(765 S. K. m. 51, 450)
Dava: Songül'ü taammüden öldürmekten sanık Müşür'ün yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin Diyarbakır İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.9.2002 gün ve 337/212 sayılı hüküm re'sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı ile sanık taraflarından da istenilmiş, sanık duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile dairemize gönderilmekle; sanığın duruşmaya müdafi göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar:
1- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Müşür'ün tasarlayarak adam öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebebi dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan, Cumhuriyet Savcısının tahrikin olmadığına, TCK.'nun 59. maddesinin yersiz olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, üye Cengiz'in maktülenin eski gayrıresmi kocasının maktülenin ahlaki tutum ve davranışı hususunda tanık olarak dinlenmesi ve bu hususta tespit edilecek sair delillere başvurulması gerektiğinden bahisle bozma öneren görüşü, bu safhadan sonra önerilen tevsii tahkikatın dosyaya yenilik getirmeyeceği düşüncesi ile reddedildikten sonra işin esasının CMUK.'nun 384. maddesi mucibince incelenmesinde,
2- Ailesinin isteği ile gayrıresmi olarak evlendirilen fakat geçimsizlik sebebiyle babası evine geri dönen, babası tarafından süslenerek gezmesi ve eve geç gelmesi sebebiyle evden kovularak eniştesi olan sanık Müşür'ün evine sığındıktan birkaç gün sonra öldürülen maktülenin başkaları ile cinsel ilişki kurmak suretiyle kötü yola düştüğü hususunda somut olayların delilleriyle ortaya konulmadığı, dedikodudan ibaret kaldığı gözetilerek maktülenin dedikoduya sebebiyet veren özensiz tutum ve davranışları sebebiyle basit tahrik hükmünün tatbikinin gerekli ve yeterli olduğu düşünülmeden TCK.'nun 51/2. maddesinin tatbiki ile tahrikin derecesinin belirlenmesinde hata edilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde bulunduğundan re'sen de temyize tabi bulunan hükmün üye Cengiz'in tahrikin derecesinin isabetli olup onama düşüncesindeki karşıoyu ve oyçukluğu ile tebliğnamedeki gerekçeye uygun isteme aykırı olarak BOZULMASINA 1.7.2003 gününde karar verildi.
KARŞI OY :
Maktüle Songül'ün İzmit ilinde gayri resmi kocası Mürsel ve iki çocuğu ile birlikte müşterek yaşantısını sürdürürken kötü yola düştüğü, Şengül takma ismini kullanarak kocasının bilgisi dışında para karşılığında çeşitli şahıslarla ilişkiye girdiği, bu durumun kocası tarafından fark edildiğinde de, beraat eden sanık baba Cuma'nın bilgilendirildiği ve maktülenin evden kovulduğu, durumu öğrenen sanık Cuma ve aile efradının bu aileye karşı S. , saygı ve minnet borcu ile yüklü damatları sanık Müşür'ün baldızı konumundaki maktüleyi İzmit'ten Diyarbakır'a getirmek üzere olaydan 6-7 ay kadar önce görevlendirildiği, maktülenin sanık Müşür tarafından ailenin isteği doğrultusunda İzmit ilinden Diyarbakır Merkez Dicle Mahallesinde ikamet eden babası sanık Cuma'nın yanına getirildiği, 4-5 ay babası yanında ikamet eden maktülenin, bir süre sonra babasının bilgisi dışında Nuran takma ismi altında para karşılığında Diyarbakır'da da erkeklerle beraber olmayı sürdürdüğü, babası ve kardeşlerinden bazıları ile birçok defa bu nedenle münakaşa ve kavgalaştıkları, umursamaz tutum ve davranışlarından bizar olan baba Cuma'nın maktüle kızını dövdüğü, son bir çare olarak uslanır umudu ile ablasının kocası konumundaki eniştesi sanık Müşür'ün evine kendi isteği ile götürüldüğü, yaklaşık 5-6 gün sonra buradan ayrılıp İzmit'e gitme eğilimine girdiği, uslanmaz ve aile şerefini rencide edici tutum ve davranışını ısrarlı bir şekilde sürdürdüğü dosya içeriği delillerle saptanan maktüleyi öldürme fikrini, maktülenin kardeşi Vedat'ın ailenin tüm değerlerini paylaşan, onlardan manevi desteğini esirgemeyen adeta ailenin bir ferdi imiş gibi sorunların çözümünde desteğine müracaat edilen, eniştesi sanık Müşür'den yardım talep ettiği, aralarında plan yapıp maktüleyi öldürmeye karar verdikleri, ancak İzmit'e gitmeyi ertelemesi halinde bu kararlarından vazgeçmeyi kararlaştırdıkları, maktülenin, gitme konusundaki ısrarlı ve kati tutumunu sürdürmesi karşısında, ağrı kesici diye uyku hapı verilerek sanıklar tarafından uyutulduğu, sanık Müşür'ün motosikletinin sepet kısmına yatırıldığı, sanık Müşür'ün arka kısmında, sanık Vedat oturduğu halde idaresindeki sepetli motosiklet ile Diyarbakır Merkez K. Köyü, D. Mezrası yakınlarındaki olay yerine sanıklarca götürülüp bıçakla boğazı kesildikten ve vücudunun muhtelif yerlerinden rastgele yaralandıktan sonra öldürmeleri şeklinde başlayıp sonuçlanan olayda, tahrikinin derecesini açık, kesin ve net olarak tespiti bakımından; maktülenin gayrıresmi eşi Mürsel yanında, oluşa ilişkin bilgi sahibi olan tanıkların araştırılıp tespit edildikten ve dinlendikten sonra tahrikin derecesinin belirlenmesi bakımından tahkikatın derinleştirilip genişletilmesi yönündeki talebim dosyayı görüşen heyetin çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.
Şu hale göre, sanıklar Cuma ve Müşür'ün aşama savunmaları, Diyadin ve Ramazan beyanları, fezleke ve mevcut dosya içeriği delilleri tahlil ederek şüpheden sanık yararlanır anaı kuralını da göz önünde bulundurarak oluşa uygun bir şekilde tayin ve takdir eden yerel mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı düşüncesiylc sayın çoğunluğun sanık Müşür hakkında kurulan hükümde tahrikin basit olduğu bu nedenle bozulması gerektiği yönündeki görüşünü benimsemiyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy