(765 S. K. m. 51, 59, 65, 448, 463)
Dava ve Karar: Müstakil faili belli olmayacak şekilde Nasrettin Marakçı'yı kasten öldürmekten sanıklar Halit Doğrusever ile Abdulhadi Çiçek'in yapılan yargılanmaları sonunda, hükümlülüklerine ilişkin Siirt Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 1.10.2002 gün ve 40/185 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık Abdulhadi Çiçek ile müdahiler taraflarından istenilmiş, sanık duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, cezayı azaltıcı sanık Halit yönünden tahrik ve takdiri tahfif sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında başkaca isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Abdulhadi müdafiinin suç vasfına, müdahiller vekilinin suçun tasarlanarak işlendiğine TCK. nun 463 ve 51. maddelerinin uygulanmasının gerekmediğine vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a) İncelenen dosyaya ve delillere göre; sanık Halit'in maktulle uzaktan akraba olduğu, sanığın beyanına göre de 1996 yılı yaz aylarında maktulün ikram ettiği içeceğe uyku ilacı konulması nedeniyle bayıldığı bu haldeyken maktulün kendisiyle livata yoluyla cinsel ilişkide bulunduğu bunu bilahare manevi baskı altında sürdürdüğünün ileri sürüldüğü ve askerlik dönüşü evlik hazırlığına giren sanığa tanık Celal Eber'in bu ilişkiden bahisle maktulün evlenmesini engelleyeceğini kendisine söylediğini belirtmiş ve tanık Celal'in de bu sanığa iletmesiyle sanığın bundan büyük üzüntüye düştüğü ve olay günü bu halini gören arkadaşı Abdulhadi'nin ısrarı üzerine maktulle aralarında geçen olayları anlattığı ve aynı gün akşam vakti plan yaparak olay saatlerinde maktulü bulup planları gereğince kandırıp maktulün aracıyla olay yerine geldikleri burada maktulün sanık Halit'e ve diğer sanık Abdulhadi'ye sarkıntılık teşkil edecek davranışlara başladığı bu hareketler sırasında Halit'in daha önce sakladığı bıçağı çıkartıp maktule vurmaya başladığı bu arada Abdulhadi'nin de bıçağını çekip maktulün omuz nahiyesine ve bacaklarına vurmaya çalıştığı bu arada Abdulhadi'nin elinden bıçağın düştüğü, yaralı vaziyette dışarı düşen maktulün üzerine giden sanık Halit'in elindeki bıçakla özellikle bel bölgesinden birçok kez vurmak suretiyle maktulü yaralayıp olay yerinden ayrıldıkları maktulün ölümünün son aşamada bel bölgesine vurulan yaralardan meydana geldiği anlaşılmakla,
Olayda taammüde ulaşan suç kastı bulunmakla beraber fiilin oluş şekli nazara alınarak yoğunlaşan kasıt çerçevesinde sanık Halit'in maruz kaldığı ağır tahrik altında öldürme suçunun asli faili, sanık Abdulhadi'nin de maktulden kaynaklanan haksız tahrik teşkil eden hareketlerin arkadaşına yapılması ve doğrudan kendisine yapılmaması nedeniyle indirim oranın mahkemesince dikkate alınarak,
1- Sanık Abdulhadi'nin TCK.n un 448, 65/3, 51/2 ve 59. maddeleriyle,
2- Sanık Halit'in TCK. nun 448, 51/2 ve 59. maddeleriyle tecziyeleri yerine yazılı şekilde suçlarına vasıf verilerek hüküm kurulması,
b) Avukatlık Yasası'nın son değişiklik doğrultusunda vekalet ücretinin müdahiller vekili yerine müdahil asıllara verilmesine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı müdahiller vekili ve sanık Abdulhadi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, bozmanın a şıkkında Üye Seydi Yetki'nin karşı oyuyla diğer bozma sebebinde oybirliğiyle olmak üzere 28.04.2003 gününde karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık Abdulhadi; maktulün erkeklerle aktif olarak ters ilişkide bulunduğunu bu ilişkinin pasiflerinden olan diğer sanık Halit ile olaydan önce maktulden teklif geldiğinde maktulün istediği yere birlikte gitmeye karar verdikleri, yanlarına aldıkları bıçaklarla maktulün otosuna binip ters ilişkide bulunacakları yere hareket edip, yolda oldukları bir sırada maktulün Abdulhadi'yi dudağından öpmesi üzerine, önce Halit'in üzerindeki bıçakla maktule vurduğu, hemen ardından Abdulhadi'nin de bıçağını çıkartıp Halit'le birlikte maktule vurmaya başladığı maktulün aldığı yaralardan öldüğü, bu oluş içinde fiili birlikte irtikap etmiş oldukları öldürücü yaraların Halit'in vurduğu bölgede olması fiili birlikte irtikap iradesini ortadan kaldırmayacağından, her iki sanığın TCK. nun 64/1, 448, 51/2, 59. maddeleri gereğince cezalandırılmaları gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına kısmen karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy