.
Madde metnine göre özel kastın varlığını kabul için, aracın iade edilmek üzere alındığının açıkça anlaşılması gerekmektedir. Kastın iadeye yönelik olduğu, somut olayın gelişimi içinde, normal yaşam gözlemlerine göre tereddüde yer bırakmayacak biçimde kendini göstermelidir. Bir başka deyişle, ilk bakışta aracın geri iade edilmek üzere alındığı anlaşılmalıdır. Örneğin, acil bir hastayı hastaneye ya da servisi kaçıran öğrenciyi sınava yetiştirmek amacıyla komşunun aracının alınmasında iade kastıyla hareket edildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise, sanığın 15.12.1999 tarihinde şikayetçinin evi önünde park halindeki mobileti çaldığı, 16.12.1999 günü şikayetçinin yaptığı araştırma sonucu mobiletin sanığın evinde olduğunu tespit etmesi üzerine yakalayıp karakola getirdiği daha sonra görevli polislerce sanığın evinin önünde bulunan mobiletin deposu ve arka çamurluğu boyanmış, sinyal lambaları, arka stop lambası, yan çamurluk kapakları, kilometre saati, siperlik ve platin kapakları sökülmüş olarak ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın, motosikleti bir süre bindikten sonra iade edecektim şeklindeki mücerret savunmasından başka geri verme amacını gösteren ve dış aleme yansıyan bir belirtinin bulunmadığı, motosikleti boyaması ve parçalarını sökmesi de dikkate alındığında sanığın kastının mülkiyete yönelik olduğu gözetilmeden, fiili kullanma hırsızlığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde düşme kararı verilmesi,
Yasaya aykırı;
2- Hükümden sonra 7 Ağustos 2003 gün ve 25192 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 4963 Sayılı Kanunun 8. maddesiyle 2253 Sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görevi ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen 15 ibaresi on sekiz şeklinde değiştirildiğinde kayden 31.9.1983 doğumlu olup suçun işlendiği tarihte 18 yaşını bitirmeyen sanık hakkındaki yargılamanın çocuk mahkemesinde yapılması gerektiği lüzumu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy