(765 S. K. m. 450)
Dava: Sinan'ı feri fail şekilde taammüden öldürmeğe tam derecede teşebbüsten sanıklar Hüseyin ile Sayım'ın yapılan yargılanmaları sonunda:Hükümlülüklerine ilişkin (ŞANLIURFA) İKİNCİ Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.9.2002 gün ve 279/228 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle:sanıkların duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-4771 sayılı Kanun ile değişik TCK.nun 450. maddesi gereğince idam cezası yerine verilen müebbet ağır hapis cezalarından yapılacak indirimlerin 4771 sayılı Kanunun 1/A maddesinin A bendi (a) alt bendi uyarınca yapılması gerekirken yanlış yorum sonucu sanık Sinan'a eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozma sebebi yapılmamıştır.
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış olan ve Dairemizce de benimsenen içtihatları uyarınca 4616 sayılı Kanuna dayalı erteleme kararlarının temyiz kabiliyeti olmayıp itiraza konu olabileceği gözetilerek bu yöne ilişkin hüküm inceleme dışı bırakılmıştır.
3-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Sayım'ın adam öldürmeye iştirak suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde düzeltme dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin sübuta, gerekçenin yetersiz olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık Sinan hakkında TCK.nun 450. maddesi ile ceza tayin edilirken 4771 sayılı Kanunun uygulandığı anlaşılmakla CMUK.nun 322. maddesinde tanınan yetki kullanılmak suretiyle hükme "4771 sayılı Kanun ile değişik" ibaresi dercedilmek suretiyle DÜZELTİLEN sanık Sayım'a ait hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
4-Sanık Hüseyin ile ilgili incelemede;
Mağdur Sinan'ın, olaydan 2 ay 15 gün sonra 3.1.1994 de verdiği ilk ifadesinde sanık Hüseyin'i saldırganlar içinde göstermemesine, müteakip beyanlarında bu teşhis eksikliğini izah edebilecek ve adı geçenin olaya karıştığını inandırıcı biçimde ortaya koyacak beyanlarda bulunmamasına, olayı anında gözlemleyen tanıklar, Hanife, Dünya, Hatice, Ali ve Gaffar'ın sanık Hüseyin'in hadise mahallinde görüldüğüne ilişkin istikrarlı beyanlarının olmamasına, fiilin icra edildiği saatlerde öğrenci olduğu okulda ders izlediğini söyleyen bu sanığın olayı duyduğunda hasım ailenin kendisine de zarar verilebileceği korkusuna kapılarak kaçmasının mümkün görülmesine binaen, kuşkunun lehe yorumlanacağı ilkesinden hareketle, sanığın redde ilişkin savunması da gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken, sonradan geliştirilmiş çelişkili beyanlara istinatla sanık Hüseyin'in mahkumiyetine karar verilmesi;
Sonuç: Yasaya aykırı olup, sanık Hüseyin müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla kabulü ile sanık Hüseyin hakkındaki hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 8.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy