(2863 S. K. m. 25)
Dava: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçundan sanıklar Mehmet Gürleyen ve Atilla Tunca'nın yapılan yargılamaları sonunda, beraatlerine dair İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 12.03.2002 gün ve 2001/582 Esas, 2002/173 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının onama isteyen 17.07.2003 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 2863 sayılı Yasanın 25. maddesinin 1. fıkrası Bakanlığa bildirilen ve 23. maddede belirlenen taşınır kültür ve tabiat varlıklarının tasnif ve tescile tabi tutulacağını öngörmüştür. Tasnif incelenen taşınır kültür ve tabiat varlığının korunması gerekli olup olmadığının belirlenmesidir. Bu tasnif sonucunda korunması gerekli görülenlerin belge ve envanter listeleri düzenlenerek tescili yapılır ve bunların birer nüshası müze dosyalarında muhafaza edilir. Devlet müzesinde bulunması gerekli görülenler usulüne uygun biçimde ve 64. maddede yazılı koşullar uyarınca müzelere alınırlar. Müzelere alınmasına gerek bulunmayanlar ise anılan yasanın 25. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sahiplerine iade olunurlar.
Bu itibarla bir taşınır kültür varlığının hem tescil dışı olması ve hem de müzede korunması gerekli değer taşıması mümkün değildir. Zira tescil dışı bırakılan varlıklar korunması gerekmeyen ve bu nedenle 2863 sayılı Yasa kapsamı dışında kalan kültür varlıklarıdır.
Hükme esas alınan 01.02.2002 günlü bilirkişi raporunda, sanıklarda ele geçirilen suça konu eserlerin 2863 sayılı Yasa kapsamına girdiği, ancak müzelerin denetiminde yurt dışına çıkarılmamak kaydıyla yurt içinde alınıp satılabilen objelerden olduğu belirtilmiştir. Tasnife tabi olduğu belirtilmeyen suça konu eserlerin müzeler tarafından denetimin yapılamayacağı da gözetilerek öncelikle, suça konu eşyaların üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında korunması gerekli taşınır kültür varlığı olup olmadıklarının kesin olarak saptanması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy