(765 S. K. m. 448) (5237 S. K. m. 81)
Dava:Y.K'yı kasten öldürmekten sanık S.E'nin yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin (ERCİŞ) Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 29.09.2003 gün ve 124/151 sayılı hüküm re 'sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Oluş anını gören kimsenin bulunmadığı ve sanığın da tüm aşamalarda maktule yi kendisinin öldürmediğini belirterek suçunu inkar ettiği olayda;
1- Sanık S'nin özde tüm aşamalarda değişmeyen savunmalarında ve bu savunmayı teyit eder nitelikte beyanda bulunan tanıklar S.Y., Ş.Y., A.E. ve M.R.E'nin anlatımlarında, duyulan silah sesini müteakip maktulenin av tüfeğiyle yaralı bulunduğu oda önüne geldiklerinde, kapının içerden kilitli olduğu ve üst kısmındaki cam bölmenin dıştan kırılıp iç kısmındaki anahtar alınarak açılan kapıdan odaya girildiğinde yerde maktülenin yaralı vaziyette yattığının ve hemen yanında tek kırma av tüfeği bulunduğunun görüldüğü, maktulenin yaşadığı anlaşılınca sanık S. ve tanıklar S. ve Ş. tarafından kucaklanarak 100-150 metre mesafedeki araca taşındığı, ilçeye götürülmesi esnasında maktule yi kucağına yatıran sanığın kanamayı azaltma ve acıyı dindirme düşüncesiyle yara ve çevresine eliyle müdahalede bulunduğu, maktulenin ölü olarak hastaneye duhul ettiği ve hiç konuşmadığı anlaşılmıştır.
2- Yapılan otopside maktülenin göğüs kemiğinin 3 cm. altında batın üst kadrandan bitişik atışla oluşan av tüfeği saçma yaralaması neticesi iç organ parçalanması ve kanamadan öldüğü belirlenmiştir.
3- Olay günü Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenen olay yeri keşif ve zabıtaca tanzim edilen olay yeri tespit tutanaklarında maktulenin kocası tanık M.R. ile birlikte yaşadığı ve yaralı bulunduğu oda kapısının üst cam bölmesinin kırılmış ve cam kırıklarının da dışarıdan müdahale ile yapıldığını gösterir tarzda oda iç kısmında dağılmış vaziyette olup odaya ait pencerenin de içten kapalı konumda bulunduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu tespitler de savunmayı doğrulamaktadır.
4- Sanık aleyhine tek delil olay sonrası zabıtaca alınan el svaplarında sağ elinde atış artıklarına rastlanmasıdır.
a- Zabıtaca hastanede maktule Y., sanık S. ve tanıklar M.R.E. ile A.E'nin sağ ve sol el svapları alınmış (el içi veya üzeri olduğu belirtilmemiş) sadece sanık S'nin sağ el svabında atış artıklarına rastlanmıştır.
b- Jandarma Genel Komutanlığı'nın 17.09.2003 günlü ekspertiz raporunda, söz konusu olayda uzun namlulu ateşli silah kullanıldığı, uzun namlulu silahlarda ve toplu tabancalarda el ve yüz bölgesine atış artıklarının yerleşme ihtimali düşüktür. Kullanılan silaha ait mekanizma şekli ve uzun namlulu olması maktule Y'ye ait el svaplannda atış artığına rastlanma ihtimalini azaltmaktadır. Ayrıca sanık S'ye ait el svaplannda atış artığının bulunmasının atış yapan ile yapmayan arasında olabilecek boğuşma veya çevredekiler tarafından atışın engellenme çabalan, ilk yardım veya başka amaçla yaralı şahsa özellikle giriş deliği bölgesine ve elbisesine dokunma, dolu veya boş fişeğe dokunma, atış yapılan silahlara dokunma veya olayda yer alan-almayan ancak ateşlenmeyen bir başka silaha dokunma veya atış yapılan mekanlardaki hedefe yakın eşyalara dokunma gibi olası durumlardan kaynaklanabileceği, sayılan bu durumlara bağlı olarak bir şahsın elinde atış artığının görülmesinin mutlaka atış yaptığı, görülmemesinin de atış yapmadığı şeklindeki değerlendirmeler suçluların belirlenmesinde kesin bir kriter olamayacağı bildirilmiştir.
c- Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun 16.10.2002 tarih ve 1903 sayılı raporunun sonuç kısmında "dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında",
aa- Kişinin ölümünün av tüfeği saçma taneleri yaralanmasına bağlı iç organ harabiyeti sonucu gelişen iç kanamadan ileri geldiği,
bb- Yara yeri, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olması ve olayda kullanılan tüfeğin özellikleri ile kişinin fiziki yapısı birlikte değerlendirildiğinde bu atışın kişinin kendisi tarafından yapılabileceği, gibi aynı mesafe ve lokalizasyonda bir başkası tarafından da yapılmış olabileceği, bunlar arasında tıbben ayırım yapılamayacağı,
cc- "Barutun cinsi, silahın özellikleri, ateş edildikten sonra geçen süre ve elin silinmesi, yıkanması gibi durumlarda ateş eden elde atış artıklarının bulunamayabileceği gibi ateş etmemiş bir kişinin giriş yarası yerine veya silahla teması halinde de atış artıklarının bulaşabileceği bu nedenle el svaplannda atış artıklarının bulunmasının o kişinin ateş ettiğinin kesin delili olamayacağı" şeklinde kanaat bildirilmiştir.
5- Yerel mahkemece 03.04.2003 günlü oturumda yapılan tespit ve gerçekleştirilen tahkikat neticesi edinilen bilgi ve gözlemde; "tüfeğin tetik tertibatından itibaren namlunun uzunluğunun 95 cm. olduğu, maktülenin her konumda tetiğe temas ederek kendisini vurmasının mümkün olduğu" belirtilmiştir.
6- Başka köyde oturan maktulenin anne ve babası haricinde maktule ile sanık veya ailesi arasında kavga, tartışma gibi sorun olduğuna ilişkin hiçbir beyan yoktur. Sanık ve tanıkların tamamına yakını "maktulenin, kocası tanık M.R'nin İstanbul'a çalışmaya gitmesini istemediğini ve gidecek olmasından üzüntü duyduğunu ifade etmişlerdir,
Tüm bu bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetini gerektirecek nitelikte delil bulunmadığı, elinde atış artığının bulunmasının, bir kısım tanıkların olaya müdahale etme zamanı ile av tüfeğinin bulunduğu yerle ilgili ifade farklılıklarının ve svap alma sırası, sanığın elinde kan bulaşığı olmadığına dair tanık beyanlarının sadece sanığın suçu işlemiş olabileceği varsayımına götürecek şüphe olarak değerlendirilebileceği, şüphenin de mahkumiyet için yeterli sayılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Sonuç:Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), bozma sebebine göre tahliyesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal TAHLİYESİ için Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılmasına 12.07.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy