(765 S. K. m. 10, 31, 33, 59, 62, 73, 448, 450, 512) (1412 S. K. m. 253) (6136 S. K. m. 13)
V.R.'yi taammüden öldürmekten, G.İ.Ü.'yü de taammüden öldürmeye tam derecede teşebbüsten ve izinsiz silah taşımaktan sanık A.D.'nin yapılan yargılaması sonunda: TCK'nun 450/4, 59/1, 33, 33, 450/4, 62, 59/2, 31, 33, 6136 Sayılı Kanun'un 13/1, TCK' nun 59/2, 73. maddeleri gereğince 4 ay geceli-gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezası yerine TCK'nun 10/a maddesi uyarınca Alman Ceza Kanunu'nun 211 ve 224. maddeleri ile Ateşli Silahlar Kanunu'nun 54. maddeleri uyarınca ömür boyu hürriyeti bağlayıcı ceza ile hükümlü1üğüne ilişkin (ADANA) İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 01.10.2003 gün ve 163/333 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ile müdahil G.İ.Ü. tarafından istenilmiş, sanık duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle sanık hakkında duruşmalı, müdahilin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
1-) Yasal şartları oluştuğu takdirde TCK'nun 31. maddesinin uygulanması, yerleşik içtihatlara göre "kamu düzeni ile ilgili" kabul edildiğinden, tebliğnamedeki bu yöne ilişen bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2-) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık A'nın maktul V.R.'yi öldürmek, mağdure G.İ.Ü.'yü öldürmeye tam teşebbüste bulunmak suçlarının sübutu kabul, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı incelemede, usule, vasfa, 4771 Sayılı Kanun'un yanlış uygulandığına, içtimaın doğru yapılmadığına, TCK' nun 31. maddesinin uygulanmaması gerektiğine yönelen, mağdur müdahil G.İ. vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak,
a) 6136 Sayılı Kanuna muhalefetten kurulan hükümle ilgili olarak;
TCK' nun 512. maddesine göre, yabancı ülkede işlenen cürümler için "aşağı haddi 3 yıldan az şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren cürümlerde takibat suçtan zarar gören kimsenin veya yabancı hükümetin şikayetine bağlıdır." Bu durumda sanık A. hakkında, Almanya'da işlendiğinde şüphe bulunmayan 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan kovuşturma şartı gerçekleşmediğine göre CMUK'nun 253. maddesi gereğince "düşme kararı" verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
b) Maktule ve mağdureye karşı işlenen suçlardan kurulan hükümlerle ilgili olarak;
aa) Sanıkla mağdurenin yaklaşık 9 yıl evli kalarak 12.11.1991 tarihinde boşandıkları, 1988 doğumlu müşterek bir kız çocuklarının olduğu, çocuğun annede kaldığı, kızının yetişme tarzıyla ilgili endişeleri bulunan sanığın zamanla mağdurenin yaşam tarzını sorun haline getirdiği, bu sebeple zaman zaman mağdureyi telefonla ya da bizzat gelerek rahatsız ettiği, bunun küfür ve tehdide kadar vardığı, sanığın bu tür davranışlarının en son olaydan 1 gün öncesine kadar devam ettiği, olaydan 1 gün önce de A'nın mağdurenin evine gelerek, mağdureye karşı küfürlü ve tehdidi konuştuğu, sonra kendiliğinden ayrıldığı, olay günü ise mağdurenin erkek arkadaşı olan maktul ile paten kaymaya gitme konusunda randevulaştığı, konuştukları saatte, maktulün mağdurenin evine geldiği, birlikte evden çıkıp arabaya bindikleri sırada ileride bekleyen sanığı gördükleri, sanıktan tedirgin olmakla birlikte, maktulün arabasına binip sanığa doğru giderek, onun yanından geçip sağ tarafa Wahlingsweg Caddesi'ne döndükleri, bu caddeyi boydan boya geçtikleri, sanığın da aynı caddeden yürüyerek onların gittiği istikamette ilerlediği, maktulün bu kez bu caddenin bittiği yerden yine sağa dönerek Washlingsallee Caddesi'ne geçtiği ve yoluna devam ettiği, sanığın da bu sırada her iki caddenin kesiştiği noktaya gelip, orada bisiklet yolunda beklemeye başladığı, bu kez mağdurenin arabadan cep telefonu ile polisi arayarak A'dan şikayetçi olduğu, polise ihbarda bulunduğu için de A'yı gözden kaybetmek istemediği, bu sebeple girdikleri caddenin sonuna kadar gittikten sonra, A'ya bakmak için U dönüşü yaparak tekrar sanığın bulunduğu yere geldikleri, A'nın maktul ve mağdureyi tekrar görünce tehdit anlamında el hareketi yaptığı, bunun üzerine maktulün sanıkla konuşmak için, normalde özel araçlar için uygun bir park yeri olmadığı halde, sanığın hemen yakınına özürlülere ait park yerine arabasını park ettiği, o sırada arabaya yaklaşan sanığın önce sağ tarafta oturan mağdureye kapalı olan camın dışından ateş etmeye başladığı, mağdurenin sağ kalçasından yaralandığı, mağdure ve maktulün şoför kapısından aşağı düştükleri, bunu gören sanığın bu kez arabanın sol tarafına geçerek tekrar ateş etmeye başladığı ve bu atışlar sonucu maktulün vurularak öldüğü, sanığın da olay yerinden firar ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu oluş karşısında, sanıkta önceden oluşmuş bir öldürme kararının varlığı kabul edilse bile, maktul ve mağdureye karşı eylemlerinde taammüt fiilen mevcut sayılamaz. Çünkü, taammüdün oluşabilmesi için failin öldürme kararını koşulsuz olarak vermesi, bunda sebat etmesi, ulaştığı ruhi sükunete rağmen kararından vazgeçmeyip, bu akış içerisinde ısrarla İcra hareketlerine başlaması gerekir. Sanığın eski eşi olan mağdure ile mağdurenin erkek arkadaşı olduğu anlaşılan maktulü, daha elverişli şartlarda evin önünde de öldürme şansı varken bunu yapmaması, ardından maktul ve mağdurenin bulunduğu arabanın kendisinden uzaklaşmasına izin vermesi, normal şartlarda yürüyerek arabaya yetişme imkanı bulunmamasına rağmen, araç temin etme gibi bir faaliyet içine girmemesi ve esasen maktul aracı ile uzaklaştıktan sonra geri dönüp gelmese ve orada durmasa idi suçu işleme imkanını da tamamen yitirmiş olacağı gerçeği karşısında, sanık hakkında maktule karşı eyleminden TCK' nun 448, 59, mağdureye karşı eyleminden de TCK' nun 448,62,59. maddeleriyle hüküm kurulması ve bu cezalar içtima ettirilerek TCK' nun 10/a maddesi de gözetilmek suretiyle sonuç cezanın tespit ve tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçe ile suç vasfının taammüt olarak kabulüyle fazla ceza tayini,
bb) Kabul ve uygulamaya göre de, sonuç ceza olarak, hakimiyet kuralı gereğince TCK'nun da yer alan "müebbet ağır hapis cezası" ile tecziyesi yerine, Alman Ceza Kanunu'ndaki düzenlemeye itibar edilerek "ömür boyu hürriyeti bağlayıcı ceza" ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı olup, sanık müdafii ile müdahil G.İ. vekilinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmekle, re'sen de temyize tabi olan hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 15.04.2004 gününde maktule karşı işlenen öldürme suçunda taammüdün bulunmadığına ilişkin bozmada oybirliği, mağdure G.İ.Ü.'yü öldürmeye tam teşebbüs suçunda taammüdün mevcut olmadığına üyeler R.Y.T. ve M.Y.'nin karşı oyları ve oyçokluğu ile sair hususlarda ise oybirliği ile karar verildi.
Karşı Oy
Eski eşi olan mağdurenin başkasıyla yaşamasını hazmedemeyen sanığın uzun süreden beri tevali eden tehdit ve küfürlerine ilaveten son olarak olaydan 1 gün önce de mağdureyi ölümle tehdit ettiği, olay günü evden beraberce çıkıp arabaya binerek uzaklaşan mağdure ve arkadaşı olan maktulün geri dönüp arabayı park ettikleri sırada gelip ateş etmek suretiyle maktulü öldürüp mağdureyi yaralayarak öldürmeye tam teşebbüste bulunduktan sonra kaçıp geldiği Türkiye'de yakalandığı anlaşılmakla, olayın sebebi, suçun işleniş şekli, sanığın olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışları göz önüne alınarak mağdureye karşı eyleminin taammüden gerçekleştirildiğinin kabul edilmesinde isabetsizlik görülmediğinden sayın çoğunluğun bu suçla ilgili olarak vasfa ilişen bozma görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy