(765 S. K. m. 11, 31, 467) (5237 S. K. m. 45, 53)
Dava: Bayram'ı kasten öldürmekten sanık Hasan'ın yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin ( D ) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.11.2002 gün ve 164/278 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ile müdahil taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrik ve takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul ve kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık vekilinin bir sebebe dayanmayan, müdahil vekilinin ağır tahrik bulunmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak; a) Sanığın suçunun sübut bulduğu kabul edilerek cezalandırılmış olması ve tarafların ekonomik ve sosyal konumlarıyla ilgili araştırma sonuçlarının da bir kısmının gelmiş olması karşısında, müdahilin 19.7.2002 tarihli dilekçesinde istediği manevi tazminat talebi hakkında, her iki tarafın ekonomik ve sosyal durumlarıyla günün ekonomik koşullarına göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile "bu konuda hukuk mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine" denilmek suretiyle TCK.nun 467. maddesine muhalefet edilmesi,
b) Verilen ağır hapis cezası miktarı da nazara alınarak TCK.nun 31 ve 11. maddeleri uyarınca, sanık hakkında müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklılık cezasına hükmedilmesi yerine, infazda karışıklık yaratacak şekilde "TCK.nun 31. maddesinin uygulanmasına "denilerek ceza miktarının açıkça belirtilmemesi,
c) Kısa kararda müdahil taraf lehine vekalet ücretine karar verilmediği halde, gerekçeli kararda vekalet ücretine karar verildiği gibi 4667 sayılı Kanunla değişik 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/son maddesine aykırı olarak müdahil vekili yerine müdahil asile verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş olması,
Sonuç: Yasaya aykırı olup, sanık ve müdahil vekilinin diğer temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık hakkında kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 3.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy