(765 S. K. m. 49, 451, 452) (5237 S. K. m. 24, 25, 87)
Dava: Failin iradesinden hariç gayrimelhuz esbabın inzimamı sonucu M'nin ölümüne sebebiyet vermekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık M'nin yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin ( BAKIRKÖY ) Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 09.07.2003 gün ve 433/172 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ile müdahil taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: İddianame içeriğine göre 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan kamu davası açıldığının kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdiri cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
Kastın aşılması suretiyle adam öldürmek suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Olay gecesi maktülün yanında birden çok kişi olduğu halde sanığın meskenine girerek sanığı dövmek için üzerine yürüdükleri sırada sanığın üzerinde bulundurduğu tabanca ile korkutmak için ateş etmesinden dolayı kalp hastası olan maktülün bu ateşin heyecanı ve stresinin de etkisiyle öldüğünün oluş ve kabulden anlaşılmasına göre;
a ) Gece vakti meskeni içinde kendisine saldıran birden çok kişiyi korkutup kaçırmak ve böylece muhakkak akibet olan dövülmekten kurtulmak ve şahısları evinden çıkarmak amacıyla sanığın kişileri hedef almadan ateş etmesinin haksız ve ölçüsüz eylem olarak değerlendirilemeyeceği, tamamen meşru müdafaa ortamı dahilinde hareket ettiğinin kabulü gerektiği cihetle, TCK'nun 49/2. maddesi uyarınca ceza tayinine mahal bulunmadığına ve bu sebeple beraatine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
b ) Kabule göre de; TCK'nun 452. maddesinin uygulanabilmesi için müessir fiilin mevcudiyetinin şart olduğu, olayda ise müessir fiilin bulunmadığının gözetilmemesi suretiyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
Sonuç: Kanuna aykırı olmakla müdahil vekilinin ağır tahrik bulunmadığına vesaireye ilişen temyiz itirazlarının reddi, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 15.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy