(765 S. K. m. 29, 448, 463)
Dava: Müstakil faili belli olmayacak şekilde Hayati'yi kasten birlikte öldürmekten sanıklar Erkan ile Hüseyin, izinsiz silah taşımaktan adıgeçen sanık Erkan'ın yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ve diğer sanık Mehmet hakkında ceza tertibine yer olmadığına, sanık Hüseyin'ın da üzerine atılı müsnet suçtan beraatine ilişkin ( B )Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.9.2002 gün ve 114/85 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar Erkan, Hüseyin ile müdahil taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Tebliğname değerlendirilmiş;
Adam öldürme eyleminin müşterek faillerinden birinin kardeşi Hüseyin olması ve eylemin bölünemez bütünlük arzetmesi nedeniyle sanık Mehmet hakkında TCY.nın 296/son maddesince ceza tertibine yer olmadığı hükmü verilmesinde isabetsizlik görülmemiş tebliğnamede ileri sürülen ve diğer asli maddi fail Erkan'a izafeten TCY.nın 296/1. maddesine mümas suçun oluştuğunu ileri süren görüş benimsenmemiştir,
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar Erkan ve Hüseyin 'ın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul kısmen reddedilmiş, sanık Hüseyin yönünden isnat edilen suçta elde edilen delillerin mahkumiyete yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece kabul ve takdir edilip beraat kararı verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar ve Hüseyin müdafiinin tahrikin derecesine, müdahil vekilinin Erkan ve Hüseyin yönünden vasfa, takdiri indirim sebebine yönelen, Mehmet ve Hüseyin yönünden ise bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık Hüseyin hakkındaki beraat hükmü ile sanık Mehmet hakkındaki ceza tertibine yer olmadığına ilişkin hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
Ancak;
2-Sanıklar Erkan ve Hüseyin la ilgili hükümler yönünden;
a-Sair yönleriyle yasaya aykırılık yoksa da;
Tasarlama halinin kabulü için gerekli bulunan; "eylem kararını koşulsuz verme, cayma için yeter süre geçmesine karşın vazgeçmeyerek sebat ve ısrarla icra etme" öğelerinin varlığının tam bir netlikle saptanamadığı olayda, öldürme fiilini aralarındaki asli yardımlaşma ile gerçekleştirme yönünde önceden karar verip birer tüfek temin ederek maktülün evi önüne gelen sanıkların seslenip evden çıkardıkları maktüle birlikte ve çok sayıda ateş ederek dördü ölümcül nitelikli isabetlerle sonuç aldıklarının oluş ve kabulden anlaşılması karşısında, sanıklar Erkan ve Hüseyin'ın yoğunlaşmış kasıtla ve belirgin bir ön hazırlıkla icra etmiş oldukları eylem nedeniyle TCY.nın 29/son maddesi uyarınca temel cezanın asgari haddin üstünde tayini suretiyle 64/1,448,51/1,59. maddelerince cezalandırılmaları gerekirken bu tür olaylarda uygulama yeri bulunmayan 463. maddesi lehe tatbik edilmek suretiyle eksik ceza tayini,
b-Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren ve para cezaları hesabında bin lira küsurunun gözetilmemesi hükmünü lehte vazederek TCY.nın 2/2. maddesince uygulanması gereken 4806 sayılı yasa ile değişik TCY.nın 30/2. maddesi gereğince sanık Erkan hakkında 6136 sayılı yasaya aykırılık nedeniyle yeniden hüküm tesisi zorunluluğunun doğması,
c-Avukatlık yasasının değişik 164/son maddesi uyarınca maktu ücreti vekaletin müdahil vekiline aidiyeti gözetilmeyerek müdahile verilmesine hükmedilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve bozmayı gerektirmekle kısmen tebliğnamedeki görüş doğrultusunda sanıklar Erkan ve Hüseyin le ilgili kabili temyiz hükümlerin müdahil vekilinin temyizi gözetilerek BOZULMASINA16.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy