(765 S. K. m. 448) (6136 S. K. m. 13)
Dava: Ali Haydar Çiğ'i kasten öldürmekten sanık Eyüp Güzel'in yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ilişkin Bakırköy İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.4.2002 gün ve 179/187 sayılı hüküm re'sen temyize tabi olmakla beraber duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Sanık Eyüp Güzel hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan açılan kamu davasının 4616 sayılı yasa uyarınca ertelenmesine dair verilen kararın mahiyeti itibariyle sanık yönünden temyiz kabiliyeti bulunmadığından, müdafiinin bu suça yönelik temyiz inceleme isteğinin reddine,
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Eyüp Güzel'in adam öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafiinin sübuta ve sair sebeplere ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle re'sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, Üye Osman Şirin'in karşı oyu ve oyçokluğuyla 02.04.2003 gününde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE:
Maktül Ali Haydar'ın kafasına isabet eden tek mermiyle öldüğü ve olay yerinde ele geçen 7.65 çaplı üç adet boş kovanın aynı gün suçu üstlenerek kolluğa başvuran sanık Serkan'ın teslim ettiği tabancasına uyduğu olayla ilgili olarak;
1- Maktülün kardeşi olup hadiseyi bütünüyle yaşayan Mehmet Çağ'ın ilk beyanında kendisine ateş edenle ağabeyi maktülü vuranın tek kişi olduğunu açıklamasına, bu ifadenin safahatta değişmesine, değişen ifade ve teşhislerin evre evre değişime uğrayıp çelişmesine,
2- Tanık Mehmet Uzun'un ilk ve ayrıntılı ifadesinin sonraki beyanlarına uymamasına, sonradan değişen beyanlarının da sanık Eyüp'ün maktüle ateş eden kişi olduğu yönünde istikrar kazanmamasına,
3- Mehmet Çığ ile Mehmet Uzun'un kendi aralarında uyumlu olan ve tek kişinin silah kullandığını belirten ilk ifadesine dayalı şekilde sadece Serkan ile Kenan, Tekin ve Necmi haklarında açılan kamu davasında Eyüp'ün varlığından söz edilmezken Mehmet Çığ ve Mehmet Uzun'un aylar sonra müştereken geliştirdiği isnat ile Eyüp'ün maktüle ateş eden kişi olarak suçlanmasının ve soyadının da hatalı tarzda açıklanmasının bir dizi kuşkuyu bünyesinde taşımasına,
4- Ek iddianame ile olaydan 18 ay sonra suçlanan sanık Eyüp'ün yargılamanın her aşamasında suçlamayı reddedip olaya dahi katılmadığını, asılsız bir isnada muhatap olduğunu açıklamasına,
5- Eyüp ile akrabalık, hısımlık, dostluk ve iş ilişkisi tarif edilmeyen Serkan'ın, suçlamaların Eyüp'e yöneldiği, öldüren kişi olarak Mehmet Uzun'ca teşhis edildiği hatta Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasında kendisinin beraati talep edilip Eyüp'ün öldüren sıfatıyla cezalandırılmasının talep edildiği evrelerde bile ısrarla maktüle kendisinin ateş ettiğini ancak ağır tahrik altında kaldığını söylemesine ve asla bu doğrultudaki beyanından dönmemesine,
6- Tanık olarak ifade veren Mehmet Uzun'un talimatla alınan ifadesinde; Eyüp'ten şikayetçi olduğunu belirterek, öldürme suçundan cezalandırılmasını ifade edişinin bir tanık yansızlığı ile hareket etmediğini, müşteki yanlılığı ve husumetiyle davrandığını ortaya çıkarmak suretiyle beyanlarına güveni zafiyete uğratmasına,
7- Böyle bir kişinin, ilk beyanıyla zıtlaşan, aşamalarda değişip gelişen çelişkili anlatımlarına veyahut bu anlatımlarının bir bölümüne itibar ederek sanık Eyüp'ü, öldürme eyleminin faili saymanın kuşkuyu aleyhe yorumlamak olacağına, binaen sanık Eyüp Güzel'in beraatine hükmedilmesi gereğine işaretle mahkumiyet hükmünün bozulması görüşünde olduğumdan onama yönünde tecelli eden sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy