(4675 S. K. m. 5, 6) (647 S. K. m. 15) (1412 S. K. m. 343)
Dava: Dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi ölüme sebebiyet vermek suçundan hükümlü Hasan'ın 1,5 ay süreyle ziyaretçi kabulünden men cezası ile cezalandırılmasına dair, Kütahya E-Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığınca verilen 17.9.2001 gün ve 2001/21 sayılı disiplin kurulu kararına karşı yapılan itiraz üzerine verilen disiplin cezasının kaldırılmasına ilişkin (KÜTAHYA) İnfaz Hakimliğinin itiraz olunmaksızın kesinleşen 04.10.2001 gün ve 2001/20 esas, 2001/16 sayılı kararını havi dosya incelendi.
Hükümlü hakkında ceza infaz kurumu yetkililerince tanzim olunan 04.09.2001 günlü tutanak kapsamı ve ifadelerden disiplin bozucu hareketlerde bulunduğu tespit olunarak, cezaevi disiplin kurallarına riayet edilmesini temin bakımından 17.9.2001 gün ve 2001/21 sayılı disiplin kurulu kararı ile ceza tayin olunduğu gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CYUY.nın 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 07.08.2002 gün ve 34645 sayılı yazılı emirlerine müsteniden C.Başsavcılığından 27.3.2003 gün ve Y.E/132296 sayılı tebliğnamesiyle talep edilerek dosyası Dairemize gönderilmekle;Gereği düşünüldü:
Karar:
1-a) Hükümlü Hasan'ın, 04.09.2001 günü saat 11.30'da cezaevinde kendisini ziyaret eden damadı ile vaki tartışma sonrası, ziyaretçi görüş kabinine yönelmesi nedeniyle, cezaevi nizam ve talimatlarına uygun davranışta bulunmadığından bahisle, tüzüğün 159. maddesi uyarınca 1 ay 15 gün süreyle ziyaretçi kabulünden men cezasıyla cezalandırılmasına, Kütahya E Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi Müdürlüğü Disiplin Kurulunca 17.09.2001 gün ve 21 sayı ile karar verildiği,
b) Kararın, aynı gün tebliği üzerine, hükümlü Hasan Çetin'in, 4675 sayılı yasanın 5. maddesince yasal 15 günlük sürede 27.09.2001 günlü dilekçe ile Kütahya İnfaz Hakimliği'ne şikayette bulunarak disiplin cezasının kaldırılmasını talep ettiği,
c)Kütahya İnfaz Hakimliği'nin 04.10.2001 gün ve 20/16 sayılı kararıyla; "Hükümlünün olay günü kendisini ziyarete gelen damadı ile görüşürken damadı tarafından tehdit edilmesi ve kızıyla geçimsizliği nedeniyle bir anlık öfkeyle damadına hücum etmesi olayında cezaevi idaresine yönelik bir kasıt ve bu kasıt altında işlenmiş bir eylem bulunmadığından disiplin cezasının kaldırılmasına" karar verildiği,
d) 4675 sayılı Yasanın 6/5. maddesince yasal sürede itiraza uğramayan kararın kesinleşmekle infaz olunduğu,
2-a) Adalet Bakanı'nın 07.08.2002 gün ve 34645 sayılı yazılı emri ile Kütahya İnfaz Hakimliği kararının bozulması istemini Yargıtay C.Başsavcılığına ilettiği,
b) Yargıtay C.Başsavcılığı'nın; 21.08.2002 gün ve 132296 sayılı tebliğnamesi ile bozma talep ettiği, gerekçe olarak; "hükümlü hakkında ceza infaz kurumu yetkililerince tanzim olunan 04.09.2001 gün ve 2001/21 sayılı disiplin kurulu kararı ile ceza tayin olunduğu gözetilmeksizin, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet olmadığını" belirtip, Kütahya İnfaz Hakimliği'nin kesinleşen kararının yazılı emir yöntemiyle bozulmasının talep edildiği anlaşılmaktadır,
CYUY.nın 343. maddesinde düzenleme altına alınan "yazılı emir"; hakimler veya mahkemelerce verilip Yargıtay'ca tetkik edilmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, yasaya aykırılığa düşüldüğünün haber alınması durumunda, konu karar veya hükmün bozulması isteminde bulunma yetkisini Adalet Bakanı'na tanıyan olağandışı bir yasa yoludur.
Bu yasa yolunun ancak ve mutlaka, yasaya açık aykırılıkların vaki olduğu hallerde kullanılabileceği, takdiri değerlendirmelerin geçerli olduğu ahvalde kullanılamayacağı, öğretide ve uygulamada kabul olunmaktadır.
Öte yandan, 647 sayılı yasanın 3193 sayılı yasa ile ek 15/3. maddesine dayanılarak düzenlenen Ceza İnfaz Kurumları ve Tevkifhanelerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük'ün 157. maddesinde, disiplin cezaları vazedilmiş, ziyaretçi kabulünden men cezası da bunlar arasında sayılmış, Tüzüğün 159. maddesinde ise bu cezanın ifa tarzı ve süresinin üç ayı geçemeyeceği açıklanmıştır.
Bu maddeler içeriğine göre; Cezaevi Disiplin Kurulu, aykırı davranışta bulunanlarla yasak işleri yapanlara, durumun niteliği ve ağırlığına göre, uygulanacak disiplin cezasının nevi ve süresini takdir ve tayin edecektir.
Açıklanan cezaların hangi hallerde hangi süre ile belirleneceğinin açık, net ve kesin tanımı, 647 sayılı yasada yapılmadığı gibi bu yasaya dayanılarak düzenlenen Tüzükte de düzenleme altına alınmamakta, saptanmasında takdir ölçüsü ağırlık kazanmaktadır.
Disiplin Kurulunca takdir ve tayin olunan disiplin cezalarına karşı yapılacak şikayetlerin, 4635 sayılı Yasanın 5/3 ve 6. maddeleri uyarınca İnfaz Hakimin'ce değerlendirmesi de, "takdir ölçüsüne ağırlık verilerek" sonuçlandırılmaktadır. Bu bağlamda olmak üzere; konu olayda; hükümlü Hasan'ın cezaevinde sergilediği davranışın disiplin cezasını gerektirip gerektirmediğine ve gerektiriyor ise hangi ceza türünün ne kadar müddetle uygulanacağına, disiplin kurulu, takdire bağlı olarak karar verip davranışı cezayı gerektirir ölçüde disiplinsizlik saymış, takdiri saptama ile "ziyaretçi kabulünden 1 ay 15 gün süreyle men'in uygun bulunduğunu düşünmüş, şikayet üzerine" konuyu irdeleyen İnfaz Hakimi de, takdir yetkisiyle değerlendirmesini yapmış, hükümlünün hareketinin cezaevi idaresine yönelik bir kasıtla şekillenmediğine, disiplin cezasını da gerektirmediğine, cezanın kaldırılması lüzumuna" hükmetmiştir.
Kuşkusuz, gerek Disiplin Kurulu'nun ve gerekse İnfaz Hakimi'nin takdir ve değerlendirmeleri, yasa, tüzük, yönetmelik ve genelgelerle disiplin altına alınmış ise de, gerek disiplin cezasının gerekliğini saptamada, gerek cinsi ile süresini seçmede, gerekse konu fiilin cezayı gerektirmediğini yorumlamada, "takdir" ölçüsü hakim ve etkin olmaktadır.
Diğer yönden bir başka tartışma başlatılarak,
İnfaz Tüzüğü'ne aykırılığın " yasaya aykırılık" sayılamayacağı, bu nedenle meselenin CYUY.nın 343.maddesince öngörülen yasaya aykırılık kapsamında olmadığı görüşü ileri sürülebilir, karşı görüş olarak da; Tüzüğün, 647 Sayılı Yasanın 15/3.maddesine 3193 Sayılı Yasayla Ek 3.fıkranın açık hükmü nedeniyle hazırlandığı, bu itibarla hükümlerine aykırılığın "yasaya aykırılık" olacağı görüşü ileri sürülerek yazılı emir müessesesinin geçerli olduğu savunulabilir ise de; incelemeye konu yazılı emrin, bu tartışma sınırlılığıyla çözümlemesi gerekmemekte, işlemdeki "takdir" ağırlığına dayanılarak çözüm üretilmesi icap etmektedir.
Bu bağlamda değerlendirildiğinde;
Hükümlü Hasan'a disiplin kurulunca verilen disiplin cezasının vaki şikayet üzerine kaldırılmasına dair Kütahya İnfaz Hakimliğince verilen karar, CYUY.nın 343.maddesinde öngörülen ve yasa yararına bozmayı zorunlu kılarak ülkede uygulama birliğini sağlamayı amaçlayan açıklıkta bir yasaya aykırılık teşkil etmemekte, uygulayıcıdan uygulayıcıya değişiklik arzedebilecek, göreceli nitelikte, takdirle şekillenen mahiyet taşımaktadır.
Yazılı emre dayalı bozma, olağan yasa yolu olan temyiz incelemesi düzeyinde geniş kapsamlı takdir ve değerlendirme yetkisini Yargıtay'a vermemekte, sadece ve ancak; açık, net ve duraksatmayan, göreceli ve takdiri değişimler arzetmeyen yasaya aykırılıkların denetlenmesine sınırlı düzeyde olanak sağlamayı amaçlamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında;
Kütahya İnfaz Hakimliği'nin yazılı emre konu kararı, takdiri değerlendirme ağırlığıyla tesis olunduğundan ve Yasa ile Tüzük hükümlerine açıkça aykırılık unsurunu taşımadığından bu kararın yazılı emre dayalı bozmaya konu edilmesi olanaklı görülmemekte, yazılı emre dayalı bozma isteminin reddi gerekmektedir;
Sonuç:
1) Açıklanan nedenlerle; Adalet Bakanı'nın 07.08.2002 gün ve 34645 sayılı yazılı emrine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.08.2002 gün ve 132296 sayılı bozma isteminin REDDİNE,
2) Gereğinin ifası ve dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 16.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy