(765 S. K. m. 296, 464) (1412 S. K. m. 258, 268)
Dava: İsmail'i kasten öldürmekten sanık Abdurrahman, işbu ölümle biten kavgada maktüle el uzatmaktan sanık Yaşar, geceleyin mesken masuniyetini ihlalden adları geçen sanıklar Abdurrahman ve Yaşar ile sanık Zehra'nın yapılan yargılanmaları sonunda, hükümlülüklerine adı geçen sanık Zehra hakkında suç delillerini saklamak suçundan TCK.nun 296/son maddesi gereğince hakkında ceza tayinine yer olmadığına ve adı geçen sanık Zehra'nın üzerine atılı diğer suçtan diğer sanık İsmail'in üzerine atılı suçtan beraatlarına ilişkin ( U )Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.10.2002 gün ve 167/181 sayılı hükmün kendilerine ait mahkumiyet ciheti sanıklar Abdurrahman , Yaşar ve Zehra ile müdahiller tarafından Yargıtay'ca incelenmesi istenilmiş sanıklar duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık Abdurrahman hakkında duruşmalı diğer sanıklarla müdahillerin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Tebliğname değerlendirilmiş;
a )Yasal engel bulunmaması ve süreklilik kazanmış uygulamalara da uygun düşmesi nedeniyle ağır tahrikin konut dokunulmazlığını ihlal suçunda da geçerli sayılmasında isabetsizlik görülmemiş,
b )Tek kalemde hükmedilecek maktu ücreti vekaletten mahkum olan sanıkların müteselsilen sorumlu tutulmaları yasaya aykırı bulunmamış bu itibarla bu yönlere ilişkin bozma düşüncesi benimsenememiştir,
2-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Abdurrahman'ın adam öldürme ve konut dokunulmazlığını bozma, sanık Zehra'nın konut dokunulmazlığını bozma, sanık Yaşar'ın kavgada maktule el uzatma ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, ağır tahrike ve takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip kısmen kabul kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin olayda TCY.nın 462. maddesi koşulları doğduğuna, konut dokunulmazlığını bozma suçunun oluşmadığına, sanık Yaşar yönünden sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık Zehra hakkında TCY.nın 296/1. maddesine mümas suçtan verilen ceza tertibine yer olmadığına ilişkin hükmün ONANMASINA,
Ancak;
1-Sanık Zehra'nın ölümle sonuçlanan kavgaya katıldığı sabit olduğu halde CYUY.nın 258. maddesince değişen vasfa göre ek savunması alınarak TCY.nın 464/3,51/2. maddelerince cezalandırılması gerekirken beraatına hükmedilmesi,
2-Sanık İsmail'in, maktulün cesedinin çay kenarına atılması suretiyle tahkikatın yanlış yöne sevk edilmesine ve kayınpederi, kayınvalidesi ve kayınbiraderinin işledikleri cürümden kurtulmalarını sağlamaya çalıştığı sabit olmakla TCY.nın 296. maddesince cezalandırılması icap ederken kabul edilemez bazı gerekçelerle beraatına hükmedilmesi,
3-Sanıklar Abdurrahman, Zehra ve Yaşar'a konut dokunulmazlığını bozmaktan verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların ağır para cezasına çevrilmesinde yasal dayanağı oluşturan yasa maddelerinin yazılmayarak CYUY.nın 268. maddesine aykırı davranılması,
4-Sanık Abdurrahman'ın adam öldürme suçu nedeniyle uygulanan TCY.nın 33. maddesi ile ilgili olarak TMY.nın 471. maddesiyle getirilen zımni değişiklik uyarınca "infaz kurumunda geçirilecek hapislik süresiyle" sınırlılık yerine "cezası süresince" yasal kısıtlılık kararı verilmesi,
5-Kabule göre; adam öldürme suçundan beraat eden, TCY.nın 296. maddesine aykırı eylemden ceza almayan, mahkum olduğu konut dokunulmazlığını ihlal suçu ise müdahale konusu olmayan sanık Zehra'nın maktu ücreti vekaletten sorumlu tutulamayacağının gözetilmemesi,
6-CYUY.nın 408. maddesine aykırı şekilde farklı suçlardan mahkum olan sanıkların kendi hisselerine düşen yargılama giderinden müstakil sorumluluğu yerine bir kısım masrafın müşterekliğine işaretle müteselsil sorumluluğa hükmedilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve müdahiller vekilinin ve sanıklar müdafiinin temyizi bu yönleriyle isabetli görülmekle hükümlerin tebliğnamedeki görüş doğrultusunda BOZULMASINA 05.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy