(5237 S. K. m. 81)
Gasp suçunu kolaylaştırmak maksadıyla Melek Bektaş''ı öldürmekten sanık Alper´in yapılan yargılanması sonunda: Beraatine ilişkin (ŞEBİNKARAHİSAR) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.06.2004 gün ve 93/37 sayılı hükmün Yargıtay´ca incelenmesi C.Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sivas´ın İmranlı ilçesinde Hasan isimli kişiyle evli olan maktülenin, daha önceden eşiyle anlaşamayarak Zara ilçesinden bir başka şahısla birlikte yaşamaya başladığı, burada da kendisine kötü davranılması üzerine olay günü İmranlı´da bulunan eşinden kimliğini alıp, çocuğunu da gördükten sonra il dışına kaçma planı ile yola çıktığı, İmranlı´ya gitmek için akşam saatlerinde Suşehri ilçesine geldiği, bu ilçede parça parça altınlarını kuyumcuya bozdurarak bunların yerine 1 adet bilezik aldığı, 1 adet bileziğin de önceden kendisinde bulunduğu, bu şekilde terminalde beklerken, nöbetçi polis memurlarının maktüle ile ilgilendikleri, o saat itibarıyla İmranlı ilçesine otobüs bulamayacağı için kendisini alıp, geceyi geçirmesi için sanığın ailesine ait otele götürdükleri, burada sanığın, kardeşi Adem ve babalarının da bulunduğu sırada maktüleyi saat 19.00 sıralarında, sabah 07.00 de geri almak üzere otelcilere teslim ettikleri, sanık Alper´in maktüleyi alarak odasına yerleştirdiği, bu saatten sonra sanık Alper´in birkaç kez maktülenin yanına girip onunla sohbet ettiği, sabah 07.00 de polis memurlarının gelerek sanıktan maktüleyi getirmesini istedikleri, sanığın odaya çıkıp geri gelerek maktülenin otelde olmadığını söylediği, daha sonra saat 11.00 sıralarında maktülenin otele 2400 metre mesafede, arazide yol kenarındaki çukurda ölü bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla; kadınlara karşı zaafı olduğu kardeşi Adem tarafından da ifade edilen sanık Alper´in, maktülenin otele yerleştiği saatten itibaren maktülenin odasına gidip gelme konusunda ısrarlı davranması, kardeşi Adem´in ısrarla babam-annem seni çağırıyor demesine rağmen saat 21.00 den 24.00´e kadar eve gitmeyerek, birkaç kez maktülenin odasına girmesi, her girişinde odada uzun süre oturması, hatta saat 23.30 da maktülenin kaldığı kattaki başka bir odaya müşteri götüren Adem´in, mutad olmadığı halde kat kapısının kilitli olduğunu görünce şaşırarak kapıya uzun süre vurması sonucu, sanığın maktülenin odasından çıkarak gelmesi, kat kapısını kardeşine açtığında maktülenin odasının kapısını kapatıp önünde durmak suretiyle odanın içinin görünmesini engellemesi, sanık dışında başka bir kimsenin maktüle ile konuştuğuna dair herhangi bir iddia ve delilin bulunmaması, maktülenin kaldığı odada bulunan sigara izmaritleri ile maktülenin cesedinin bulunduğu yerde ele geçen 3 adet sigara izmaritinden teşhise elverişli bulunan 2 tanesinin sanık tarafından içilmiş olduğunun ekspertiz raporları ile tespit edilmesi, sanığın olay gecesi üzerinde olduğu ifade edilen krem renkli takım elbisenin, olay sabahı sanığın evinde yıkanmış olarak bulunması, cesedin bulunmasının ardından soruşturmada oldukça hassas davrandıkları gözlenen Suşehri Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin Sivas´tan çağırdıkları olay yeri inceleme ekiplerinin delillerin toplanmasında itinalı davranmaları, bu ekiplerin öncelikle cesedin bulunduğu yerdeki delilleri, daha sonra da otel odasındaki delilleri topladıkları sırada sigara izmaritlerini ayrı ayrı delil numarası vererek ayrı delil torbalarında sakladıklarını ifade etmeleri, delillerin birbirine karıştırıldığına veya kolluk görevlilerinin sanığı sevmedikleri için aleyhine delil oluşturma yoluna gittiklerine ilişkin hiçbir delilin bulunmaması, maktüleye otele gelmeden önce polis memurları tarafından acıktığını bildirmesi üzerine alınan köfte ekmeğin henüz tüketilmemiş olarak maktülenin yanındaki poşetin içinde bulunması, sanık ile sanığın anne ve babasının başlangıçtan itibaren sanığın o gece eve geliş saatleriyle ilgili çelişkili beyanlarda bulunmaları, buna karşılık sanığın kardeşi Adem´in ilk ifadesinde Alper´in şüpheli hareketlerini ayrıntılı olarak anlatması birlikte değerlendirildiğinde, yerel mahkemenin bu konudaki yorumunun yerinde bulunmadığı, buna göre, maktülenin öldürülmesi sırasında sanığın maktüle ile birlikte olduğu, sanığın önceki ve sonraki davranışları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde maktüleyi sanığın boğarak öldürdüğünün kabulü gerektiği, buna karşılık, maktüleyi ne sebeple öldürdüğü ve maktüleye ait bilezikleri ne şekilde aldığının net olarak belirlenememesi sebebiyle lehe yorumla, bilezikleri maktüleyi öldürdükten sonra aldığının kabul edilebileceği cihetle, sanık hakkında kasten öldürme ve hırsızlık suçlarından mahkumiyet kararı kurulması gerekirken, yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Yasaya aykırı olup, yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmekle hükümlerin tebliğnamedeki düşünce hilafına BOZULMASINA, 22.09.2005 gününde, her iki suçtan sübut bulunmadığı yolunda Başkan Seydi Yetkin´in muhalefetiyle oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy:
Sanığın yağma amacı ile maktüleyi öldürdüğüne dair şüpheden uzak mahkumiyete yeter derecede vicdani kanaat oluşturacak kanıt bulunmadığından ceza hukukunun şüpheden sanık yararlandırılmalıdır genel ilkesi gözetilerek yerel mahkemenin sanığa atılı suçların kanıt yetersizliğine dayanarak verdiği beraat kararının ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına karşıyım.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy