(765 S. K. m. 31, 33, 51, 73, 318) (4422 S. K. m. 1)
Dava: A. Aramaz'ı taammüden öldürmekten sanık M. Yılmaz, işbu taammüden adam öldürme suçuna azmettirmekten sanık K. Turgut ile mükerrir sanık M. Taştan, işbu taammüden adam öldürme suçuna fer'an iştirakten sanıklar M. Ali Öztürk ve S. Kılıç ile mükerrir sanıklar M. Kılıç ve İ. Çelik, gasptan sanıklar A. Aypars, A. Hikmet Aypars, M. Kılıç ile mükerrir sanıklar M. Kılıç ve R. Akçam, çıkar amaçlı silahlı suç örgütünün üyesi olmaktan adları geçen sanıklar M. Yılmaz, K. Turgut, M. Taştan, M. Ali Öztürk, A. Aypars, A. Hikmet Aypars, M. Kılıç, S. Kılıç, İ. Çelik, R. Akçam ile M. Kılıç, işbu çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne yardım etmekten mükerrir sanık Z. Canpolat ve izinsiz silah taşımaktan adları geçen sanıklar M. Yılmaz, M. Ali Öztürk, M.Kılıç, A. Hikmet Aypars ile R. Akçam'ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin Ankara Bir Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 17.10.2002 gün ve 110/169 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş, sanık Z. Canpolat dışındaki sanıklar duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanıklar K. Turgut, M. Taştan, M. Ali Öztürk, A. Aypars, A. Hikmet Aypars, M. Kılıç, S. Kılıç, İ. Çelik, R. Akçam ile M. Kılıç haklarında duruşmalı, diğer sanık M. Yılmaz'ın duruşmaya müdafi göndermemesi nedeniyle temyizi hakkında duruşmasız ve de sanık Z. Canpolat'ın temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1) M. Yılmaz'ın Nafis olan baba adının Nafiz olarak yazılması mahallince düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
2) Yargılama giderinin gerekçeli kararda dökümü yapıldığından hüküm fıkrasında boş bırakılması mahallinde düzeltilebilir nitelikte görülmüş bozma nedeni yapılmamıştır.
3) Sanıkların kayıtlara uygun anlatımları ve dosyaya celp edilen telefon görüşmelerine ilişkin resmi kayıtlar karşısında kurulan Sensor cihazının görüşmeye engel teşkil edip etmeyeceği hususundaki temyiz sebebiyle bu konudaki Üye C. Erdoğan'ın tevsii tahkikat gerektirir görüşlerine oy çokluğuyla katılınmamış ve reddedilip esasın yapılan incelenmesinde,
4) Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde sanık Z. Canpolat hakkında da temyiz incelemesi yapılması yönünde görüş belirtilmişse de adı geçen hakkında verilen cezanın resen temyizi kabil olmadığı ve hakkında da herhangi bir temyiz bulunmadığından bu sanık hakkında temyiz incelemesi yapılmamıştır.
5) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri tahfif sebeplerinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde tenkit ve bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıkların duruşmalı incelemede sanık K. Turgut, sanık A., A. Hikmet, İ. Çelik müdafilerinin sübuta, sanık M. Ali Öztürk'ün eksik incelemeye ve sübuta, sanıklar M. Kılıç, S. Kılıç ve M. Kılıç müdafilerinin sübuta, suçların vasıflarına, sanık R. Akçam müdafiinin 4422 Sayılı Yasanın öngördüğü suçun oluşmadığına, gasp suçunda vasfa, M. Taştan vekilinin sübuta ve TCK. nun 51.maddesinin uygulanması gerektiğine, M. Yılmaz'ın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a- Mahkum olan sanıklar hakkında her bir mahkumiyetinden dolayı TCK. nun 31 ve 33.maddelerinin ayrı ayrı tayini gerekirken her bir sanık hakkında cezaların belirlendikten içtima ettirildikten sonra TCK. nun 31 ve 33.maddelerinin bir kez uygulanması suretiyle 31.madde kapsamına girmeyecek suçlardan da mahkumiyet kararı verilmesi,
b- Sanık Murat Yılmaz hakkında müebbet mahkumiyet yanında muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalarından dolayı hücre cezasının TCK. nun 73.maddesi uyarınca ayrı ayrı tayini yerine tek hücre cezasına hükmedilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin duruşmalı incelemede temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, Üye C. Erdoğan'ın tüm sanıklar hakkında 4422 Sayılı Yasaya muhalefet suçunun oluşmadığı, sanıklar K. Turgut ve M. Taştan'ın suçlarının sübut bulmadığı, mağdur M.'e yönelik gasp suçundan mahkum olan sanıklar Atilla, A. Hikmet'in suçlarının sübut bulmadığına sanıklar N. Kılıç, R. Akçam, M. Kılıç'ın mağdur Serdar'a yönelik gasp suçlarında sanıkların fiilinin TCK. nun 318. maddesi çerçevesinde ihkak-ı hak suçunu oluşturacağı konusunda ayrık oyuyla oyçokluğuyla diğer konularda oybirliği ile olmak üzere 30.04.2003 gününde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
I- Öğretide genellikle bir organize suçluluk tanımı yapılmamakta; yalnızca bu tür suçluluk olgusunu ortaya koyan bazı unsurlara yer verilmektedir. Örneğin Kunter/Yenisey 10, Sözüer 8 ve Yücel ise 11 unsurdan hareket etmektedir.
Organize bir suç teşekkülü, genel anlamda birden fazla kişinin hiyerarşik bir düzeyde, disiplinli, sürekli, gayesi her ne pahasına olursa olsun kazanç sağlamak olan, kamu düzenini bozduğu varsayılan, aynı amaca yönelik suçları işlemeyi hedeflemiş bir örgütlenmedir.
Mevzuatımızda Çıkar Amaçlı Suç Örgütüyle Mücadeleyi hedefleyen 4422 sayılı Yasanın 1. maddesinde, organize suçluluğun bir tanımını vermektedir. Bu tanıma göre organize bir suç örgütünde bulunması gereken en temel unsurlar şunlardır:
1- Suç işlemek için en az iki kişinin sistemli ve hiyerarşik biçimde bir araya gelmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, örgüt içinde en yukarıda planları yapan emirleri veren ve örgütü en üst düzeyde yöneten bir şefin bulunmasıdır. Bu sıkı hiyerarşik yapıya uygun olarak hiyerarşinin en alt tabakasında yer alan üyeler, örgütün yapısı konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Çünkü suçları planlayan üst düzey yöneticiler, bunları yerine getiren alt düzeydeki üyelerden yalıtılmıştır. Bu amaçla üst düzey yöneticiler tarafından alınan kararların, bunları yerine getirecek olan üyelere, aktarılmasında aracı kişilerden yararlanılır. Bu hiyerarşik yapılanma, örgütü gerek içe gerekse dışa karşı korumaya hizmet eder.
2- Örgüt kendi içerisinde bir yaptırım sistemine sahiptir. Üyelerinin ve örgütün faaliyetlerinin teşhis edilmesini engellemek için örgüt, gerek içe ve dışa karşı çok iyi işleyen korunma mekanizması ile donatılmıştır. Kendi içerisinde bir yaptırım sistemine sahiptir. Örgüt içi normlar vardır. Hiyerarşik yapının gereklerini yerine getirmeyen, örgüt amaçlarına aykırı hareket eden üye cezalandırılır. Bunun dışında örgüt, suç işleyen örgüt üyelerine, zor durumda kalmaları halinde korunacakları hususunda güvence verir.
3- Örgütün amacı her ne pahasına olursa olsun suç işleyerek kazanç temin etmektir. Organizasyonun gerçekleşmiş olması için mensuplarının cürüm işlemek için anlaşmış, bu doğrultuda iradelerinin birleşmiş olması yeterlidir. Suç örgütü; yasa dışı bazı faaliyetlerde bulunarak, her ne pahasına olursa olsun suç işleyerek kazanç elde etmeyi amaçlamalıdır. Böyle bir yapının oluşturulmasındaki esas gaye budur.
4- Diğer bir unsurda, üyelerinin geçimini suç işleyerek karşılamadaki sürekliliktir. Bu bakımdan suç örgütlerinin yasal bir işletmeden hiç farkı yoktur. Yasa dışı mal ve hizmetlerin dağıtımı, taşınması, üretilmesi amacıyla bir araya gelen örgütün, üyelerinden bağımsız olarak kendine özgü bir örgüt menfaatine sahiptir. Örgüt amaçlarına ulaşmak için sürekli olarak suç işlemelidir. Örgüt üyeleri, geçimlerini suç işleyerek sağlamaktadır. Bu kriterleri bünyesinde barındırmayan yapılar, örgüt, şirket, teşekkül, dernek, vakıf, özel harekât timi v.s. şekillerde adlandırılsalar da organize suç örgütü kapsamı dışında kalırlar.
Bu tarifin ışığı altında somut olayımıza baktığımızda, sanıklar arasında hiyerarşik yapının varlığını, iş bölümünün egemenliğini ve örgüt içinde fonksiyonel iş bölümüne gidildiğini, en yukarıdan en aşağıya kadar herkesin ne şekilde bir rol üstlendiğini ve hangi alanda uzmanlaştığını, korunma mekanizmasının ne şekilde işlediğini, süreklilik arz eden bir yapıya sahip olup olmadığını, amacının her ne pahasına olursa olsun kazanç sağlamak olduğunu belirlemek mümkün değildir.
Şu hale göre adı geçen sanıklar 4422 sayılı Yasanın 1. maddesinde tanımı ve tarifini bulan organize bir suç örgütünde bulunması gereken unsurları taşımamaktadırlar. Başka bir anlatımla organize suç örgütü kapsamı dışında kalmaktadırlar.
Birkaç kişinin menfaat sağlamak üzere TCK. nun 64. veya 65. maddelerine göre işbirliği yaparak belirli bir suçu işleyip haksız menfaat sağlamaları halinde 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütüyle Mücadele Kanununun 1. maddesinde tarifini bulan suçun oluşmayacağı böylece sanıklar bakımından organize suç örgütünde bulunması gereken temel unsurların bulunmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun bu yönüyle hükmün onanması gerektiği yönündeki görüşünü benimsemiyorum.
II- Sanık Kadir Turgut hakkındaki hüküm yönünden;
Maktul A. Aramaz'ın öldürülmesi olayında diğer sanıkları öldürme fiiline azmettirdiği yolunda mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Görgüye dayalı bilgi içermeyen gerçek dışı ve atf-ı cürüm niteliğindeki Sanıklar M. Ali Öztürk ve M. Kılıç'ın çelişkili beyanlarına ve tanık G. Tümsavaş'ın bilgi ve açıklamalarına dayanak yaptığı, öldürme fiilini bizzat gerçekleştiren M. Yılmaz'ın, yargılamanın tüm aşamalarında sanık K. Turgut'u suçlayıcı beyanda bulunmaması karşısında, sanık M. Yılmaz tarafından doğrulanmayan tanık G.'in beyanına, kişiliği de gözönünde bulundurularak itibar edilmemelidir. Böylesine maddi gerçekle ilgi ve irtibatı saptanamayan birtakım yorum ve varsayımlara dayalı sanık ve tanıkların beyanlarına itibar edilemeyeceğinden, şüpheden sanık yararlanır ana kuralıda gözönünde bulundurularak hakkında kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanık K. Turgut'un müsnet taammüden adam öldürmeye azmettirme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün beraat yönünde bozulması gerektiği,
III- Sanık M. Taştan hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Ankara Cezaevi Müdürlüğü'nün 08.05.2002 gün ve 2002/3193 sayılı cevabi yazılarının içeriği aynen ...Sensor veya başka bir adla adlandırılan aletin İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Teknik Dairesi Başkanlığı tarafından Kapalı Cezaevinde cep telefonu ile konuşulmasını önlemek için takıldığı, bu konuda geniş bilginin anılan daire başkanlığından alınabileceği... şeklindedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Teknik Dairesi Başkanlığı'ndan, isnat edilen suçun sübutu yönünden sonucu belirleyecek nitelikteki sensor cihazının teknik özelliklerinin, kapasitesi ve etki alanı ile etkinliğinin, sair nitelik ve özelliklerinin sorulup açıklığa kavuşturulması bakımından tahkikatın derinleştirilip genişletilmesi yönündeki talebim dosyayı görüşen heyetin çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.
Cep telefonu ile cezaevinin içerisinden dışarıya, cezaevi civarından veya dışarıdan cezaevinin içerisindeki şahısları aramayı engellemek amacıyla cezaevine konmuş olan sensor cihazının her türlü görüşmeye engelleyici teknik özellikleri taşıdığı, cihazın etki alanına giren cezaevi civarındaki ev ve işyerlerinde oturanların cep telefonu ile görüşme yapamamalarından ve sensor cihazından etkilendikleri yolundaki vaki şikayetlerinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, cep telefonuyla cezaevi içerisindeki kişilerin cezaevi dışındaki veya dışarıdaki şahısların, içerdeki kişi veya kişilerle görüşmelerinin teknik bakımdan imkânsızlığı, üçüncü şahıslar adına kayıtlı ve onlar adına hat tahsisli cep telefonları ile iddiaya göre cezaevinin içinden görüşme yapan şahıs veya şahısların kimler olduğunun tesbitinin imkansızlığı, sanığın da yargılamanın tüm aşamalarında üçüncü şahıslara tahsisli cep telefonlarıyla görüşme yapmadığı yolundaki savunması, sanık M. ile maktul arasında geçmişe yönelik hiçbir tartışma ve çatışmanın yaşanmamış olması, genelev rantının paylaşılmasını sanık K. Turgut ile beraberce değerlendirdikleri ve maktul A.'in öldürülmesine karar verdiklerinin dosyaya yansıyan delillerinin bulunmaması karşısında müsnet adam öldürmeye azmettirme suçundan sanığın beraat ettirilmesi gerektiği,
IV- Sanıklar A. Aypars ve A. H. Aypars haklarındaki hüküm yönünden;
Genelevdeki iki evin mirasçılarının, evlerinin satılması konusunda avukat Ş. N. Erol'a vekalet vererek müracaatta bulunmuşlar, avukat Şule'de evlerin satışı konusunda yardımcı olabileceklerini düşündüğü bu camiayı iyi tanıyan eski müvekkillerinden sanık A. Aypars'tan satış konusunda aracı olmasını istediği ve bu gaye ile bir araya geldikleri, yaptıkları anlaşmaya göre işbu iki ev M. Bozkurt'a satılacaktır vekalet ilişkisinden ötürü avukat Şule'ye on milyar, sanık Atilla'ya da komisyon olarak beş milyarı peşin bir milyarı da satıştan sonra verilecektir. Ancak yapılan bu anlaşma avukat Şule'nin mirasçı müvekkilleri arasındaki anlaşmazlıktan ötürü bozulmuştur fakat yine de satış işlemi bilahare gerçekleşmiştir. İki evin satışı bakımından yukarıda açıklanan bilgi ve dokümanın aksine somut ve inandırıcı delil ve emare dosyaya yansımamıştır.
Sanıklar Atilla ve kardeşi Arif Hikmet verdikleri hizmet karşılığı komisyon olarak bu parayı almışlardır. Bu durumun ihlali ceza davasına değil, ancak özel hukuk davasına konu olabilecektir.
Şu hale göre, bu ilişki nedeniyle ceza davası bakımından sanıklar A. Aypars ve A. Hikmet Aypars'ın sorumlu tutulmaları mümkün olmadığından gasp suçu yönünden beraat ettirilmeleri,
V- Sanık M. Kılıç hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Sanığın çok yakın arkadaşı olan mağdur S. Tecimer, çeşitli kişilere bu meyanda sanık Murat'a da borçlandığı, kumara dayalı bu borçlara, kanser hastası olan annesinin tedavi masraflarının da eklendiği tüm olumsuzluklara rağmen mağdur S. Tecimer'in kumar oynamayı sürdürdüğü, mağdurdan olan alacağını istediği halde alamayan ve alamayacağı endişesine kapılan sanık Murat'ın alacağını zorla tahsil için diğer sanıklardan mağduru 500 metre uzaklaştırdıktan sonra parasını istediği, parasının olmadığını söyleyen mağdurun, yalan söylediğini söyleyerek alacağını tahsil için ayaklarının dibine ateş ettiği bu baskının sonuç verdiği ertesi gün paranın mağdur tarafından ödendiği, sanık tarafından alacağını tahsil için mağdura zor kullanma şeklinde tecelli eden eylemin Türk Ceza Kanununun 308. maddesi içinde mütalaa edilmesi gerektiği düşüncesiyle,
Sayın çoğunluğun diğer sanıklar ve suçları ile ilgili düşüncelerine aynen iştirak etmekle beraber, (I), (II), (III), (IV), (V) başlıkları altında topladığım hususlarda görüşlerini paylaşmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy