(765 S. K. m. 51, 450) (5237 S. K. m. 29, 82)
Dava: Aynı sebep ve kasıt altında Resul ile Osmanı öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık Çelebi'nin yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ve üzerine atılı diğer suçtan beraatına ilişkin ( YOZGAT )Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 2.4.2003 gün ve 191/60 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık ile müdahiller taraflarından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle:sanık hakkında duruşmalı, müdahillerin temyizleri hakkında da kararda açıklanan nedenle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Müdahillerin yasal yetkisi olmadığından duruşmalı inceleme istemlerinin CMUK.nun 318. maddesi gereğince reddine,
2-Kısa kararın tefhim edildiği duruşma başlığında ve tefhimde hazır bulunanlar kısmında Cumhuriyet Savcısı G ismi yazılı olduğu halde gerekçeli karar başlığına Cumhuriyet Savcısı H isminin yazılması, gerekçeli kararın tefhim kısmında duruşmaya katılan Cumhuriyet Savcısı G isminin yazılı olması karşısında duruşma Savcısının kim olduğu konusunda tereddüt oluşturmadığından, mahallinde düzeltilebilir maddi yazım hatası olarak görülmüştür.
3-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın aynı kasıt altında iki kişiyi öldürmek, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç nitelikleri tayin, takdire dayalı cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul, kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin duruşmalı incelemede eksik soruşturmaya, TCK.nun 49,50. maddesindeki koşulların mevcudiyetine, suçun vasfına, 4771 sayılı Kanunun yanlış uygulanıp fazla ceza verildiğine, müdahiller Reyhan, Satı ve Rafet'in eksik soruşturmaya, suçun vasfına, takdiri tahfifin yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a )Sanık ile maktullerden Resul arasında bir alacak-borç ilişkisinin olduğu, maktulün sanıktan yapımı tamamlanmamış daire satın aldığı ancak sanığın daireyi zamanında tamamlayıp teslim etmemesi üzerine maktulün haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sanığın da bunu kabul ettiği, aldığı 16.000.-mark paranın 9.000.-markını iade ettiği ve 7.000.-mark maktule borcunun olduğu sanığın da savunmasında bunu kabul ettiği, ancak kararlaştırılan tarihte ödemeyip, uzun süre borcu savsakladığı, maktulün ısrarlı ödeme talepleri üzerine başkasına ait senedi verdiği, vade tarihi olan 1.8.2002 tarihinde de bu senedin ödenmemesi üzerine maktulün, sanığın isteği üzerine 5.8.2002 tarihine kadar beklediği ve olay sabahı alacağını istemek için sanığın bürosuna geldiği sanığın saat 18'e kadar beklemesini senet borçlusunun parayı getirebileceğini söylemesi üzerine buradan ayrıldığı tanık, Mustafa'nın beyanına göre bir hakaret olayı olmadığı, bu aşamaya kadar esasen sanığın haksız konumda bulunduğu ve ilk haksız hareketlerin borcunu vadesinde ödememek, maktulü zarara uğratmak şeklinde sanıktan kaynaklandığı, bunun neticesinde olay günü de borcun ödenmemesi üzerine maktul ile sanık arasında tartışmalar olduğu buna rağmen birlikte oturup bira içtikleri maktullerin tanık Mehmet ile konuşmak üzere bürodan çıktıkları sırada büronun penceresinden maktul Resul'un kendisine yaptığı hakaretleri duyan sanığın maktullere silah göstermesi üzerine her iki maktulün büroya doğru yönelip kapıyı zorlamaları ve burada sanığın maktullere ateş edip öldürdüğü olayda maktullerde silah bıçak gibi bir alet de bulunmaması karşısında sanığın olaydaki kusuru ve maktullerin tepkisi dikkate alınıp TCK.nun 51/1. maddesi kapsamında hafif olarak kabulü gerekirken tahrikin ağır olarak kabulü suretiyle sanığa eksik ceza verilmesi,
b )Sanığa 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen ağır para cezasının, 4806 sayılı Kanunla değişik TCK.nun 30. maddesine yanlış anlam verilerek 181.752.000.-lira yerine fazla tayini,
Sonuç: Yasaya aykırı müdahiller ile sanık müdafiinin duruşmalı incelemede temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 26.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy