(765 S. K. m. 451)
Failin iradesinden hariç gayrimelhuz esbabın inzamı sonucu B.G'nin ölümüne sebebiyet vermekten sanık R.T'nin yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin (SİVAS) BİRİNCİ Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 2.6.2003 gün ve 81/97 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
SSK Hastanesi polikliniği önünde muayene için sıra beklediği süreçte hekimin sıradakini çağırması üzerine, maktulün, acele ile, sıranın kendisinde olduğunu beyan ederek arkadan seğirttiği, ön sırada bulunan sanığa çarpıp ayağım ezdiği, beklenmedik bu hareket üzerine insiyaki bir tavırla sanığın kendine çarpan kişiyi iteleyip ikaz ettiği, bazı anlatımlara göre itelenen maktulün kafasını kapıya çarptığı ardından içeriye girip muayene olduğu, hekimin sıradakini çağırması üzerine sanığın doktor odasına girdiği ancak maktulün saldırısı ve hakaretine maruz kaldığı, araya doktorun girmesi ve sanığın muayene olmadan çıkması sonrasında maktulün odadan çıkıp sanığa hücum ederek taşkınlığına şiddet kazandırdığı, bununla da kalmayıp küfürlerini sürdürdüğü ancak o esnada kendisinde önceden mevcut bulunan kronik bulgu ve damar hastalığının akut hale girişiyle kendisini kaybederek düştüğü, hastanede tedaviye alınmasına rağmen kurtarılmayarak öldüğü olayda;
Sanığın arkadan kendisine çarpılması ve ayağına basılması üzerine maktulü itelemesinin TCY'nın 456. maddesinde tanımlanan "darp, cerh ve müessir fiil" kastına bağlanamayacağı, her ne kadar bazı tanıklar, iteleme sonucu kapıya çarptığım tarif edip etkili eylem kasıtını çağrıştıracak beyanlarda bulunmuş ise de, tanık R'nin sanığın davranışının refleks mahiyetinde gerçekleştiğini açıkladığı, her etki halinin bir tepkiyi yaratabileceği ve refleks mahiyetini aşamayacak karşı tepkinin de hukuka uygunluk kapsamında kabulü gerekeceği, iteleme üzerine maktulün kafasını kapıya çarptığı kabul edilse dahi ölüm sonrasında aynı gün yapılacak harici muayene ve otopsi işlemlerinde alında iz emare ve ekimoza rastlanmamasının bu tepkinin aşın düzeyde olmadığı gerçeğini açığa çıkardığı, iteleme sonrası doktor muayenesine giren maktulün doktoruna bir şikayette bulunmamasının ya da doktorunca kardiyok bir spazm tespit edilmemiş olmasının, sanığın davranışı nedeniyle kalp rahatsızlığı geçirmediğini düşündürdüğü, iteleme dışında sanığın hiçbir sözlü ve fiili saldırıda bulunmamasına karşın maktulün gerek doktor odasında gerekse dışarıda sanığa saldırıp küfretmiş oluşunun maruz kaldığı krizi yaratmaya daha elverişli aktiviteyi teşkil edişi nedeniyle; kuşku halinin lehe yorumlanacağı ilkesi gereğince hasıl olan ölümden sorumlu tutulamaması gerekeceği, maktulden kaynaklanan fiili ve sözlü saldırıların kalp krizini yaratma riskinin fazlalığı karşısında ara yerde sanıktan sadır olan ve refleks mahiyetinde kabulü gereken itelemenin ölüme etken neden olarak değerlendirilemeyeceği cihetle; sanığın beraatına hükmedilmesi gerekirken kuşku halini sanık aleyhine yorumlayarak yazılı biçimde mahkumiyetine hükmedilmesi yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyizi isabetli görülmekle hükmün tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak (BOZULMASINA) 21.4.2004 gününde Başkan S.M. ile üye M.Y'nin karşı oyuyla oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI GÖRÜŞ:
Sanığın, maktulü müessir fiil sayılacak şekilde darp ettiği tanık anlatımları ve oluştan açığa çıktığına, ölüm olayının ise bu fiile bağlı olarak kendisinde mevcut hastalığın da inzimamı ile meydana gelip başkaca bir etken bulunmadığı tıbben belirlendiğine göre, sanığın kastın aşılması suretiyle gerçekleşen ölüm hadisesinden objektif sorumluk kuralı gereği hukuken sorumlu bulunacağına binaen delilleri bu yönde isabetli takdir ederek hüküm kuran yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediğinden çoğunluğun bozma düşüncesine katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy