(765 S. K. m. 504)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Saadettin Kara hakkında açılan kamu davasının yargılanması sonucunda eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği nedeniyle Üsküdar 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 9.9.2003 gün ve 2003/596-691 sayılı görevsizlik kararına vaki itirazın kabulü ile anılan görevsizlik kararının kaldırılmasına dair, Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.9.2003 gün ve 2003/274 D.İş sayılı kararın, tüm dosya kapsamına göre sanığın dolandırıcılık suçunu Posta Telefon Telgraf İşletmesine ait haberleşme aracı olan telefonu vasıta olarak kullanmak suretiyle işlediğinin anlaşılmasına nazaran, suçun 3679 Sayılı Kanununla değişik TCK. nun 504/3. maddesi kapsamında olup olmadığının ve delillerin takdirinin de ağır ceza mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMUK. nun 343. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 15.10.2003 gün ve 47580 Sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 5.11.2003 gün ve YE.2003178526 Sayılı ihbarnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.2.1997 gün ve 20-25 sayılı kararında da açıklandığı gibi, dolandırıcılık suçunun TCK. nun 504. maddesinin 3. bendinde belirtilen posta telgraf ve telefon işletmesinin haberleşme araçlarıyla işlenmesi halinde kandırıcı niteliğinin daha fazla olacağı kabul edilmiştir. Çünkü suçun haberleşme araçlarıyla işlenmesi, kolaylık sağlamakta, dolandırıcılık suçunun unsuru olan hile ve desise daha kolay yapılabilmektedir.
Sonuç: Somut olayda, sanık, şikayetçi ile yüzyüze görüşüp gazete ilanı yöntemiyle satışa sunulan aracın alım-satımı, fiyatı hususunda anlaşmışlar, aracın şirket adına alınacağının belirtilmesi üzerine ruhsat sahibi tarafından vekaletname dahi çıkartılmış daha sonra şirket odasında otururlarken telefon edilmesi üzerine sanık aracın anahtarını çalışanına verip onu arızalandığı bildirilen kepçeye bakmaya göndermiş, sonrada aracın parasını ödemek üzere gittiği bankadan şikayetçiyi telefonla arayarak parayı çektiğini ve bankada verebileceğini belirtmesi nedeniyle bankaya gelen şikayetçinin sanığı bulamaması üzerine dolandırıldığı ortaya çıkmıştır. Eylemde telefon ile şikayetçiye yönelik herhangi bir hile ve desise yapılarak onun kandırılması kolaylaştırılmadığından yazılı emre atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden CMUK. nun 343. maddesi uyarınca yazılı emirle bozma isteminin REDDİNE, müteakip işlemlerin mahkemesince takdirine, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 15.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy